Yüksek Ölçekli Sefalet Füg'ü
This piece was featured as the selection of the day on 27.09.2013.
Ruhumun mola verdiği ve hiçbir yağmurun yağmak istemediği ışıksız günler için biriktirdiğim meleklerin aniden yok olduğu zayıf zamanlarımda düş mezarlığında gömülü deneyimli hançerlere gizlice davetiye gönderen göğsüme burdan son kez sesleniyorum:
Bu umudunu yarı yolda bırakanlar kentinde Ağrılarımdan uzak dur!
Günbatımı taklidi yapan ara sokaklarda, sürekli koşup ama hep aynı yerde kalmanın hasarlarını karşılamak için geceleri görgü; tanıklarına dublörlük yapıyorum. Her yanım sis içinde.
Üzerinde; duygulanmak yasaktır yazan eskimiş tahta bir tabelayı İsa'dan izin alıp çarmıh gibi sırtımda gezdiriyorum. Çünkü biliyorum; açığa çıkmış acı, acı değildir.
Sen hikâyenin dışında kalan bir yıldızda yüzüğünü unutmuştun ve sana benden önce dokunanların izlerini silmek için, etrafı korkuluk ve kargaşalıklarla kuşatılmış, kokusu elinden zorla alınmış çiğdem tarlalarında kendini yolculuk sanan yürüyüşler topluyordun, görmeden boynu kırılmış günebakanların güneşe yolladığı mektupları... Ve bütün veda işçileri nal darbeleriyle eşlik ederken saygıdeğer ayaklarına; sana en uzun süre yenilme rekoruma aldırmadı hiçbir gerçeklik. Teşekkürler hayat'ım.
Işık taşıyıcısı: kendinizden uzaklaştım
Yaşından büyük duran bir gemideydik. Bütün köpek uzmanları, savaş uzmanları, barış uzmanları; insanın kalbine değmeden geçen bütün sanatlar, pasifistler ve Dadaizm, sadece ağızdan yapılma yüzleriyle; kendinden olmayanı kovmak ve yok etmek üzerine bildikleri tüm sözleri yelken yapıp yol almaktaydılar. Rüzgâr bile onların rüzgârıydı.
Ve ülkem; ölü annem.
Pencereleri kapalı anlaşılmamış köylerin yanağında Sürekli kanatılan yara gibi asılı duran birkaç önemsiz sözcük;
Karanlığın olmadığı bir yer söyle, çocuk görevlerini tamamlamış gemiler oraya gitsin
Yani bir insanı, efsane ihtiyacı karşılanmamış başka bir insanla temizlemek
Yani yasama, çürütme, polis; sefalet tiryakiliği; depresyona seyahat biletleri
Yani çirkin binalar, dilencilerle süslenmiş kaldırımlar, kaliteli dünya yorgunluğu
Yani karşında bütün günahları örten o kocaman ölümlü kapıdan izdiham yaratmadan girip çıkan, küçük uyumlu yaralarıyla oynaşmaktan yürekleri körleşen kusursuz söz davulcularının gürültüsünden
Yani seninle bir daha aynı öyküde asla buluşamamak;
Ne korkunç bir bataklık!
Birileri, elini akreplerle dolu taşın altına koyup sakıncalı sözcükler ararken Hey, o renk buralı değil, yakalayın der birileri ve birileri çiklet şairlerini överken, ismimi üzerimden sıyırıp attım. Kendimden uzaklaştığımı sandığım, uyandırma servisi olmayan bu mutsuz mutlular uygarlığında dilim daha fazla dönmüyor, sen dön istersen.
Yani, bir gün kitaplar insanları yakacak, ey! sevgili hüznüm, Yakacak!
27 Mart 2013