Türk ve Dünya Edebiyatı’nda Yazarlarının Yarıda Bıraktığı 10 Eser

Türk ve Dünya Edebiyatı’nda Yazarlarının Yarıda Bıraktığı 10 Eser

Türk ve Dünya Edebiyatı’nda esasında pek çok tamamlanmamış eser mevcuttur. Ancak bunlardan yalnızca küçük bir kısmı, tamamlanmamasına rağmen edebi bir bütünlük barındırdığı için okurları karşısına çıkabilmeye hak kazanmıştır. Yine de okuyucunun ya da eleştirmenlerin gözünde o eserin tamamlanmadığını bilmesi çok pozitif bir durum olarak karşılanmaz. Nihayetinde elde olan roman ya da oyun, her ne ise, yazarın diğer eserlerinin aksine kefili olduğu, yayımlanmasını gönül rahatlığı ile arzu ettiği eserler değildir.

Pek çoğu yazarın ölümü nedeniyle yarım bırakılmak ile beraber kimi durumlarda yazarın kaleme aldığı eserden uzaklaşmış olması ve eseri olduğu haliyle ortaya koyması gibi durumlar da görüyoruz elbette.

Hal böyleyken okuyucu da yarım kalmış bir eseri eksik kalmış bir nitelikte değerlendirme ve diğer eserleri ile pek de karşılaştırmadan eleştirmekte, hatta kitabın eksik kalmış kısımlarını kendi hayal güçleri ile doldurmaya çabalamakta kalabiliyor.

Bu başlık altında sizler için Türk ve Dünya Edebiyatı’ndan 10 adet yarım kalmış eseri bir araya getirdik. Bu 10 eserin de birbirlerine çeşitli benzer özellikleri var. Tamamlanmamış olmaları fakat tamamlanmadan da güçlü bir edebi niteliğe sahip olmaları gibi…

Eylembilim – Oğuz Atay

İlk olarak enteresan bir yolculuğu olan bir kitap ile başlayalım. Edebiyatımızın en şahsına münhasır kalemlerinden biri olan Oğuz Atay’ın Eylembilim’i, başta tamamlanmayan kısımları ile beraber yazarın günlüklerinden oluşan “Günlük” isimli kitabında yayımlanıyor. Günlük kitabının yayımlanmasından sonra isimsiz bir kişi, daha önce gün yüzüne çıkmamış Eylembilimi eserinin hiç bilinmeyen yaklaşık 80 sayfasını Oğuz Atay’ın ailesine ulaştırıyor. Nihayetinde de Eylembilim ayrı bir kitap olarak raflarda karşımıza çıkmaya başlıyor. Ancak bu eserin kayıp sayfaları kimde ve neden onda duruyordu, hala bilinmiyor.

Aslan Asker Şvayk – Jaroslav Hašek

Hašek’in mizahi taşlamalarıyla örülü harikulade eseri Aslan Asker Şvayk başta 6 ciltten oluşacak biçimde tasarlanmış fakat yazarın 1923 yılında tüberküloz sebebiyle ölümünden sonra 4 cilt olarak kalmış. Fakat yine de gerek içinde barındırdığı mesajlar bakımından gerekse edebi üslubu sayesinde yarım kalmış bir kitaptan beklenmeyecek derecede önemli başarılara imza atmış; dünyanın pek çok ülkesinde eser tiyatro oyunlarına ve operalara uyarlanmıştır.

Veys – Turgut Uyar

İki yıl kadar önce pek çok insanı şaşkına uğratan, daha önce varlığından asla haberdar olmadığımız bu eser, Turgut Uyar’ın sağlığında yayımlamadığı, bir nedenle yayımlamayı tercih etmediği isimsiz ve tarihsiz tiyatro oyunudur. Üzerinden geçen yarım asırdan sonra Yapı Kredi Yayınları tarafından basılan Veys, kimi sayfalarının yırtık olması ya da bir finalinin yazılmamış olmasına rağmen oldukça güçlü ve kuvvetli bir metin olarak karşımıza çıkıyor. Büyük olasılıkla sahnelenme şansı olmayan bu oyun, Turgut Uyar’ın kaleminden ilk kez bir tiyatro oyunu okuma imkanı vermesinin dışında yazarının dahi unuttuğu bir eser olarak kayıtlara geçiyor.

İlk Adam – Albert Camus

Yirminci Yüzyıl Fransız Edebiyatı’nın ve varoluşçuluk akımının en önemli isimleri arasında sayılan Albert Camus’un ölümüne sebep olan trafik kazasında, kaza yerine yakın bir yerde çamura bulanmış bir şekilde bulunan eseri, İlk Adam, yazarın henüz tamamlayamadığı otobiyografik ögeler taşıyan romanıdır. Eser, yazarın ölümünden yıllar sonra üzerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan, 1995’te yayımlandı. Kimi eleştirmenlere göre İlk Adam, Camus’un en başarılı romanıydı, tamamlanmış bir eserdi; kimi eleştirmenlere göre ise yarım kalmış bir romandı ve belki de hiç yayımlanmamalıydı…

Yusuf Atılgan – Canistan

Aylak Adam ve Anayurt Oteli romanlarıyla büyük bir başarı yakalayan usta yazar Yusuf Atılgan’ın bu iki romandan daha farklı bir atmosferde, bir dönem hikayesi anlatmayı tercih ettiği Canistan her okurun gözünde farklı bir son ile kapanıyor. Yazarın kitabı tamamlamak için ömrünün yetmediği bu eser köy hayatını tüm çıplaklığıyla anlatması ile dikkat çekerken, tamamlanmamış bir hikaye ile de büyük etkiler yaratılabileceğini bizlere kanıtlıyor.

Son Düş – F. Scott Fitzgerald

1930’lu yılların Hollywood’unun anlatıldığı bu bitmemiş roman, yazarın ölümünden bir yıl sonra dağınık notları bir araya getirerek bütünleştirilmiş ve yayımlanmıştır. Dilimize Tomris Uyar tarafından çevrilen eserin aynı zamanda Elia Kazan tarafından gerçekleştirilmiş bir sinema uyarlaması da vardır. Ancak sinema filmi pek fazla başarılı olamamış, buna sebep olarak da orijinal eserin tamamlanmamış olması öne sürülmüştür.

Mahur Beste – Ahmet Hamdi Tanpınar

Tanpınar’ın bu şahane eseri, yazarın en popüler karakterlerinden bir tanesi olan Behçet Bey’in hikayesini temel alarak başlıyor. Ancak bir süre sonra eser, farklı hayatlara, farklı hikayelere ve farklı dönemlere açılarak başladığı yerden epeyce uzaklaşıyor. Behçet Bey’in hikayesi ile alakalı pek çok detaya ulaşamadan da roman nihayete eriyor. Tanpınar daha sonra yazdığı Huzur ve Sahnenin Dışındakiler eserlerinde Behçet Bey’in hikayesini tamamlamaya girişse de Mahur Beste yarım kalmış bir eser niteliğinde kalmaktan kurtulamıyor. Hatta romanın güncel baskılarında Tanpınar’ın Behçet Bey’e yazdığı mektuplar da yer alıyor. Bu mektuplarda Tanpınar, incelikli karakteri Behçet Bey’e romanını neden bitirmediğini de anlatıyor.

Dava / Şato / Amerika – Franz Kafka

Edebiyat tarihinde artık klişe bir hikaye haline gelen Franz Kafka ile Max Brod hikayesini duymuşsunuzdur. Bilmeyenler için anlatmakta yarar var; hayatı boyunca yazı yazmayı bir tutku haline getirmiş olan Kafka, yazdıklarını yayımlatmaya cesaret edemiyor. Artık ölüm döşeğine düştüğünde, en yakın dostu Max Brod’a tüm yazdıklarını emanet ediyor ve hepsini bir çırpıda yakmasını istiyor. Ancak Brod, en yakın arkadaşının bu son isteğine saygı göstermeyerek o yazıları yayıncılara göndermeyi tercih ediyor ve Kafka, bildiğimiz Franz Kafka haline geliyor. Bundan sebep olacaktır ki, Kafka’nın birçok eseri yarıda kalmış, tamamlanmamıştır. Olay örgülerinde, hikayelerin gelişmelerinde ya da sonuçlarında çeşitli kopukluklar yahut eksiklik olsa da Kafka, adını tüm dünyaya ispatlamıştır. Geç de olsa…


Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış