Uçtu Uçtu
This piece was featured as the selection of the day on 10.08.2018.
Ben öyle gördüğüm rüyayı anlatıp da 'Hayırdır!' desinler diye bekleyenlerden değilim. Çok rüya görenlerden değilim. Hani özellikle kadınlarda vardır bu özellik. Acı veya sevindirici bir olay olduğunda hemen o olayın rüyasını görmüş gibi anlatırlar. 'Ben, dün gece rüyasını gördüm anam! Benim rüyalarım hep çıkar.' diye de bunun bilimsel(!) açıklamasını yaparlar. 'Rüya Tabirleri' gibi saçma sapan kitapların çok satıldığı bir ülkeyiz. İnanmazsınız, ama ben dün gece tuhaf bir rüya gördüm. Bir tepenin başındayım. Hava sıcak, serinlemek için çıkmışım. Rüzgâr tatlı tatlı esiyor. Ağacın gölgesine yaslanmışım. O arada kendimden geçip uyumuşum. Rüya içinde rüya görmeye başlamayayım mı? Başımın üstünde yeşil dolarlar uçuşuyor. Kalkıp koşuyorum birden. Tam yakalamak için zıplıyorum, 'Bunların hepsini yakalarsam zengin oldum gitti.' diyorum. Hepsinin peşinden koştum; ama yetişemedim, birini bile yakalayamadım. 'Lanet olsun...' dedim, kendi kendime, "gökten dolar değil altın yağsa yine yakalayamayacağım.' Kan ter içinde uyandım. Akşam eve döndüğümde haberleri dinliyorum. 'Rüyaların tersi olur.' derler ya bizim rüyanın tersi değil doğrusu oldu. Dolar uçmuştu. Yakalayana aşk olsun. 'Kaz uçar da Laz uçmaz mı?' demiş adam. Kuş uçar da dolar uçmaz mı? Uçurdular, 'Kazanalım dolar düşecek.' diyenler hem de dolara iki kanat taktılar. Ben, bu gidişten "yönetenler zor duruma düşsün" diye mutlu olmuyorum. Olan yine halka olacak. 'Sana ne kardeşim, sen bir emeklisin, maaşını da tıkır tıkır alıyorsun, dolar uçsa sana ne, uçmasa sana ne?' diyenler olacaktır. Bir baktım Google amcaya, ekonomistler neler neler demişler. Biz bir ithalat (dış alım) ülkesiymişiz. Ülkeye giren her yabancı mal pahalanacakmış. Gelirimiz doların yükseliş oranında azalacakmış. Aklınıza gelen her mala zam gelecekmiş. Su gibi harcadığımız petrol, doların peşinden uçuşa geçecekmiş, 'miş...miş de miş miş'.
Dolar uçsun uçsun da olan yine bize, halka olacak. 'O adamların", siz onların kimler olduğunu biliyorsunuz, çok dolarları vardır. Onlar biraz daha kalınlaşırlar. 'Bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmaz.' sözünü çok severim. Bilmediği konularda ukalalık edenlerin de bir yerde çuvallayacağını iyi bilirim. İyisi mi ben de bilmediğim konularda fazla konuşmayayım. Bedri Rahmi Eyüboğlu, 1950'lerde Paris'te yaşayan gençler için şu şiiri yazmış. O yıllarda da Mahmut Makal 'BİZİM KÖY' adlı çok ses getiren kitabını yazmıştı.
Sakal Makal Yahut Aferin Oğlum Ahmet Bu Yolda Devam Et
Herifçioğlu Sen Mişel'de koyuvermiş sakalı Neylesin bizim köyü, nitsin Mahmut Makal'ı Esmeri, sarışını, kumralı, kuzguni karası Cebinde dört dilberin telefon numarası Bir elinde telefon, bir elinde kesesi Uyyy! ... yesun oni nenesi Yesun oni nenesi
Bedri Rahmi'nin 'Sen Mişel'de sakal koyverenleri' gibi umursamaz olanlardan değiliz; ama elimizden gelen bir şey yok. Her olayda 'Heeey, eeey ... diye bağıranlar ve onlara alkış tutanlar düşünsünler. 'Şimdi söğüt dalından bir düdük yapınca kendime Dünyanın keyfi gelir yerine' Dedim ve yukarıdaki konuyla hiç ilgisi olmayan bir şiirimi paylaşmak istedim sizinle. Hayatınız 'dolar'la değil, mutlulukla dolsun. Güzel ülkem akılla, bilimle yönetilsin, rüyalar, safsatalar, örümcek kafalılar bizden uzak olsun. Altmış yedi yaşındayım. Artık dalından dökülen yapraklar gibiyim. Ben de bir sonbahar günü çıktım mahallenin parkına, yapraklarını döken ağacı gördüm. Aldım kalemi elime ve şu şiiri yazdım:
DÜŞEN YAPRAKLAR GİBİ
Ne zaman çıksam sokağa Sonbaharda Dolaşsam parklarda, bahçe kenarlarında Bir hüzün kaplar içimi Kocaman ceviz ağaçlarından Yere düşmüş Sararmış yapraklara Bakarım da... Ne umutlarla yeşermişti bu yapraklar Yeşilin en güzelini vermişlerdi Doğaya Döküldüler tek tek Kendi dallarının altına Karışıp gidecekler Toprağa
Nasıl da benziyoruz birbirimize Sararan yaprak Şöyle dönüp baktım da Geriye Ha sen yaşamışsın üç beş ay Ha ben yaşamışım Altmış yedi yıl Ben doğaya veremedim yeşilin güzelliğini Belki tadına varamadım Yetiştirdiğim meyvenin Ama yok artık faydası Üzülmenin, yerinmenin Dediler ki bana Vefa nedir bilen öğrencilerim: "Biz, sizden öğrendik güzel dilimizi Konuşmayı, yazmayı Hele de Orhan Veli, Cahit Sıtkı şiirlerinin Tadına varmayı Ömer Seyfettin öykülerinde kahraman Sait Faik öykülerinde insan olmayı" Ne güzel şey bir bilsen Senin döküldüğün ceviz ağacının karşısında Bir banka oturup Bunları hayal etmek Sonra da Yüzünde buruk bir gülümsemeyle Kalkıp Eve gitmek
Sen hiç üzülme sararmış yaprak Yeni tomurcuklar çıkacak, yeşerecek Dallarında Ağacının Ben de üzülmüyorum Bir hüzün doldursa da içimi bazen Bak, bizim tomurcuklarımız büyüdüler Geliyorlar Gülen gözleri, apaydın yüzleriyle Benim bu güzel ülkem Hep yeşerecek Hep yeşerecek ..................................................................................
Numan Kurt