Köre Kör Bakarsan Kör Seni Baktığıyla Görür
Sevdamızın bir vebali olsa geçmiş günün zaman perdesiyle öğretirsen tarihin ışıklı mavzeri reber olur yollarımıza nar ağacında sallanan yeşil rengin koyusu kadar oynan oyunun gerçeğin hikmetinde gizemli saklambaç oyunun ebesine yakın olsan görünmezsen bir hakikati var d/emektir. görünmezse hallerde bulamazsa yada bulursa düşün ki! hep saklambaç oyununda kala kaldım sevdiğim oyunla geçmişten gelen düşüm emin adımlarla yürüdüm bunca yılları ebe'yi, farz edin hep sevdiğim arkadaşım ben ki buna dayanmaz yüreğim y/anardım bir an beni bulsun diye işte cocuk aklı herkes bulmasın d/erken ben öyle düşünür tersine o yufka yüreğimle çocuk kalbimle arkadaşımı düşünürdüm işte geçmişin çocukluğumda kalan o duygusal çocuk düşümün candan varoluşum beni zülmün riyakarlığın karşısında dik durmayı boyun eymezliği öğreten şimdi ömrüm bir bilmece oyundakine benzer bir yaşam hayatın içinde yaşanılır kılan gerçeklik insanı mutlu umuda yelkovan olan yaşamışlığı insanı tanımak zor değil, insan bilir yaşadığı gördüğünü anlatmaz deriz geçeriz ve insan bir yerde durmayı sevmiyor neden mi korkularımızın esiri esareti altında ve kendimizi yenemeyiz bilinmeyen yüzümüz vardır içimizde demlenir bir gün kanatılsa p/atlarız hemen içimizdekiyle yüzümüzü ortaya koyacak kadar ışık yakarız bazen de bizi kemiren gerçekliğin bilinmezsin usulune gideriz oysa bir gerçeklik yok değil insan akla karayı ayıracak kadar zekaya sahip işte bura seçim tercihen insan sorumluğu çıkar ya zavalı görüntü yada direçli dik duruş sergiler yaşamaya candan sarılış burada iyi ile kötünun ayrışımı yalnış olanla gerçekliğin savaşımıdır bütün dava bu... yoksa bakamasın dünyaya köre kör b/akarsan zaten seni kör gözle görür bil...
köre kör gözle bakarsan kör baktığıyla görür
100212*Karataş