Şemsiye
Zifiri karanlıklı bir geceydi.Yağmur bedenimin işlediği bütün günahları yıkıyordu.Fatihlenen her damla ısınıyor ve düşen diğer damlalarla birleşip akıp gidiyordu.Tam elimdeki şemsiyenin neden kapalı olduğunu düşünüyordum ki şemsiyenin elimde olmadığını farkettim.Avuçlarımda biriken yağmur suyu çekti dikkatimi.Bir süre neden avuçlarımın açık olduğunu düşündüm.Dua mı ediyordum?Hayır hayır.Dua ediyor olsam bunu hissederdim.Çünkü içimde logaritmik olarak artan bir huzursuzluk vardı.Dua ederken asla böyle olmazdı.Üstelik yağmur da yağıyordu.Hem yalnızdım.Peki neydi o vakit içimdeki bu sahibi meçhul huzursuzluğun sebebi? Ezan okunuyordu.-Kafamdaki bu üç soruyu düşünerek en az beş saat ara sokaklarda dolaşmış olmalıyım.-İmamın sesi berraktı.Tam bunu düşünürken Kur'an dersleri aldığım insanlar geçti gözümün önünden.Ellerimi açıp hepsinin adını sayarak dua ettim.Tam elimi yüzüme sürecektim ki yağmur altında ellerimin neden açık olduğunu hatırladım.Ellerim açıktı çünkü kim olduğunu hatırlayamadığım biri avuçlarımı açmış, bişeyler koymuş hiçbirşey söylemeden çekip gitmişti.Avuçlarımı biraz sıkmam hatırladıklarımın doğru olduğunu onaylamaya yetti.Kim koymuştu bu küçük ve şu an hiçbir anlam ifade etmeyen nesneleri avuçlarıma?Neyse önce namaz kılayım sonra bu sorunun cevabınıda bulurum. Camide on onbeş kişilik cemaat vardı.Hayatım boyunca en çok üzüldüğüm manzara burda da içimi yakmıştı.Cemaatin tamamı yaşlılardan müteşekkildi.Bu insanımızın ölümün nefesini ensesinde hissetmeden Rabbisi'ne kulluğu ihmal ettiğinin bir göstergesi miydi?Yoksa camiye gitmek gençlere ağır mı geliyordu?Malesef birinci ihtimal daha yüksekti.Namazı kılıp hocanın berrak sesinden güzel bir aşr dinledikten sonra kapıya yöneldim.Ayakkabımı giyip ikinci adımımı atmıştım ki ayağım yaşlı bir amcanın şemsiyesine takıldı.Şemsiyeyle ilgili kafamda duran soru yuvarlanmış ve cevabını bulmuştu.Yüzünü hatırlamadığım o şahıs giderken şemsiyemide götürmüştü. Yürürken aynı zamanda tanıdık bir sokak yada dükkan var mı diye sürekli etrafıma bakınıyordum.Kafamda ki sorunun cevabını bulmaya yoğunlaşmamı engelliyordu bu durum biraz ama yine de nerde olduğumu bulmalı ve güneş doğmadan evime dönmeliydim.Çıktığım genişçe bir caddede, sonunda tanıdık bir dükkan bulmuştum.Bu bir gelinlik mağazasıydı.Bir saniye bir saniye.Nerden biliyordum ki ben bu mağazayı?Bu sorunun cevabının kafamdaki son soruyla bir ilgisinin olması düşünmek istediğim son şeydi.Ama olan olmuştu ve şu an zihnim tamamıyla açıktı herşeye.Birkaç gün önce bu mağazaya gelip fiyat sorarken yanımda olan kişiyle elimde duran alyansları avucuma bırakmış kişi şemsiyemi alıp giden kişiydi.