Edebiyat Dünyasında Yazarların Beslendiği Şehirler

Edebiyat Dünyasında Yazarların Beslendiği Şehirler

Edebiyatı, yazarların zaman, mekan, doğa ve insanın bütününden beslendiği bir nehir gibi düşünmek gerekir.  Bunların her biri geçmişten bugüne yazarların ilham kaynağı olmuştur ve olmaya devam edecektir. Edebiyat, asıl olarak yaşamdan beslenir. Bir şehir ya da bir coğrafya, yaşamın doğduğu ve aktığı yerdir. Edebiyat dünyasında iz bırakan pek çok şair ve yazarı belirli bir kentle özdeşleştirmemizin sebebi budur. Çukurova denilince aklımıza Yaşar Kemal’in, Prag denilince Kafka’nın gelmesi bu yüzden.  

Mekanlar ve şehirler, bir insanın duygu dünyası, kültürü ve zihniyeti üzerinde o kadar etkilidir ki, hiçbir sanatçıyı beslendiği şehirden ayrı düşünmek mümkün olmaz. Eserlerinde yaşamlarını sürdürdükleri ya da bir sebepten etkilendikleri yerleri işleyen büyük yazarlara baktığımızda yıllar geçse de unutulmayacak isimler olduğunu görürüz. Çünkü onlar da köklerine ve beslendikleri şehirlere yaşamları boyunca sadık kalmıştır. 

Yazar ve şairlerin kimileri doğup büyüdükleri kentlerden ilham almış ve eserlerinde bunları işlemiş, kimileri ise hiçbir eserinde doğrudan işlemese de bir şekilde o kentle bütünleşmiştir. 

1- Dostoyevski- St. Petersburg 

Moskova doğumlu olup, askeri okul dönemine kadar burada yaşamını sürdüren Dostoyevski, buna rağmen St. Petersburg’la anılır. Dostoyevski’nin eserleri, okuyucuyu Rus kültürünün içine alır ve tüm detaylarıyla o dünyanın içine sürükler. Yazar bunu öyle büyük bir gerçeklikle yapar ki,  okuyucuyu adeta St. Petersburg sokaklarında dolaştırır. Ünlü romanı Suç ve Ceza’nın baş karakteri Raskolnikov’un yaşadığı ev olarak ilham aldığı ev, halen Petersburg’ta “Raskolnikov Evi” adıyla görülebilmektedir. 

Eserlerinde yaşadığı ve etkilendiği mekanları detaylarıyla işlemek, Dostoyevski’nin belirgin bir özelliğidir. Bir okur, Petersburg şehrini gezmek istediği zaman, adım adım Dostoyevski romanlarının gerçeklikle kurmaca arasındaki çizgisinde kaybolabilir. 

2- Franz Kafka- Prag 

Kafka’nın şehri” olarak bilinen Prag, her köşesinde büyük yazar Kafka’nın izlerini taşıyan bir şehir. Kafka, Prag’da Eski Şehir meydanında doğmuştur ve doğup yaşadığı evin bir kısım kalıntıları halen oradadır. Yazar, şehrin birkaç bölgesinde dönem dönem yaşamış, başka bir bölgesinde eğitim almış, başka bir yerde kız kardeşiyle birlikte kalmış ve şehrin neredeyse tamamında iz bırakmıştır. Kafka, Almanca konuşup yazmıştır ve Yahudidir. Yahudi olduğu için Almanlar tarafından, Almanca konuştuğu için de Praglılar tarafından sevilmez. Bu nedenle içe kapanık bir yaşam sürdüğü söylenir. 

Turistik bir şehir olan Prag’da Kafka, çok önemli bir turistik sembol aynı zamanda. Kentte Kafka’nın adıyla sokaklar, cafeler, müzeler, caddeler bulunuyor. Kafka müzesinde yazarın mektupları, özel eşyaları sergileniyor. Hepsi birlikte düşünüldüğünde Kafka’nın şehrini, Kafka’nın bıraktığı izlerle dolaşmak oldukça büyüleyici bir deneyim. 

3- Ernest Hemingway- Havana 

Amerikalı bir yazar olan Ernest Hemingway, buna karşın Havana  ile bütünleşmiştir. Bir deniz seyahati esnasında Küba’ya gelen yazar, kendine özgü bu dünyanın büyüsüne kapılır. 1939 yılında ise Havana’ya yerleşir. Burada kendisine güzel bir yaşam kuran yazar, Havana şehrinin tüm kendine has güzelliklerinin tadını çıkarmaya başlar. Hemingway, en büyük eserlerini Havana’da kaleme almıştır. Evliliği, boşanması, aşkları, dostlukları derken Havana kenti, yazar için hayatının en önemli dönüm noktalarını yaşadığı özel bir şehir haline gelmiştir. 

Hemingway’in , kılıç balığı avlamayı çok sevdiği söylenir. Yazarın Havana sahillerinde sık sık kılıç balığı avına çıkması nedeniyle  Havana’da askeri bir kurumda halen Fidel Castro ve  kılıç balığı ile yan yana bir resmi bulunur.  Fidel Castro’nun da Hemingway hayranı olduğu biliniyor. Castro, yazarın ölümünden sonra şehirde adına bir anıt yaptırmıştır. 

5- Yaşar Kemal- Çukurova

Yaşar Kemal, yetişip büyüdüğü, eserlerinde ilmek ilmek işlediği Çukurova’nın en büyük övgü kaynağıdır. Yaşar Kemal, Çukurova bölgesinde bir coğrafyanın topraklarında yetişmiş herhangi bir sanatçı gibi değil, o bölgenin adeta sembolü gibi kabul görür. Büyük usta bütün yaşamını Çukurova’da geçirmiş, tüm acılarını orada çekmiş, hayatın her türlü zorluğuyla Çukurova’da karşılaşmış, yine de yaşamı boyunca köklerine sahip çıkmıştır. 

Çukurova’nın toprağı, doğası, köylüsü, bereketli tarlaları, dağları her zaman Yaşar Kemal edebiyatının ana kaynağı olmuştur. Yazar, bu coğrafyanın halkının acılarını,  sevinçlerini, hayatla savaşını, ağa-köylü ilişkisini, birlik olmayı nesillere aktarmayı yaşam boyu amaç edinmiştir. Bunu yaparken, Anadolu insanının çektiği zulümle, dönemin siyasi durumunu bütünleştirip destansı bir üslupla işler. Eserlerinde o kadar gerçek bir Çukurova görürüz ki, hiç bilmeyen, hiç gitmeyen biri bile o dağlarda bir İnce Memed’in gerçekten yaşadığını hisseder. İşte bu yüzden, Yaşar Kemal’siz bir Çukurova düşünülemez. 

6- Cevat Şakir Kabaağaçlı- Bodrum 

Halikarnas Balıkçısı adıyla bilinen Cevat Şakir Kabaağaçlı, soylu ve sanatçı bir aileden gelir. Kaleme aldığı bir öyküden dolayı siyasi olarak yargılanan Cevat Şakir, bu yargılama sonucunda Bodrum’a sürgün edilir. İlginçtir ki, yazar doğup büyüdüğü değil, sürgün edildiği yerle anılır. Sürgünde de olsa, Bodrum’a hayran kalır ve geri dönemez. Hayatının geri kalanını Bodrum’da geçiren yazar eserlerinin çoğunu burada yazmıştır. 

Yazar antik adı Halikarnas olan Bodrum’u o kadar sevip benimsemiştir ki, kaleme aldığı yazılarını Halikarnas  Balıkçısı mahlasını kullanarak yazmaya başlar. Görüyoruz ki sanatçı ve edebiyatçıların şehirlerle ve mekanlarla olan ilişkisini belirli bir kalıba oturtmak imkansız. Cevat Şakir bunun en güzel örneği. Kimileri doğup büyüdüğü kimi ise Cevat Şakir gibi sürgüne gönderilip yıllarca ceza çektiği yerle ölümsüzleşiyor. 

7- Yahya Kemal- İstanbul 

Edebiyatımızda “İstanbul Şairi” olarak bilinen Yahya Kemal, bir şehrin ruhunu esere yansıtma konusunda en başarılı şairlerden biridir. İstanbul, Yahya Kemal için adeta aşktır. Türk edebiyatında İstanbul, roman, şiir her alanda her zaman sonsuz bir ilham kaynağı olmuştur. 

Bu büyüleyici şehir, Yahya Kemal’in de kalemine güç veren önemli bir esin kaynağıdır. Yahya Kemal’in şiirlerinde vatan, millet, Türklük gibi temaların sıkça işlendiğini görüyoruz. Şairin İstanbul aşkının sebeplerinden biri de Türklük duygusunun İstanbul’un her zerresinde hissedilebiliyor olmasıdır. Onun şiirlerinde İstanbul, güzelliğinden ziyade yaşanmışlıklarıyla ve ruhuyla anlatılır. Yahya Kemal’e göre İstanbul, vatandır. Bu açıdan bakıldığında İstanbul’un Yahya Kemal için diğer şairlerden daha farklı bir önemi ve değeri olduğunu anlıyoruz. Onun aşkı, şehrin karış karış Türk tarihini ve vatan ruhunu taşımasından gelir. 

8- Nuri Pakdil- Kahramanmaraş 

Pek çok şair ve yazar yetiştirmiş olan Kahramanmaraş, önemli bir yazar ve fikir adamı olan Nuri Pakdil’in de memleketidir. Edebiyatımızda “Kudüs Şairi” olarak bilinen Nuri Pakdil, Kahramanmaraş’ta dünyaya gelmiş ve bu şehirle özdeşleşmiştir. Doğup büyüdüğü bu şehre karşı vefasını her zaman koruyan yazar, Kahramanmaraş’ta bir simge haline gelmiştir. Kentte adına okullar, kültür evleri yapılmış, yazarın vefatı tüm şehri büyük bir hüzne boğmuştur.

 Edebi kişiliğinin yanı sıra entelektüel birikimi ve eylemleri ile de adından söz ettiren Nuri Pakdil, hayata karşı tutum ve duruşunu yaşadığı şehirden aldığı ilhamla bütünleştirmiş ve eserlerine bunu yansıtmıştır. Sanatçının duygu ve düşünce dünyasında memleketi Kahramanmaraş’ın etkisi büyüktür. 

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış