Sana Dua Etsin Şehir Bu Gece
Yüreğimde
Ne dalını tutabildim
Ne çiçeğini koklayabildim
Nede meyvesinde tad bulabildim
Saçında rüzgârı
Sözlerinde acıyı hissedebildim
Öylece kalakaldım son durağında
Kurak derelerin yatağı saklanmış
Yaralarımın kabukları
Nasır tutmuş eller gibi çatlak yarık
Araları kan damlası misali çamur
Ne çıkabildim
Nede uzaklaşıp kurtulabildim
Ulaşamadım dağ yamaçlarına
Atamadım kendimi
Sonsuzluğun yeşil ovalarına
Mevsimlerin laneti uğramış diyarları gibi
Kaldı bedenimde göğüs kafesim
Ne bülbülü salıverebildim
Nede kilidini açıp hürriyete koşabildim
Hep kölesi kaldım sevdanın
Ne atabildim
Nede satabildim beni kandıran tanrıya
Ulaşılmaz dedikleri gökyüzü
Serilmiş ayaklarım altına
Damla damla döküyor içini
Af diliyor utanmadan
Af bekliyor
Üstüme çektiği lanetin bir bedeli olmazmı
Şimdi git sor
Gökyüzü tanrına düşünmesin versin cevabını
İhtiyacım yok onun bu saatten sonra sunduklarına
Zamanı geri alabilirmisin
Getirebilirmisin dünlerimi
Silebilirmisin yarınlarımı
Sarabilirmisin açtığın yaralarımı
Yapamazsın yaptıramazsın
Gönderme gökyüzünü
Toplama ayaklarımın altına
Serme yeryüzünü
Kalk oturduğun yerden
Af dile benden
Bir zamanlar seyrettiğin yerden
Dağ yamaclarını sıralı bezemiş
Sedef çam kokuları arasından iniyorum
Yavaş yavaş sana doğru geliyorum
Yıllardır yokluğunu unuttuğum
Dönüp gelmezdim ama
Sen varsın bu şehirin içinde
Tanrıya değil
Sana dua etsin şehir bu gece
Elazığ 2011