Öteki ve Sen
Sen kendi yakasında aşkın Rüzgârına kapılmış gidiyorsun. İnsaf et ey yâr gölgende unuttuğun benim
Sefere çık ey sefir muhabbetin aksi yok,
Bir his, şüpheyle karışık lacivert korkuyla kaplıyor bulduğu boşluğu. Huzursuz inceleyiş ve uykusuz geceler. Kalp çarpıntısı, ardından en ince yerden acıtarak gelen ruh bozukluğu. Dalıp gitmeler, farkına varılamayan geri dönüşler. Kendinden amansız zamansız geçişler. Öfke davetleri ardından gelen sükût demine ait bir gülüş.''Aman sende''ler .''O yapmaz! Asla! Benim başıma gelmez. Bunca zaman, bunca anı, bunca, bunca, buncalar... Bütün bunlardan vazgeçemez diyen, kendine bile inanmayan beklentiler. Sessiz sedasız bir fırtına öncesi...
İhanetin kamçı sesi İliklerinde yayılırken dalga dalga Sessizlik bozulur. Zapt edilemez ruhun alır gider başını Dar akşam vakitlerinde Hangi izbe sokaklarda tazeler de umudunu Ve hangi fahişe yataklarda hükmünü verir sadakatin Yalın kılıç bırakır aşkı orta yerde
Öteki olmanın dayanılmaz ağırlığı... Of baş ağrısı... Emeksiz geliveriş ve tahta kuruluş, el etmez güç yetmez... Fırtına; kasıp kavuran. Önce isyan ve öfke nöbetleri... Ölümüne, nisyan sandığın öldüren şüphe debelenmesi... Dağılış kahroluş ve kendince kadınlığına yapılmış hakaret... Ağlama nöbetleri. Emeklere yanış.
Her güne her geceye amansız savruluş.
Ötekine düşmanlık en amansız bedduaları yollayış. İnsanlıktan çıkış, senin varlığın diğerinin tehdidinde can çekişir. Öteki ahhh karaçalı. Uğursuz...
Sen bu musun?
Değilsin.
Hak etmediğini düşünürsün bu yaşadıklarını.
Gözyaşı önce gizli sonra aşikâr.
Sonrasında yoruluş ve duruluş.
Sükûn ve kendince cebelleşme
Sükûtun kısa demi yeniden alaz yeniden hesaplaşma...
Senin ben olmama izin vermeyeceğim gibi ben de sen olamayacağım. Tercih hakkı olmalı birinin, aşk kalmamalı orta yerde. Velâkin sen o hakkını kaybettin. Ben tercih dışı... Elenen, gözdeyken gözden düşen. Bende ki, sende bile gerçek değil. Gitmesi gereken ama gitmeleri göze alamadığı için direnen. Değişen, üzülen, pişen, affeden...
Bu ben miyim?
Değilim.
Sahi değil miyim?
O halde aynadaki kadın kim.
Kaçıncı hak mahrumiyeti bu Kaçıncı telafi yanılgısı Kaçıncı bittilere meydan okuyuş. En azgın demlerinde öfkenin Kaybetme korkusu, susuş
Ve ötekinin gelip yerleşen varlığı bütün karşı koyuşlara direnen. Belki cismen değil ama hayalinin dayanılmaz sancısı. Yârin yüzünde ona ait tebessüm, bir anlık hatırlanış ;sevdanın,heyecanın izi. Onun inatçı susuşları, senin kadınsı aldanışların, yürek kalkıntısı beklemeler. An ne yaman...
Beklemek yorar.
Terk edilme ihtimali koyar günden güne, gözlerine vurur mührünü. Onun gözlerinde sen olamayan bir ışık. Bir parıltı sana yaban ve ait olmayan, beklentili dokunuşlar... Ve seni sen olmaktan çıkaran vurdumduymaz zaman. Yakarış, umuda aralık bırakılan kapılar. Eli kulağında gerçekleri umutsuz bekleyiş.
Ey sevgili anladım Gözlerimin harelerinde oynaşır aşkın Laftan anlamaz kalbim Sakınır saklar altın kulelerinde seni Güneşi kapatır aydınlığını görmez Kelepçeler, ızdırabını da Düşlerine bile sokmaz Yollarına kapanır yüreğinin Sürgüler kapısını umudun Dudaklarındaki muammanın Çözer arada bir düğümünü Açık vermez. Sır vermez. Dikenler hayırsız Gülü vermez
Akrebin akrepliği tutar. Say ki; yâr. Yelkovan kovalamaktan yorgun bitap senle müsavi. Sen acında boğulursun nefessiz sessiz. Koruyamadığın aşk-ı varlığınla:
Bir gün onu anlarsın Hak verirsin Sen ve öteki Öteki ve sen Nerde başlar nerde biter girift. Bir masaldır ya bu elması düşmeyen, tahtını kaybeden, tacı alınmış bir sultan...
An gelir, fonda ?'Eşyalar toplanmış, kadınım.''
Ey sevgili bu şiir sana sitemimdir, Hoşça kal. Yalnız, Sen giderken Aşk kokacak Bıraktığın her iz.
17.10.2008