Bir Fotoğrafın Arkasındaki Ad
Geçen hafta annemin eski çekmecesini karıştırırken bir zarf buldum. İçinde sararmış birkaç fotoğraf vardı. Çoğunda tanıdık yüzler gülüyordu ama birinde, bir kayığın kenarında oturan genç bir adam vardı. Yüzünü tam seçemiyordum, güneş gözlerini kısmıştı. Fotoğrafı çevirdim.
Arkasında, neredeyse silinmiş mavi bir kalemle yazılmış tek bir isim duruyordu: Halil.
Bu ismi hiç duymamıştım. Annemi aradım, mutfakta çayını demlerken telefonda sesi ilk önce yumuşadı, sonra durakladı. "Halil amcan," dedi. "Babamın kardeşi. Çok erken gitti." Bir süre konuşmadık. Hat boyunca sadece çaydanlığın tıkırtısı geldi.
Ertesi gün köye giden otobüse bindim. Yolda pencereden dağları izledim, aklımda o fotoğraf vardı.
Kimse bu adamdan söz etmemişti bana. Kimse onun gülüşünü anlatmamıştı, sesini, yürüyüşünü, belki de hiç bitmeyen bir şakasını. Ve yine de bir yerlerde, birilerinin hafızasında onun izi duruyordu.
Köyde yaşlı bir komşu, Hüseyin amca, kapısının önünde oturuyordu. Beni görünce ayağa kalktı, gözlerini kıstı, sonra yavaşça gülümsedi. "Halil’in yeğeni misin sen?" dedi. Başımı salladım. Elini omzuma koydu ve birkaç dakika boyunca Halil’i anlattı. Nasıl kayık çektiğini, gölün ortasında nasıl türkü söylediğini, bir kışın kar altında kalan bir çocuğu nasıl sırtında taşıdığını. Her cümlesinde, anlattığı adam biraz daha yerine oturuyordu.
Akşam olduğunda gölün kıyısına yürüdüm. Su durgundu, ışık son kez sudan yansıyıp kayboluyordu. Cebimde hâlâ o fotoğraf vardı. Kenarını parmaklarımla yoklarken bir şey fark ettim: Halil bir gün unutulmuştu belki, ama bugün, bu kıyıda, biri onu yeniden anıyordu. Ve bu, tuhaf biçimde, bir teselli gibi geldi.
Gece çadırda uzanırken düşündüm. Kendi adımı da bir gün birileri hatırlamayacaktı belki. Bu düşünce ürkütücüydü ama ağırlığını yavaş yavaş kaybetti. Önemli olan, bir sofrada, bir çayın yanında, bir anlatının içinde yeniden söylenebilmekti. İnsan bazen tek bir ad aracılığıyla dirilir.
Sabah fotoğrafı annemin çekmecesine geri koymadım. Hüseyin amcanın evine bıraktım. "Halil’i bu kıyıda kimse unutmasın," dedim. O da başını salladı, fotoğrafı gözlerinin önüne tuttu ve sessizce güldü
Turgay Kurtuluş