Kadınbaz Bir Adamın Sokak Lambası
Dieser Beitrag wurde am 28.05.2015 als Auswahl des Tages hervorgehoben.
Bazen kaderin yazdığı gerçeklere karşı koyamazsınız. On sekiz yaşımda başladı her şey. O günden bu güne hayatıma giren kadınların haddi hesabı olmadı. Hep onları yazdım. Acılarıyla demlenip dinlendiğim de ise ötekileri... Hiç susmadı kalemim. Dile kolay, tam on yıl şiirlerle geçti zamanım. Kelimelerin, cümlelerin neferine bakmadan, bilfiil soluduğum kokularına bir çift kelamdı benim atfettiğim. Seviyorlar durmadan dediğimde; aslında sebepsiz değildi hiçbiri. Bir sebebi vardı elbet. Kaan kimdir diye sorular büyüdü içimde. Herkes gibiydim. Herkesten biriydim. Beni sevmelerinin sebebi onlara astığım şiirler olabilir miydi? Belki de olabilirdi. Çünkü her insan ardında kalıcı bir şey bırakmak ister. Somut bir iz, elle tutulur sevgiler... Koca bir dünyaya dönüşen özümüzdeki o masumluk, bizi bu yaşama bağlayan şeylerdi. Haklılardı tabi. Yazmalıydım onları. Susmamalıydım. Ta derinlerimde saklı olan o kadınbaz adamı doğurmalıydım ellerimde.
"Deryası hüzün, yelkeni Ay'dan bozma alaca bir ana dilsiniz. Size susabilene aşk olsun"
Susmadım, susamadım. Kadınlar hep güzeldi. Çünkü benim olan kadınları mütemadiyen yaşatmalıydım. Ben onları ölümsüzleştirdiğim için; onlar da ebediyen yaşayacak olmalarından son derece memnunlardı. Böylece ortada hiçbir sorun yokmuş gibi, izliyorduk dünyanın dönüşünü. Dünya dönüyordu ve biz acılarımızı unutuyorduk. Dünya yine dönüyordu ve biz büyüyorduk. Şimdi tüm bu emeklerimin karşılığını almanın gururuyla karşılarındaydım. On yıl onları Tanrılaştırdığım için bir şair olmuştum. Şiir kitabımın ismini koymak benim için hiç de zor olmadı. "Kadınbaz bir adamın sokak lambası" koymuştum adını. Hani sokaklarda, caddelerde, gecelerde ve yalnızlığımızda yanan o sokak lambası... Alacaklar mıydı acaba kitabımı? Kendilerini okuyacaklar mıydı? Ve okuduklarında kendilerini bulacaklar mıydı? Bana kalırsa evet. Alacaklar ve kendi pencerelerini göreceklerdi mısralarımda... İnanır mısınız, sırf bunun için nefes alışlarım bile değişti. Konuşmalarım, yürüyüşlerim... İnsan demek ki; madden yaşayabiliyormuş sadece. Onlar da sonsuz olmuştu, ben de... Çünkü bir kitap doğmuştu. Yediden yetmişe herkesin okuyabileceği bir kitap. Bedenlerimiz ölünce bile, ardımızda bizi okuyacakları bir kitap...
Öyleyse;
"Şimdi sonsuzluğa uyuyalım Tanrı, nasipsizliğimizin alnından öpecektir..."
www.regulusyayinevi.com/urun/kadinbaz-bir-adamin-sokak-lambasi-kaan-firat-bal/