Ankara
This piece was featured as the selection of the day on 08.01.2017.
Ve sonra dedim ki bir Ahmet kaya şarkısında bir bebek özlemiydin. Ah sevgilim yolcular yolunda giderken cam kenarında oturan ben yaslanacak bir omuz bulamamanın ezikliğini dışa yansıtırcasına yaşıyordum. Kahpe bir dünya seyir halindeyken biz yasak aşkı arayan uzaylılar gibi yeni bir evren keşfetme derdindeydik. Ne kadar arasak da bir kahpe dünya edemiyordu. Tilki değildik sadece aşka uzaylıydık... ve bu yazdıklarım bir rüya içinde sendin. Ben hala cam kenarında seni düşünüyordum. Biraz garip biraz sen biraz ben biraz ezik... Bak hala çalıyor şarkılar Bizans surlarında. Düşman filan gelmiyor. Sadece ben senden içeri. Yunus değilim onun gibi aşık. İlahi değil, çok isterdim lakin bedeni lakin beşeri. Ama biz de yandık yunus gibi biz de sustuk biz gibi. Biz de içtik Behzat amirimiz gibi. Ve şimdi yolun sonu sen değil. Yolun sonu Ankara. Sessiz ve usulca iniyorum, dışarıda sen yoksun dışarısı soğuk. Sevgilim artık Ankara eskisi gibi değil. Senden sonra anılar Ankara'ya yakışmıyor. Gel yattığın yerde yine elini tutup dolaşalım Kızılay'da, Ulusta. Sana paramın anca yeteceği bir simit ve gökçek usulü meşrubat alayım. İnsanlar bizi hiç umursamadan delice öpüşelim. Sonra yeni ergenler gibi dilek feneri uçuralım. Ben seni dileyeyim sen benden sonra yaşamamayı. Ortak dilekti ama sonuçlar farklıydı. Keşke aynı sözcüklerle dilek tutsaydık. Baksana fener uçtu ama biz ayrı kaldık. Bir yerde hata vardı ama hatayı başka yerde mi aradık ne. Kısaca sevgilim ah bu şarkıların gözü kör olsun...