Hayat girdabı
yaşam bazen engin okyanuslar kadar derinleşir uçsuz bucaksız vadilere uzanırsınız bazen de daralır hayat bir kutu içinde kah sağa kah sola yuvarlanırsınız.işte hayat bu denli farklı bu denli değişkendir.insan hayatla ölüm arasındaki o çizgide daralır dünya ötezaman ve yaşama üçgeninde daralır durur.acaba insanın yaşama çizgisi ne olmalı? bu konuda isterseniz üstat necip fazıl'ın dizelerine bakalım: ''hayattan baskın ölüm günahtan baskın rahmet beyoğlu tepinirken ağlar karacaahmet...'' görüyoruzki ölüm ve rahmet tüm evreni kuşatmada bu yüzden insan dünya sınırlarını aşmalı maddiyat zincirlerini kırıp maneviyat sularına yelken açmalı ancak bu şekilde dünya ve ahiret saadetine ulaşabilir. sözlerimi noktalarken lütfen bir an durup çevrenize bakın sevdiklerinizin kaçı yanınızda... denememi şu dizelerimle noktalamak istiyorum:
''amaçsız bir trenin son vagonlarında yolların nasıl geçtiğini anlayamadık şimdi batan güneşin son kızıllığında elveda diyecek kadar el sallayamadık.''