Sen Anlat Kalemim
Gözümdeki yaşları durdurmaya çalışıyorum. Hiçbir şey umurlarında değil. Sel oldu akıyorlar. Canlarının istediği gibi. İçimde nasıl bu kadar uzun süre kaldılar anlamadım. Bu kadar birikmeyi nasıl başardılar? Ey gözyaşlarım! En zayıf zamanımı mı kolladınız canımı yakmak için. Yoksa canımın yanmasının sonucu musunuz? İçimdeki yangını söndürürsünüz diye umut ediyorum. Ama sanki biraz daha alevi harladınız. Yüreğimin acısı arttı sanki. Yalnızlığımı daha hisseder oldum sanki. Odamın soğukluğunu daha derinden tattı bedenim. Gece daha bir karanlık gözüktü gözüme. Sensizlikten mi yaşıyorum bunları yoksa gözyaşlarımın nefreti mi yaşatıyor bilmiyorum.
Parmaklarım kilitlendi kaleme ben kontrol etmiyorum sanki. Kendiliğinden tüm sensizliğimi kusuyor. Güneşi nasıl unutturduğunu anlatıyor senin, geceleri nasıl dost edindiğimi. Bedenimin nasıl senin yokluğunda işkence gördüğünü haykırıyor bana. Sana mı kızıyor bana mı? Bilemedim. Beni sensiz nasıl bıraktığına, bu acıları nasıl yaşattığına kızıyor belki. Belki de bana. Seni sensiz yaşamaya nasıl alıştığıma kızıyordur kalemim. Kokunsuz, sıcaklığınsız, senin tenin olmadan nasıl hayatta kalabildiğime. İnan bilmiyorum. Bunu ne sana anlatabilirim kalemim ne de gözyaşlarıma. Çünkü bilmiyorum.
O yürek benim yüreğimde atmazken benim yüreğim hala nasıl atar bilmiyorum. Geceye sormalı, aya, yıldızlara, soğuğa sormalı. Her gece ıslanan yastığıma sormalı. Parmaklarımın kenetlendiği sana sormalı. Nasıl olur bu kalemim? Sen anlat. Bildiklerini sen söyle. Ben sadece sana bağımlıyım artık. Kurtarabileceksen beni bunlardan ruhum senindir, bedenim senindir, zihnim senindir. Al onları benden. Gözyaşlarımı da lütfen. Artık eskisi gibi değiller, değdikleri yeri yakıp kavuruyorlar. Onları da al, bende kalmasın hiçbiri. Sen yokken yaramıyor hiçbiri. Sen anlat kalemim bunları ona. Ben sözüm bittiği yerdeyim. Sen anlat....