Ağır Abi
Efendim asıl mesele O yılbaşı akşamı Harput’un mert, yerlisi namına da Ağır ağabey diyelim ki kimseyi mahcup etmeyelim. Ağır ağabeyler aynı tarz inatlarından kolay vazgeçmez. Harput’a namın salmış yerlisi ağır ağabeyimiz bir has gakkodur. Yürürken bile asalet dökülür o pala bıyık ve kara şalvarından kasketinden. Kendine has figürleriyle folklorda adeta kendinden geçerken yöresel halk oyunlarında özellikle ağır halaylarda eline su döken olmaz kanısındayım. Ağır ağabey rüzgârlı bahçeye karşı posta hanenin bitişiğinde kiraladığı küçük bir dükkânda mesleğini icra ediyordu. Dört erkek evladına hem mesleği öğretir hem de geçimini sağlardı. Yukarı şeher Harput’ta en iyi avantajları geçim kaynağı dükkânın tek olmasıydı. Ağır ağabeyin işlerinin çok iyi olması güzel mesleğini kusursuz, kibirsiz, titizlikle sergilemesindendi. Kendisinin olmadığı zamanlarda ise çocuklarının aynı ahlaki el becerisiyle asla onu aratmamalarıydı. Çalışma ve iş konusunda çok mert, titiz ve yufka yürekliydi. Kendine, şansına ve cebine çok güvenir de güvenir bir yapıya sahipti. Dediklerine göre kumar masasına otururken dimdik aslanlar gibiymiş ağır ağabeyimiz. Yiyecek içecek tuzağının ardından gecenin ağır aksak ilerleyişiyle kumar masalarında kazananın ve kaybedenin nahoş kafaları çoktan ser hoşluğun dumanına esirmiş. İşte ne oluyorsa o vakitler oluyor. Kaybetmeyi gururuna yedirmeyip bozuntuya vermeden battıkça batıyor ağır ağabey. Tanımadığı ilk kez kumar masasında bir araya gelip gördüğü kişilerce hileli tezgâha getirildiğini anlıyor çok geçte olsa. Gecenin hayli ilerleyen saatlerinde yüklüce parasını kumar masasında bırakınca izin istiyor kalkmak için. Bu kez kumarbazlar bizim ağır ağabeyimizi sahte gülüşmelerle rica iltifat deryasında boğarak oturtuyordu, her defasında kalkmaya yeltendiği sancıdan uyuşmuş tahta iskemleye. Gün ışımış kahve ağır kokulu hal almış grimsi sigara dumanın altında oyuncular yarı uykulu halde oyuna hala devam ediyorlar. Asıl amaçları bizim ağır ağabeyin evini almak olan düzenbazlar sunuyorlar teklif niyetli vurgunu altın tepside şans diye.
Vicdan meselesi yapıp rahat etmediklerini söyleyen kumarbazlar. Belki şansının bu teklifle döneceğinin hatırı için son bir el oynayabileceklerini getiriyorlar dile. Hala olayın farkında olmadan bir şeyi kalmadığını belirten ağır ağabeyin iliklerine son darbeyi kocaman evinin olduğunu onu kabul edebileceklerini söyleyip sözleri zehir hançeri sokuyor çakallar. Tabii ağır ağabey reddediyor. Artık bir şeyi kalmadığını onu da kaybederse ailesinin ortada kalacağını belirtmesine rağmen yine de tatlı dille ikna etmişler. Nihayetinde acı son evini de sırtındaki ceketiyle birlikte soyup senetlerle üzerlerine geçiriyorlar. Şimdi ağır ağabeyin elinde kalan çocuklarıyla birlikte çalıştırdığı kira olan dükkânından başka kaybedecek bir şeyi kalmamıştır. Ağır ağabeyim dertli ağabeyim adımların nasıl taşıdı seni nasıl ayakta kaldın? Bu çökük omuzlar ceketsiz cılız beden senin mi? Ne bu halin diye ben sordum yukarı şeher Harput uyanmadan kendime çocuk yüreğimle. Gün puslu çapak ışıklarını aşırırken tepelerden ağır ağabey uykusuz gecenin sabahında eve varıp dört erkek bir kız ve yaralı eşine olayı nasıl anlatıyor bilmiyorum, doğrusu bilmekte istemiyorum zaten. Asıl hayat bundan sonra sürprizlerle aileyi karşılıyor. Olay duyulduğunda küçük yerde büyük şaşkınlıklar yarattı. Çilekeş aile yeni düzensiz yaşamın zor hallerine baba evinden taşınmalarıyla attılar ilk korkak adımlarını. İlk fakir yer sofrasında fikir birliği ederek ağır ağabeyi evden sürdüler vizesiz bilinmez yalnız yaşamına. Sonrada yeni yaşantıya alışmak ayakta kalabilmek için sarsılmaz bağlarla daha çok kenetlendiler birbirlerine. Evet, boyunları bükük kafaları hep yerde bu evlatlar ilk kez utanıyorlardı babalarından ve yaptıklarından. Ayağa kalkma zamanıydı el birliğiyle öyle de yaptılar. Eskisinden daha çok dükkânla ilgileniyor, çalışıyor hiç bir işi kaçırmayıp geri çevirmiyorlardı. Azim ve çalışkanlıkları bir kaç yıl içinde güzel iyi sonuçlarla meyvelerini veriyordu nihayetinde. Evvela evlerini ellerinden alan sahtekârlardan yüksek meblağlarla tekrar geri satın aldılar. Arabulucu hatırlı tanıdık ahbapların akrabaların rica ve nasihatlerine fazla itiraz edemeyip tevazu göstererek babalarının yani ağır ağabeyin elini saygıyla öpüp barıştılar büyük yüreklilikle. Ardından hiçbir şey olmamışçasına kumarda kaybedilen evlerine çağırdılar. Ailenin başköşesindeki boş mütevazı yerine oturtarak rezil yaşamın yalnızlık girdabından çekip aldılar ağır ağabeyimizi. Ağır ağabeyimize Allahtan rahmetler diliyorum, mekânı cennet olsun. Kusur eylediysek affola dostlar affola.