Bu Çocuk Benim Değil -1-
BİRİNCİ BÖLÜM
Güneş bulutların arasından henüz sıyrılmamıştı. Sabahın ayazı soluğumu kesiyordu. Adımlarımı hızlandırdım.Geç kalmamalıydım.Hastane bahçesine geldiğimde gün bulutlardan uzanmış aydınlık bir sabahı kucaklamıştı.İ.Ü.Tıp Fakültesinin bahçesinde koşturuyordum... Nefes nefese büyük camlı kapıdan içeri girdiğimde hasta yakınları ve hastaların telaşlı bekleyişleri daha şimdiden başlamıştı. Mesai henüz poliklinik memurlarını koltuklarına oturtmamıştı. Göz bölümüne geldiğimde sırada 13 kişi vardı. Yarım saat ayakta bekledikten sonra numaramı almıştım. Saat 08:30 u gösterirken muayene olacağım göz doktorunun kapısına yakın uzun tahta sıraya oturdum.10 dakika olmamıştı ki, yanıma bir kadın ve kucağında dokuz aylık mavi gözlü bir bebeği ile oturdu. Bir süre sonra bebek benim saçlarımı eliyle kavrayıp çekince canım çok yanmıştı. .
Tam annesine,lütfen çocuğunuza sahip çıkar mısınız..diyecek oldum ki, kadın hıçkırıklarla bana;
- Lütfen bana yardım eder misiniz?Çocuğumu 5 dk tutarsanız, şu kulak boğaz gişesinden muayene fişi alıp geleceğim. dedi.
Kızgınlığım geçmişti. Yerini şaşkınlığa bıraktı!...30 yaşlarında modern görüşlü bu kadına hayır!diyemedim.
- Eğer işiniz uzun sürecekse, bende göz sıramı bekliyorum. çabuk gelin.Dedim ve süreklianne,anne..diyen çocuğu kucağıma aldım.
Annesi muayene fişini almaya gidince, korktuğum olmadı. Çocuk annesinden ayrılınca ağlayacak sanmıştım. Gözüm üç alana gidip gelmekteydi şimdi de...Hem göz doktoru kapısında yazılı olan kırmızı numaratöre, hem uzaklaşan çocuğun annesinin gidiş istikameti hem de, oramı buramı minik parmaklarıyla yoklayan kucağımdaki dokuz aylık çocuğa...Endişeli bekleyiş sürüp giderken yanımdaki boş alana hastanın biri oturup biri kalkıyor ve kucağımdaki çocuğa gülümseyip,
-Ne güzel bir çocuk.Allah bağışlasın! Kaç aylık?...sorularına muhatap oluyordum.
Tabi bende her seferinde;
-Benim çocuk değil.Bilmiyorum.Annesi bana bıraktı.Az sonra gelecek...gibilerinden yanıt veriyordum.
İşte tam o sırada korktuğum başıma geldi! Göz muayene odasının kapısı açıldı ve bir hemşire göründü.
- Göz sırasını bekleyen hastalar lütfen kayıt için gelin.
Ne yapacağımı şaşırmıştım! Çocuğun annesi de henüz gelmemişti. Ya ben doktorun yanındayken gelirse?! Ya kadın çocukla beni göremeyince paniğe kapılırsa?!Endişeli soruları içimde hem sorup hem yanıtlarken hemşireye numaramı ve sevk kağıdımı uzattım. Yarı gövdem kapıdan dışarıda dururken, hemşire hanım sordu.
- Yaşınız ve adresiniz lütfen?
- Şey hemşire hanım bu çocuk benim değil.Annesi bana emanet bıraktı da.Ben ne yapacağımı şaşırdım. Sıramı da kaybetmek istemiyorum...
Gibi sözlerimi sıraladığımda hemşire tepkisizce yanıtladı.Hatta birazda sesini yükseltip kızdı da...
- Hanımefendi ben size yaşınızı ve adresinizsordum.Kucağınızdaki çocuğu sormadım..
- Şeyy, özür dilerim hemşire hanım! Aklım bu çocuğun annesine takıldı da. Tam yarım saat oldu gelmedi...Şaşırdım kaldım!Yaşım 35.Taksim, Sıraselviler...
Arkamda sırada bekleyen hastalardan sabırsız sesler yükselmişti bile.Öyle ya, kimsenin zamanını çalamazdım. İşim bitince yine tahtadan bekleme sırasına oturdum.Çocuk gülücükler atıyor ve yanağımı öpüyordu. Kısa sürede alışmıştı bana. Hatta alışmaktan öte,
- Anne, anne..Diye saçlarımı çeliştirip her gelip geçenin dikkatlerini de üzerimizde topluyorduk. Zaman bekleyenlere uzun gelirmiş. Bir yarım saat daha geçince, göz doktorumun bulunduğu odaya tekrar girdim. Hemşire hanıma rica edecektim.
- Hemşire hanım, ben bu çocuğun annesini nasıl bulabilirim?.Ya ben buradayken kadın paniğe kapılır bizi kaybederse?Sizden ricam bu çocuğu hastane polisine teslim etseniz...Hemşire hanım gülümsedi. Yüzünde alaycı bir ifade belirdi.
- Bu çocuk gerçekten sizin değil mi?
- Hayır, benim değil.Tanımadığım bir kadın bana bırakıp kulak burun boğazdan numara alıp geleceğini söyledi.
Hemşire inanmamıştı sözlerime...
- Peki , bu çocuk sizin değilse neden size sürekli anne diyor?Benimle dalga geçmiyorsunuz değil mi?
Tanrım, Çıldıracak gibi olmuştum!Olacak iş değildi? Orada bekleyen insanlar merakla çevreme toplandılar.Bir anda toplanan küçük kalabalığın dikkat odağı olmuştum!
- Ben az sonra buradayım hemşire hanım...Müracata gidip anons yaptıracağım. Lütfen sıram geçince bana yardım edin..dedim ve uzaklaştım oradan.
Kucağımda ki çocuk salya sümük beni öpüyor ve yüksek sesle gülücükler atıyordu.Önce kulak boğaz burun bölümünde sıra bekleyen kalabalığa baktım. Uzun kuyrukta bekleyenleri bir radar gibi gözlerim taradı. Bu çocuğun annesi yoktu
DEVAM EDECEK