Tekil Tekel
Bir daha hasta olmasına izin vermediğim günlerim birikiyor.
Kalbimin… Tecrit edip üstüne mutlulukları bir gardiyan edasıyla eklediğimde anlıyorum: Yanlış yolların süslü edebiyatıymışım. Halka karışmadan bir kalbin Haktan geçemediğine şahit olduğumda ezberlerimi yıktım.
Kaç gülüm solduysa o kadar yeşeriyorum. Özümden alaycı kalemimin halt eden günahları fosforlu kaleme dönüşüyor. Rengârenk unutuyorum. Her sevenin gönlünde umut var ama bir yere kadar.
Yılkı atlarıyla çöllere merhaba diyen gençliğim, beni artık oralara kabul etmiyor. Hayalperest bir yazar değilim ama yazıyorum; yine ve hâlâ.
Umarak meclisin önünde akıllanmayı, hak etmeyen hiçbir insanı hiçbir zamana bağımlı kılmıyorum.
Eski bir şarkının duygu yüklü gemisine bindim. Hissim; his duvarından atladı ve şarkı değişti. Yara aldım. Yaralanmaktan evvel derin bir yara aldım. Yaralanmak, yara almaktan daha mı gerçek?
Sakat dünlerin sakalsız bugünlere bulaşmasını ve dünlerin kendilerini bulunmaz Hint kumaşı zannetmelerini istemiyorum. Hiçbir erkeğin beni ısıtması için ceketini kibarlıkla vermesine ihtiyacım yok artık.
Artıkların artık zamana işlediği günah kadar tekilim ve kendi tekelimdeyim. Var yemezlere gücüm yetmedi; fon müziği gecelerin, içkiye tövbe ettikleri ilk günlerindeyim. Bir daha bu kadar sek sevemem ben de, harcadım gitti…
Dilara AKSOY