New reflections from the community
Güzeli ve güzelliği görebilmek ne güzel.
Kalem Kağıt Silgi
''Ve bir gün herkes yabancılaşacak kendine''...
İki kent, iki kıyı...
“Peki biz, her gün hangi sesi besliyoruz?”
Explore ideas with images and video
Gelmek yada gelmemek bütün mesele bu gelirsin ama görmek için göz ucunu seçersin bu saçıntı ormanında beyhude kafan karışır ruhun gerilir bir mintan gibi yırtılırsın...
Dur buna yırtılma demeyelimde parelenme olsun hani yürek yangını gibi hani yalıçapkını..
İnsanlık tarihi yalnızca imparatorlukların yükselişi, savaşların ve sınırların değişimi değildir; aynı zamanda insanın kendi zihninin karanlıklarında verdiği binlerce yıllık varoluş mücadelesidir. İnsan gökyüzüne bakarak evrenin sırrını çözmeye çalışırken en büyük bilinmezin kendi içinde olduğunu keşfetmiştir. Çünkü insan yalnızca etten ve kemikten oluşan biyolojik bir varlık değil; geçmişin izlerini, bugünün çatışmalarını ve geleceğin arzularını taşıyan karmaşık bir iç evrendir. Bu evrene girdiğimizde düzenli bir mabetten çok, korkuların, arzuların, anıların ve bastırılmış dürtülerin birbirine karıştığı bir labirentle karşılaşırız. Toplumun, ailenin, ahlakın ve başkalarının beklentilerinin bize giydirdiği kimlikler zamanla bir zırha dönüşür. Kendimizi güçlü, kontrollü, fedakâr veya iyi olarak tanımlarken, bu zırhın altında kalan çelişkili ve kırılgan taraflarımızı görmezden geliriz. Oysa kendini tanımak kusursuz bir aynaya bakmak değil, kırılmış bir camın parçalarında kendi farklı yüzlerini görüp onların tamamının bize ait olduğunu kabul etmektir.
İç dünyamız sakin bir göl değil, sürekli değişen büyük bir denizdir. Üstelik hafızamız bile bu denizin güvenilir bir haritası değildir; insan geçmişini olduğu gibi hatırlamaz, onu sürekli yeniden kurar. Acıyı yumuşatır, gururunu korur ve kendisine uygun bir geçmiş anlatısı oluşturur. Bu nedenle insanın kendisini anlaması yalnızca Ne yaşadım? sorusuyla değil, Yaşadıklarım beni nasıl birine dönüştürdü? sorusuyla mümkündür. Felsefe, mitoloji ve psikoloji yüzyıllardır bu sorunun peşindedir. İnsan içgüdü ile akıl, arzu ile ahlak, özgürlük ile sorumluluk arasında yaşar. Bastırdığı hiçbir şey bütünüyle yok olmaz; yalnızca başka bir biçimde geri dönmeyi bekler.
Kalem kağıda - Neden yüzünü buruşturuyorsun dedi
Kağıt kaleme - Neler yazıyorlar ah bi okusan yüzünü buruşturmaz cayır cayır yakarsın bile dedi
Kitabın ortasında bir sayfaydım, ne başlangıç kadar masum, ne son kadar yorgun.Beni okuyanlar oldu ama kimse satır aralarımı görmedi.Herkes cümlelerimi ezberledi, sessizliğimi unuttu.
Bir köşemde kurumuş bir papatya saklıydı, kokusu çoktan gitmişti, hatırası hâlâ bahardı.Bazen çevrildim aceleyle, bazen uzun uzun bakıldı yüzüme ama en çok yarım bırakıldığım yerde canım acıdı.
Mıhçı, denize tutkusunu “Mayna Vira” şiirinde, Akdeniz şehrinde izleniğe aldığı şiirinden alacağımız dizelerle yazı genişletilecektir. Mıhçı, şiirini fora ederek kaptan köşküne çıkmıştır.
Şiirin başlığı ile Akdeniz’e demir atmıştır. Kaptanın \[şairin\] seyir defterine düşülen notlar, şiir olarak Mıhçı’nın kaleminden yansımaktadır.
Giriş
Şiirini Nâzım Hikmet’e bağlayan şair Cemal Mıhçı’nın, şiirlerini mektuba çekip Nâzım’a ve cümle toplumcu şairlere esenleme olarak gönderdiği kitabı İsname, yani "İs" ve "Name"nin buluştuğu; çocukluğundaki uzun kış gecelerinde isli gaz lambasının ışığıyla yaşayanlara atfen kullanılmış olması düşüncesini içeren yazının muhtevası, 68’e ucundan tutunmuş şairin ve yazma ustasının metinleri olarak okunabilir.
Share a new essay and bring your perspective to the literature community.
An essay approaches a subject through a personal, open, and exploratory perspective. Discover essays from different schools of thought on Edebiyatla.
Essays on literature, art, society, life, and culture are organized through recent collections and topic categories.
Share your own ideas in essay form, read new work from writers you follow, and encounter fresh perspectives.