Sevgili
Sevgili Gazeteci
Efendim, Dünyevi…Dinle hele…
Faşist ülkücü dedin ah aldın, Komünist dinsiz dedin ah aldın, Sünni dedin ah aldın, Alevi dedin ah aldın, Etö dedin ah aldın, Fetö dedin ah aldın, EYT dedin ah aldın, KHK dedin ah aldın…
Sayın Düşünmez,
Muhammedçi ümmetçi dedin ah aldın, Atatürkçü milliyetçi dedin ah aldın, İslamcı dedin ah aldın, Devletçi dedin ah aldın..
Başı kapalı yazmalı türbanlı dedin ah aldın, eteği kısa mini, kot pantolon giyiyor dedin ah aldın, sarışın dedin ah aldın, esmer dedin ah aldın. Bir erkeğe üç beş karı hak dedin ah aldın, dokuz olsun dedin ah aldın.
Kaytan bıyık dedin ah aldın, badem bıyık dedin ah aldın, Türkçü bıyık dedin ah aldın, Arap sakalı dedin ah aldın, Komünist sosyalist bıyığı dedin ah aldın.
Hürmetli Şair, Yazar,
Sen her şeyi kendi görüş, inanç ve davanı yazmak, resmetmek olarak öğrenip ah aldın..
Sanırım; yangınlar, depremler, seller, heyelanlar hepsi senin yüzünden…
Ne camiden ünlenilen Allah, ne cemdeki Ali, ne Anıtkabirdeki Atatürk, ne Güney Amerika’daki Che Ghuevera, ne Asyadaki Kürşad, ne adak bağladığın koca ağaç, ne taptığın düşünceler, fikirler kurtaramaz bitiremez bu ardı ardına gelen belaları…
Ölülerden medet umma, tarihi, dini kendi çıkarın için dayatma.
Sayın ve çok kocaman Tanrım;
Kimin ahı seni bu kadar öfkelendirdi bilmem amma
Ben benim hakkımı yiyen, bana zulmeden tüm vatandaş, yurttaş, dinli, dinsiz, devlet, millet, halk, erkek, kadın, hayvan, bitki, taş, kuru dal aklına ne geliyorsa herkese ve her şeye hakkımı helal ettim.
Eğer benim ahım yüzümden ise bu yangınlar, depremler, seller, yolsuzluklar, hırsızlıklar, hukuksuzluklar, dinozorluk ve kuduzluklar… Lütfen artık dur.
Beni yak, beni süründür, beni öldür, ne yapacaksan bana yap amma rahat bırak cennet vatanımın yakasını, vatanımda kurulmuş Cumhuriyetin yakasını, dinlinin dinini, dinsizin dinsizliğini, orospunun ekmek parasını, namuslunun huzur hakkını rahat bırak artık, ben affettim...
Yakma, yıkma, çalma çırpma, torpile geçit verme, gri koridorlarda ben devletim, ben dava adamı veya kadınıyım diye kimseye davaçılık oynatma, ideolojiçilik oynatma , ateş düşürme ormanıma, sel gönderme şehrime, göçük altında bırakma insanımı…
Sevgili Tanrım, biliyorum senin anlaman biraz kıttır ama biraz nefes al, nefessiz kaldıysan, iste, soluk vereyim lakin rahat bırak cennet yurdumun yakasını paçasını,…
Veya sen dünyanın yakasını paçasını rahat bırak en iyisi..
Çok istiyorsan bir göktaşı gönder gelsin… Sıkıntı olmaz hep birlikte ölür silinir gideriz amma birimiz diğerinin acı çektiğini, ağladığını, kimsesiz çaresiz kaldığını görünce, zulme, gaspa, tecavüze uğradığını duyduğunda senin şeytan dediğin şeyden ne farkın kalır bir düşün… Düşünemezsin onu da bilirim amma, lütfen; hiçbir canlı veya cansızın yalvarmadığı kadar yalvarayım sana, rahat bırak memleketimi.. Zulmetme…
Atan yok küfretsem, anan yok küfretsem, aklın yok aklını alsam, vicdanın yok vicdanını onarsam tamir etsem... Hani dersin ya ordan burdan aşırıp; deryalar mürekkep olsa ormanlar kalem, sana senin cahilliğini anlatmayı bitiremem, yetiremem. Tüm yıldız ışıklarından, tüm rüzgarlardan, tüm alemlerden enerjisini alsam sana doğruyu, sevgiyi, merhameti, insaniyeti anlatsam yine yetiremem..
Lakin zulmetme diyorum memleketime, anla artık, zulmetme.
Ben affettim, sen de affet..