Sır Rüzgârı
Bu coğrafyada taşın bile bir hafızası vardır; rüzgâr dağların sırtını döver, kışlar kapıya dayanır ve ömür dediğin, tırnakla kazınarak çoğaltılan bir sabır hikâyesidir. Yalnız başına göğüs gerilen o kara kışların, tarihin yazmadığı gizli defteri alınlardaki çizgilerde birikir; yokluktan bir hane örmüş emeğin izi ise nasırlı avuçlarda saklıdır.
Hiçbir şikayet duymadan dünyayı omuzlayan, en dik yokuşları rüzgâra göğüs gererek tırmanan, haksızlık karşısında ise çelikten bir sur gibi duran bir iradedir o. Hayatın hamurunu feragatle karandır; lügatında yorulmak ya da vazgeçmek yazmaz. Sessizliğin içine büyük nehirler aktırır, o nehirlerin ağırlığını tek başına taşır.
Yıllar o çınarın gövdesine yeni çizgiler katsa da, o bakışlardaki o sarsılmaz ışık bir an olsun sönmez. Çünkü o, esip geçtiği her yeri dönüştüren görünmez bir nefestir; evlatlarına ve sevdiklerine fırtınalı denizlerde en güvenli sığınak, toprağın ve duanın ses verdiği en hakiki limandır.
İşte o dilsiz ve sarsılmaz akış, bu topraklarda adeta bir sır rüzgârı gibi sessizce ama derinden eser; başındaki tülbendinden nasırlı avuçlarına kadar kökleri derine inen ulu bir çınar gibi ayakta duran, yani benim coğrafyamda kadındır.
Gülşen Polat