Sona
aynı sokaklardan geçiyoruz
aynı sokaklardan geçiyoruz
eksiltip on yılları
vurunca topuklarımız arnavut kaldırımlarına
asfalt olup eriyoruz
tozlu kalıyor ruganlarımız her ölünün ardından varınca
viran mezarlıklara
selamımız acıyor musallada
ne çok kalabalık oluyoruz mezar taşlarını sayınca
azalıyoruz çığırtkanlar salalara dalınca
kirpiklerimizde donuyor
gözyaşlarımız
hikayeler doluyor parşömenlere
ahmet amca mustafa abi annesi hayriye abla
ne çok gülmüşüz şimdi ağladıklarımızla
ne çok sallamışız hıdrellez iplerini
ne çok atlamışız ateşte entarilerimizi yaka yaka
ne çok kurulmuş denize sofralar
karpuzlar çatlamış
kavunlar yarılmış
rakılar beyazlamış
şerefe vurulmuş dömbelekler
kavak yelleri esmiş rüzgâr üzerine
sevdalanmış bir üst sokağın çiçeği
alt sokağın terleyen bıyıklarına
toy sandalyeleri kurulmuş lohusa yataklarına
allı morlu bindallılar sarılmış pembe memelere
gelinler utanmış son çingene ezgilerinde
aynı sokaktan geçiyoruz
eksiltip kaldırımları
asfalt olup eriyoruz
velespitler sürüyoruz
sona bir daha
başa daha da...