Anlattım Ne Varsa Ne Kaldıysa Aklımda
Ne bilgisayarla ilgim vardı ne yazı, şiir yazma uğraşım. Emekli olduktan sonra üniversiteye hazırlık kurslarında çalıştım dokuz yıl kadar. Son çalıştığım dershaneye gidip gelirken köylüm, arkadaşım Turgut, bir gün dedi ki bana: -Ben bilgisayarda köyümüzün adıyla bir site oluşturdum, gel bu sitemize yazılar yaz, sen bu işi becerirsin. -İyi tamam da benim bilgisayarla uzak yakın ne ilgim ne de o konuda bilgim var. -Sen kağıda kara kalemlerle yaz, gerisini düşünme. Oturdum bir boş zamanımda, aldım elime kara kalemi 'Ne yazayım, ne yazayım?' derken ilk yazım döküldü geldi kağıda. Yazdığım ilk yazıya 'BENİM ANAM ' başlığını koymuştum. O yazıda rahmetli anamı anlatırken aslında anamın şahsında çileli Anadolu kadınlarını anlatmıştım. Dershanemde çalışan genç öğretmen adayı kız arkadaşlara dedim ki: 'Şu yazıyı bilgisayarda yazın, ben gerekli düzeltmeleri yaparım. Sonra da internetteki köy sitemizin adresine gönderin.' Kırmadılar beni. Yazdılar, gönderdiler, Yazımı da çok beğendiler. O zaman 'facebook' nedir, ben adını bile duymamıştım. Köy sitemize üye olan az sayıdaki hemşehrimin çok hoşuna gitmişti bu yazı. İşte benim yazma hikâyem böyle başladı. Bugün, şimdiye dek yazdıklarımı gözden geçirip düzenledim. Yüzün üzerindeki yazımı fotoğrafta gördüğünüz spiralli kitapçıkta topladım. Yazı puntosunu biraz büyük ayarlamış olmalıyım ki beş yüz sayfa tuttu bu kitapçıktaki yazılar. Ben de kara kalem ve kağıdın başına değil bu kez klavyenin başına oturup 'Bu yazı ve şiirlerle neler anlattım?' sorusuna cevap olarak dizelere döktüm yazma öykümü. ......................... Beğenip övgüler dizenlere Beni yazar ya da şair görenlere Diyordum ki 'Bir emekli uğraşısı benim ki Ne yazar ne şairim ben Ne yaşamışsa şu sıradan, gösterişsiz hayatında Ne düşünüyorsa olaylar karşısında Onları bölük pörçük kağıda döken" Önce anlatmaya başladım altmış yıl öncesinden köyümü Yaşayışını, insanlarını, kültürünü 'Söz uçar, yazı kalır' dedim Gençler, yeni yetmeler Dedelerini, ninelerinin Baba ve annelerin Nasıl yaşadıklarını öğrensinler İstedim Konu oldu yazılarıma Anam, babam, dedem, ebem Yaşar ağabeyim, Göbekli Bayram, Kıfır Hacı Emmi Ve köyümün ilginç insanları Nişanlılık, düğün günleri Ortak yaşadıklarımızla birlikte Yazılarıma Konuk ettim onları Gün geldi bölücüleri, gencecik fidanlara kıyanları Gün geldi Ülkeyi geriye götürenleri Cumhuriyet değerlerini yok etmek isteyenleri Mustafa Kemal Atatürk aydınlığına diş bileyenleri Yüz yıl, bin yıl öncesine dönmeyi Marifet sayanları Lanetledim Ben emekli bir öğretmenim Zaman zaman memleketimi Bazen öğrencilerimi özledim Anlattım onlarla olan anılarımı Ara sıra 'daldan dala' uçtum O anda ne geldiyse aklıma Anlattım Kırk sekiz yıl sonra Okul arkadaşlarımla buluşmamı 'İKİ GÜZEL GÜN' diye yazmanın mutluluğunu Tattım Arkadaşlarım da konu oldu yazılarıma Onları da 'İnsanın arkadaşı olmalı' Düşüncesiyle, ön yargısız Sevgiyle 'Kaldı mı bu devirde böyle dostluklar?' diyenlere Tanıttım Onca yaşanmışlığı Duyguyu, düşünceyi Anlatırken dizelerle, satırlarla Unutulur mu torunlar Ne yaşamışlarsa dedeleriyle O bebek, çocuk halleri Ve melek yüzleriyle Girdiler Dedelerinin her gün sabahın beşinde yazdığı Satırlara, dizelere İşte bu benim yazılarımın öyküsü Onlar beni hayatımın altmış altıncı yılında Şöyle bir bakınca geriye Yaşanmışlıklarımın türküsü 'Yalnız bende kalmasınlar.' dedim Yerel gazetelerde, dergilerde Facebookta, edebiyat sitelerinde Kimi ne kadar ilgilendirir Kaç kişi okur Demeden Yazar, şair havasına girmeden Paylaşmak istedim
18 Ekim 2017