Fikir Travestileri
Siyaset, insanların insanlar tarafından belli bir nizam dahilinde idare etme sanatıdır.
Tarihi seyir içerisinde ele alındığında siyasetin tanımındaki nizamın altında bu milletin imzası vardır. Siyaset nizamının temelinde bu milletin kendisi vardır.
Her devletin kuruluşunda bu millet ilkelerini tekamül ettirerek bu güne kadar getirebilmiştir. Fakat, bu milletin batıya yöneltilmesi ile birlikte başlatılan kavram kargaşaları, siyasette ilkeleri altüst edip milli ve manevi ölçüleri bir yana attırarak teslimiyeti ideal yapmıştır. Bir yıllık birkimi hovardaca yok ettiren mantığın iktidarı yüzünden milleti zillete düşüren anlayışa hayıflanmamak mümkün müdür?
Çok tuhaflıklar yaşattı batının hamiyetine mülteciliği kabul eden zihniyet. Efsunlanarak yılanın zehrinden etkilenmeyen birinin efsunlanmanın etkisinin geçtiğinde duyduğu pişmanlığı düşünebiliyor musunuz? Batılı çakalların yerli zibidilerinin bir gün o duruma düşecekleri muhakkaktır, ama beni endişelendiren şey: onların kendileri düşerken düşürdükleri milletin halidir. Bu millet, dört buçuk kanaranın çizdiği kadere "eyvallah" diyecek kadar ebleh değil, bu muameleye de layık değildir.
Fikir sancılarını çekerek, acılarla, çilelerle ortaya çıkan, var olan o mukaddes ideallerin çakalların düstur edindiği riyakarlığa payanda olmasını hazmeden kaç inanmış kul var? Kaç kişi dün küfür ettiği, tükürüp attığı, lanetlediği siyasetin bu gün ücretli peresti olacak kadar alçalmayı göze alabilir? Kim şerefim dediği davasını, onun üzerine inşa ettiği siyasetini dünyevi dangalaklıklar uğruna harcayabilir?
İşte siyasette ilkesizlik, sık sık dile getirdiğim fikir travestiliği bu mantığın haysiyetsiz mahsulüdür. Durduk yere cinsiyetin değiştiren bir erkeğin mazeretleri ile, çağın şartları zırvasıyla fikrini değiştirip dünkü lanetlediklerini bu gün put eden siyasetçinin mazeretlerida aynı nefsi merkezlidir. Hatta biri bireysel bir risk alırken öteki kitlesel bir vebalin hamallığına soyunmaktadır.
Milletin istikbalini tehdit eden, tüürdüğünü yalayan, Allah'ın verdikleriini batının yalamalığına tercih eden fikir ve inanç travestilerinden fiziki travestiler daha haysiyetlidir. Dava adamı olmak, üstadın tabiri ile "binbirbaşlı kartalın" hamallığına teşne olabilecek yürek ister güç ister. Kendini o güçte sanarak dava adamıyım, diyenler: bir yere geldiklerinde dünyanın mülkü, saltanatı yüreğini sarar ve dönmeye başlar. Sonra bu dönmelerin dönmesi olup çıkar. İşte bunlara herkes şu adı açıkça söylemelidir... Bunların adı= Fikir Travestisi...