Af çıktı defolun! / Harp çıktı yok olun !
28.10.2008 ( sinir stres ve şefkat duyguları içinde kalp dilimin söylediğini anlattım - yazmadım ) Sildiklerime ithafen...
Kalbime giden aşınmış yollar... Her kapıyı çalanın yürümesine izin verdiğim... Yolun sonunda esir tuttuğum sevdiklerim. Mahkum olmuşlar kalbe. Kimi memnun kimi isyan edercesine. Kimbilir belki idam edilir belki dirilir. Kabul eder olmuşum , karşılıksız ; değer biçer olmuşum. Af çıktı defolun ! Delik deşik oldu yüreğim : hayatımın süzgeci... Süzülenlerin biriktiği yer ise beynim. Önce silkeliyorum sorunsuzca ve gözlerim boşalanları izliyor sorumsuzca. Silkelediklerim : üzerine mantık serpilmiş eski sevdiklerim. Ve geriye kalan birkaç parça yapışmış süzgecin ıslak ya da nemli tarafına. Bazıları şiddetli bir sarsıntıyla düşer, bazıları ise sildiklerim... Tertemiz olamadı kalbim. Süzgecin deliklerinde parçacıklar kaldı, onları arkalarından iten , peş peşe düşüren parçacıklar olmadığından... Yürümesine izin verdiğimde yeni bir sevdiğin, pençesinden kurtularak süzülecekler diğerlerinin yanına. Bense hüküm veren oldum hesapsız ve kayıtsızca... Tıpkı kayıtsızca sevdiğim gibi... Karşılıksız ve sevmez olamazcasına ! Birikenler ve kalbimin parmaklıklarından süzülenler ... Her biri sabıkalı. Gardiyan unutmaz hiçbirinin kimliğini ve suçlamaz mahkumları. Nefret ve kini vasıfsızlaştırmış. Suçlular firar olmuş, suçlar ise parmaklıklara yapışıp kalmış. Söküp atılamaz mikroplar gibi... Süzgecin deliklerini tıkarlar ki yeni parçacıklar yer bulamasın kalbimde. İzin vermez mikroplarım , faydalı vitaminlerin bünyeye girmesine... Aşınmış yollarımda çalış-ma var. ?Yıkım'ı yapım çalışması. Arka sokaklarım yok. Gelen geri dönmek zorunda. Bir levha : ?Dikkat ! Yıkım var !? Yaşamaya değer kıldıklarım, değer biçemediklerim ve ne değer biçeceğimi bilemediklerim. Ne diye takıldığımı fark edemediklerim. Farkedip de vazgeçemediklerim. Önemsizleştirdiğimde geride ?ben'i bırakanlar. Benim ?ben' olduğumu fark edemeyenleri itemediklerim. Anahtarı parmaklıklardan içeri attım ! Gözlerimi kapattım. Hadi çekip gidin. Harp çıktı, yok olun ! Süzülürken sıcak yaşlar gözlerimden kalbime, sel götürmeden terk edin ! Gitmenizi istemediklerim , kaçın kurtarın kendinizi. Anlayın ki ben bir canavarım, belki sizi bırakmayacağım lakin ?N'olur gitmeyin? diye yalvarmayacağım ... Gözümü açtığımda yok olanlar, bir tebessümle yüzüme bakanlar, sinemin hakkını verenler ve sineye çekenler... Kalanlar sadece yaşananlar, kaçanlarsa yaşayanlar. Tutkularım yutmuş nefretimi, kızamadım. Kinim kana bulanmış, bakamadım. Kan tutar gövdemi, kaçanları yakalayamadım. Çaresi yok değil bunun da elbet var ilacı. Sadece küçük bir karmaşa ! Etkisi büyük olan ,tek çare ; büyük patlama ,tek acı... Dinamitler sakladılar mahkumlarım yüreğime, bazılarıysa kazdılar gizli gizli. Cephaneliğe ,savaş alanına dönmüş kalbim şimdi de. Bir ateş çaktım ve havaya uçurdum ?herşey'i. Bir levha : ?Dikkat ?yakım' çalışması var !? İşte yepyeni bir sayfa , tertemiz bir hayat.. Yeniden doğdum fakat bu sefer kimseye yok rahat! Kaleler var her bir köşesinde yüreğimin ve kalelerim önünde geleni gideni izleyen kuleler. Küçük bir farkla : Gideni sadece izler... Girmek zor içeri. Girdiren ?ben'. Ben septik.Güvensiz bakışlar, sorgulayıcı dokunuşlar. Rahatsız girenler ; çekingen. Yepyeni bir dünya var onları bekleyen. Öncekinden farkı , kapıda görünenler kabul edilmiyor kayıtsızca, engeller var engellenmek istenen.. Giriş güç, pahalı ,çekilmez...Kayıtsızlıksa çıkanlara artık. Her ne amaçla girmişlerse fark edilmezler giderken kahrolmuş ya da kaygısızlıkla... Bir imparatorluk, bitkin bıkkın. İmparatoriçe sıkkın... Hala toprak altında fosil aramakta. Bir zaman sevdikleri , sevip de silkeledikleri, süzülmeyip sildiklerini...