Yorgancı Çırağı Tekir

Yorgancı Çırağı Tekir

Yorgancı çırağı olmuştu babayiğit bakışlarıyla tekir kedi. Her sabah açardı ekmek teknesini paşa babasıyla. İğneleri dürtmeye başladıkça yorgana o izlerdi başıyla Onu, bir yukarı bir aşağı, bazen de sağa sola..

Uykusu geldi miydi yer mi yok, en afilisinden bir yorgana sokuluverirdi, dağılırdı asilliğiyle havanın pusu nemi, kuyruğunu en son toplardı hep..

Öğle arası paşa babanın yemek molası. Sefer tası kat kat, çorbasından tatlısına bir gökdelen sanki hamdolsundu, şükür ki vardı ekmekleri..

Ayırt etmezdi paşa babası tekir çırağını, yediğinden ona da verirdi. İkisinin bıyıklarında da ekmek kırıntıları, pis(i) pis(i) gülerlerdi birbirlerine. Babaya öyle gelirdi belki...

Gün içinde bir sürü insanlar gelir giderdi. Daha çok kadınların ayak sesleri uyandırırdı çırağı uykusundan. Tıkır tıkır ayakkabı şıkır şıkır bilezik sesleri...

Çeyizlik yorgan ne de önemliydi. Saten, ipek, baklava dilimli, dallı, güllü. Dürt babam dürt iğneleri...

Ebemkuşağı altında uyurdu sanki tekir kedi. Rengârenk yorganlar Elif kızların hayallerini örtecekti, sevecekti anneler yorganları, kızlarını son bir kez koyunlarında uyutur gibi...

Akşam oldu muydu paşa baba toplanırdı yavaştan. Yorgun bir kardelen gibi gururlu çırağını alırdı kucağına. O okşadıkça, tekir mırlardı. Yorganlara sinerdi huzur, şefkat. Çıkmadan bir de demli çay gelirdi paşa babaya yan dükkandan, akşam çayı taptaze..

Çırak Ali getirirdi. Gürbüz, yaman çocuk, göz kırpmadan gitmezdi paşanın çırağına. Bu "naber ortak" demekti...

Baba çayından bir yudum alır ve bergamot kokardı her yer...bb

Bahar Batıl

Yorumlar (1)