Tülay Yüksel Arduvazın İç Sesi
Arduvaz
Yeşil bir baharla
aynalara dökülür suların gurbeti
Yüzümün coğrafyasında kimsesiz nehirler
Kan tutmuş ağaç konakları
Dünya avcumda dilsiz bir sarkaç
cam uykusu
Usul usul sızlayan leylimli rüzgar
alnıma dolanırken sokaklar
Belki bir akşamüstüdür çanlar
çalınır çıplak sürgünleri
Uyanır çıldırasıya siyah
dalında tomurcuğuyla
Sonra
O çalımlı bulutları çelikten göğe ilikleyip
Öptüm dudaklarını serçelerin
göç yollarını topladım dillerinden
Mısra mısra kekik kokulu sızıyla yeşerip
İçime çıplak bir turkuaz ektim
Kökleri sessizliği döven arduvaz...
Ah
Uykulu saçlarımın ay bulutu
beyazlar emzirelim yorgun gölgelere
kahve bir bozkır sağılsın göğsümüze
Yoksa iliklerine kadar kanıyor su
Uyanık mahzenin tuz göllerinde
közlenmiş bir fısıltı
Sırçadan bir kuyu.
Yollar var gözbebeklerimde
Sesimden ağır.
Uzaklar...
Cebimdeki güneşin harıyla içine çekiliyor gece
…
Tülay Yüksel 2026
Giriş
Aşağıda çözümlemesini yapmaya çalışacağımız “ Arduvaz şiiri “ Edebiyat - Kültür - Sanat platformlarında da, güçlü şairlerinde bulunabileceğinin bir örnekçesi olarak sunulacaktır. Her şair şiirlerini Edebiyat-Kültür-Sanat dergilerinde yayımlama ve kitaplaştırma imkanı bulamadığından ki, (bu bahsi diğerdir ayrıca değerlendirilmesi gereken bir yazının konusu olacak niteliktedir !) günümüz edebiyat mecraları olan edebiyat sitelerinde, kendilerine sunulan alanlar çerçevesinde yayın imkanı bulabilmektedir. Böylesi bir mecrada 2009 yılından, 2026 günümüze değğin şiirlerinin kalitesinden ödün vermeden yayınlamaya çalışan Yüksel’in şiirlerinden Arduvaz odak alınıp şairin, şiirine dair felsefe- şiir bağlamında çözümleme denemesinde bulunulacaktır. Şairin dipnotlarda linki sunulan edebiyat platformu profiline kayıtlı 1852 şiiri mevcuttur. Bu istatistik şairin ne kadar velut bir kaleme sahip olduğunu göstermektedir. Bizim çözümlemesine çalışacağımız Arduvaz doğa-insan- felsefe-şiir bağlamında, değerlendirmeye çalışılacaktır. İyi şair ve şiirin sadece matbuat alanında olmayacağı günümüz hız çağında, sosyal medya ile edebiyat -kültür-sanat platformlarında da olabileceği edebiyat ve şiir kamusuna örnekçe olarak sunulacaktır. Bu giriş babından sonra artık Tülay Yüksel’in arduvazının çözümlemesine başlayabiliriz.
Arduvaz şiiri , “ bir taşın fısıltısıdır. ” Doğayı okuma ve anlama çalışması ve bu oluşu ruhunda his edip serçelerin cıvıltılarında arayıp güneşin batışını avuçlarına alarak gece düşlerine kaçmaktadır. Şair, doğa ve insan bağlamında pencere önü düşünü bir tabiat okuması olarak ele alabilen bir izlek üzerine şiirin temasını oluşturmuştur. Arduvaz şiirinde , derin bir gözlem gücü şiirin imgeleminde kendini göstermektedir. Şair, şiirini pastoral bir perspektifde okuruna sunmuş bunu yaparken bir serçeye takılı kalırken bir “ Taşın sesini ” yürek çağıltısı yapmaktadır. Şiirine lirizim katarak; “ Güneşin hârının gün sonunda cebindeki yakıcılığıyla ” şiir personasını gece düşlerine davet eder. Şairin şiirlerinin toplamı göz önüne alınarak , poetikasına bakıldığında hemen her şiirinde doğaya özlem ve içsel bir hesaplaşma gözlenmektedir. Çocukluğa atfen, tıpkı Aden bahçesinde kayıp olmuş çığlığını duyurmaya çalışan bir ruhun anlatısına şahit olunmaktadır. Şiirleri hep bir gökyüzü çığlığına dönüşmüştür.
Arduvaz şiiri de bu simge ve imgelerden payını almıştır. Serçeler, arduvaz taşı, güneşin batışı , tomurcuklanmaya başlayan filizler , yaraya sürülen kekik , nehirlere yüklenen kimsesizlik, kahve bir bozkır , sırçadan kuyu , vb . şiirin imgelerinden , simgelerine dönüşmüştür. Tülay Yüksel şiirlerinin hangisi okunursa okunsun “ Gökser “ bir imgesi ve/ ve ya simgesi şiirlerinin olmazsa olmazı olmuştur. Bazen tanrısal bir duaya bazen ayvesira ile hasbıhâle dönüşmektedir. Şair; arduvazla bu kez sadece güneşin batışını izlemiş ve onun hârıyla geceye kavuşmuştur ve tahrip edilen doğaya bir ağıt olarak okura bir alımlama imkanı sunmuştur. “ Kan tutmuş ağaç konakları “ dizesi buna güzel bir örnek olarak sunulmakta olup doğayı kendi aynasında görüp derin bir gözlem gücüyle ondaki renk değişimi adeta şiir personasının düşünde renk değişimi olarak “ turkuazla ” betimlemiş ve imgelem dünyasında betimlediği “ dudaklarından , öptüğü serçeler’i “ geçirir ve persona serçelerle dertleşip hemhal olur.
Şair, şiirini oluşturan temasında sadece imgeser bir şiir kurgusuyla kendisini şiir öznesi gibi algılanmasına yol açmış olsa da şiirlerin izleğinde hep bir şiir personası vardır bu da şair değildir bunu göz önünde bulundurmamız gereklidir bu yüzden arduvaz şiirinin personasının fantazya evrenini şaire yüklemek aşırı yorum olacaktır. Şairin şiirdeki, rolü kurguyu dışardan izlemek ve okuruna yeni okuma olanakları sunmaktır. Arduvaz şiiri, şairin çoğul okuma imkanı sunan şiirlerinden sadece bir tanesidir. Buraya kadar izini sürdüğümüz arduvaz :
“ Mustafa Günay’ın Şiire Felsefeyle Yönelmek adlı kitabında , Ahmet Ada’nın Taşın Sesi adlı kitabı için yazmış olduğu değerlendirme yazısında dediği gibi şair (Ahmet Ada kast ediliyor) insanın doğaya kulak vermesini ister. Doğayı dinleyen anlayan insan , aynı zamanda kendini dinlemiş ve anlamış olur .” tesbiti tıpkı şairin arduvaz şiirinin kodlarını bize vermektedir. Persona arduvazla doğaya dönüş yapar şair bunu bir kesit olarak okura sunar, okur kendi okuma imkanlarıyla doğayı alımlar . Şair ,doğayı yalnızlık bağlamımda bir iç döküm imkanı olarak kullanmış ve şiirin personasına bir içsel yaşamın gizli odalarında yolculuğa çıkarmıştır. Persona, yaşamında ertelediği düşleri ve hazlarını :
“… çıplak sürgünleri
Uyanır çıldırasıya siyah
dalında tomurcuğuyla “
Leylimli rüzgarların dokunuşuna bırakmıştır kendini dünyanın sarkacında olup bitenler bir gel- git ritmindeyken ötelenen ve bastırılan duyguların açtığı yaralara bir kekiğin sağaltımında iyileşmesini dilemektedir şair. Şiirin omurgası bir pastoral duaya dönüşmüştür.
“… ay bulutu
beyazlar emzirelim yorgun gölgelere
kahve bir bozkır sağılsın göğsümüze
Yoksa iliklerine kadar kanıyor su
Uyanık mahzenin tuz göllerinde
közlenmiş bir fısıltı
Sırçadan bir kuyu.”
Şiirin ve personanın çığlığı olan bu bölümde persona ,gündüz düşlerinden çıkıp gecenin siyahında , mahzen, sırça kuyu, tuz gölleri , kahve bozkır, iliklerinde kaynayan su ile zıtlar dünyasında siyahtan beyaza geçip gecenin içinde bir haz evi düşlemektedir. Bu haz evi, uzakta beklenene bir özlemin dışa vurumu olarak arduvaz şiirinin finalinde kendisine yer bulmaktadır.
“ Cebimdeki güneşin hârıyla içine çekiliyor gece “
Arduvaz şiiri aynı zamanda doğa felsefesinin, şiirdeki iz düşümü olarak ele alınabilir, kutsallığın temel kaynağı olarak ekoloji ve insan - doğa birleşimi üzerinden bir konum tesbiti içermektedir. Doğa , arduvaz şiirinde haz, arzu ve arınma ritüeli olarak şairin arınma seanslarını kapsarken bunu da, haz evinde, personaya yaptırmaktadır.
“ Belki bir akşamüstüdür çanlar
çalınır… “
Dizeleri, arınmanın zamanına kutsal bir gönderge başlangıcı olarak şairin cam uykusundan uyanışına vesile olmaktadır. Yeşil bahar , doğa uyanışının sembolü olarak neşet eder. Bir diriliş müjdesi ve personaya umut olarak alımlanabilir. Şair bazen düalizme düşer ve
“ Yüzümün coğrafyasında kimsesiz nehirler“
Dizesini hüzün ve aynı zamanda gözyaşının remzi olarak kimsesiz nehirleri imgesiyle arduvaz şiirinin pastoral dokusuna yerleştirmiştir. ‘’Arduvaz şiirinde şair , bir bakıma değişme ve oluş sürecini anlamak için günlük yaşam ortamı içinde insani ve doğal alandaki ayrıntılara yönelmesinin ve odaklanmasının önemine işaret eder kimsesiz nehirler, serçelerin göçünün sesini duymak oluş ve değişim hâli içindeki doğayı görmek ve duymaktır. Arduvaz şiirinde doğayı cam uykusunda gözleyen ve onu kavramaya yönelen personanın durumu dile getirilmektedir. “
Son Söz :
Kötü şiirlerin her nerede olursa olsun iyi şiirleri edebiyat kamusundan kovmadan önce gerek matbuat gerekse kültür – sanat – şiir - edebiyat platformlarında, değerini bulması şiir severlerin hızla dejenere olan edebiyat kültür sanat sahasında bir nebze de olsa güçlü şair ve şiirlerle tanışması halen bir umut ışığı olarak belirmektedir. Bu ışığın gökser yansıması ise Tülay Yüksel şiirlerinde ışıl ışıl kendini göstermektedir. Şairin şiirleri akademide de tez konusu olabilecek nitelikte olduğunu söylemek hiçte abartı olmayacaktır.
Yahya İncik
TOŞYAD Kümbet Eğitim, Kültür, Sanat ve Edebiyat Dergisi
Eylül-Ekim-Kasım 2026 Yıl:20 Sayı : 68
Referanslar :
Yüksel,Tülay, Arduvaz şiiri, www.edebiyatdefteri.com (Şubat 2026)
Günay, Mustafa, Şiire Felsefeyle Yönelmek, Çizgi Kitabevi, Konya -İstanbul (Şubat 2022)