Okuyan mı Gezen mi Daha Çok Bilir
This piece was featured as the selection of the day on 10.03.2023.
"Okuyan mı gezen mi daha çok bilir?" diye kalıplaşmış bu soru hayatımızda kimi zaman karşımıza çıkan bir sorudur. Bu sorunun cevabı dönemlere göre farklılık gösterir. Nasıl ki her dönemin, her yüzyılın biçimi, odağı farklılık gösteriyorsa, bunun cevabı da farklılık göstermektedir. Nasıl ki bir zamanlarlar güç dengesi Romalılardaysa, başka bir zaman Osmanlıdaysa, şimdi Amerika'daysa; ve her zamanın güçlü nitelendirmesi ve sahip olduğu gücün ulaşabildiği sınırlar derecesine bağlı olmasıyla ilişkilendirilebilir.
Okumak ve gezmek eski çağlarda, yani teknoloji devrinden öncesinde farklı bir mecradayken, teknolojinin zirvesinde çok farklı bir noktadadır. Eski çağda her topumun yapısı, hatta aynı toplumda bile farklı noktalarında da farklılık göstermekteydi. Farklılık gösteren toplumların becerileri ve bilgi birikimleri de ayrılıklar göstermekteydi; bu, bir su birikintisini kanallar yoluyla taşımak bilgisiyle bile, en küçük ve büyük tüm bilgiyle göstermektedir. Özetle birbirinden habersiz toplumlarda ilerilik ve gerilik bilgisi birbirleri arasında karşılaştırmaya dayalı bir tanıma mümkün değildi. Bu yüzden gezmek ve toplumun içinde ki yaşayış ve işleyişi görmek okumaktan daha büyük bir önem taşımaktaydı. Çünkü saf okumak yeterli deneyimi sunmadığı gibi, okunan şeyin yabancılığını karşıtlığını idrak etmede kabul görmeyeceği yüksek derecede gerçekti.
Günümüz dünyasında, teknoloji ile diğer toplumları ve yaşayışlarını, tüm zenginliklerini dezavantajlarını gözler önüne sermekle birlikte; eski zamanda ki gibi değil, tersine diğer toplumların bilindik olmasıyla, genel olarak toplumların benzerlikler göstermesi kaçınılmaz oldu. Haliyle içinde bulunduğumuz yüzyılda, başka bir topluma girerek, içinde yaşayarak, bir kitabı okumakla kazanacağımız kadar bilgi kazanmamız olanaksızdır.
Tüm fikirler tüm dayatmalar tüm yaşantılar neredeyse hepsi teknolojinin vasıtasıyla elimize gözümüze, hatta bazen bunu biz istemesek bile dayattıklarından kaçınılmazdır. Haliyle okumak gezmenin öğretisinin önüne geçmiş bulunmaktadır. Hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim ve bundan da utanç duymuyorum: Bazı toplumlara girmek ve orda gezmek bize bir bilgi ve birikimden ziyada, tersine zarar verecek ve bizi köreltecek derecededir. Bunların ışığında okumak, daha doğrusu okuyabilmek baştaki sorumuzun cevabıdır; yani gezmekten daha üstündür; ama okuyabilmek de gezebilmekte her biri ustalık ve kavrama gerektirir. Bilinçsizce gezmek bilinçsizce okumak, idraktan uzak olarak bunları yapmak, okuduğunu sorgusuz kabul etmek, bir toplumun adetlerine, kendi benliğinin dışına çıkar kabul edip uygulamak okumak ve gezmek değil; cahilliktir. Okumak da gezmekte bilinç sahibi kimse için bir ışık ve bilgidir. Okumak gezmekten üstündür; ancak okuduğunu anlayıp, gerektiğinde yazara karşı çıkabilirsen, en önemlisi de okuduğunla kendine karşı çıkabilmeyi başarırsan...
09.03.2023