Velasr
Garip bir zamanın içinde ıskalıyoruz kendimizi durmadan..
Dünya denen devranın bitmeyen şu meşgalesinde yitip gidiyoruz günah karası şehirlerde..
Ruhunu kaybetmiş bulvarlarda bir faili meçhule gidiyor düşlerimiz..
Zamanla hayatın siyah beyaz sayfalarında köşeye iliştirilmiş fark edilmesi müşkül bir kayıp ilanı oluyoruz..
Kendimizi arama derdine bile düşmeden herkes gibi yerimizi alıyoruz modern zaman denen şu arsız tilkinin kucağında..
Doğrusu bir kıyamet asrının dünyevileşmiş ifadeleriyiz biz..
Biz...
Haya perdesini yırttık..
Şirazeyi parçalayan her söz ve her görüntü karşısında edepsiz denizlerde yüzlerce kulaç attık..
Şükür bahçelerini soldurduk..
Hırslarımızla yürüdüğümüz yolların ağır yıkımlı bir çıkmaza döneceğini göremedik..
Kaderin hükmüydü her şey oysa, bilemedik..
Günahlar mukabilinde akıttığımız gözyaşlarımızda kalmadı,ağlamayı unuttuk..Buna vaktimiz mi vardı hem..
Zaman dardı,daha çok mal ve mülk edinmeli menkul ve gayrimenkul malları sıralamalıydık..
Sermayeyi kediye değil aslana yükleme zamanıydı..
Para,mal,mülk,eğlence dünyasıydı bu..Bu maskeli baloya ayak diremenin gereği mi vardı..?
Ayak uydurduk,el çırptık biz de bu tiyatral sahnelere...
Bizi sıraya almışken ölüm, sıralamaya çalıştığımız şeylerin hakikat penceresi karşısında sıradanlığını göremeyecek kadar kördük artık..
Tefekkür çoktan beri şehrimize uğramadığından tevekkül etmenin ne olduğunu da idrak edemedik..
Sabır meyvesi bize çok acı geldi,biz isyanı seçtik..
Kainat ölçüsünde zerre kadar bile olmayan dünyada biz neydik oysa,bunu düşünemedik..
Bencilleşmiş sözlerimizle,kibirden ışığını kaybetmiş ifadelerimizle dev aynalarda bir zavallıydık aslında,bunu da bilemedik..
Biz artık insan değil,nisyandık...