Geçmişe Planlı Yolculuk

Son sigarasını yarım söndürdü, zaten kül tablasında ancak bir yarımlık yer vardı. Saat gece yarısını vuralı tam tamına iki dakika olmuştu. Uzun olmasa da anlamca büyük bir yolculuk planlanmıştı. Gelecekten geçmişe gidecek ve birkaç soru soracaktı kendine tabi kendini geçmişte tanıyabilirse.

Uzun zamandır bir şeylerin değişmesini istiyordu. Fakat geçmişe doğru yapacağı bu yolculukta geçmişe dokunmak değildi niyeti. Dokunursa yiteceğini biliyordu bilerek veya bilmeyerek yaptıklarının ve onlar bugünün gerçeğiydi. Sadece birkaç soru soracaktı kendine.

Sahi diyordu ellerini yıkarken aynaya, bu kararı niye aldım ben.

Saat gece yarısını vuralı tam tamına altı dakika olmuştu ve hazırlanacak çokça şey vardı. Elbette bir valiz değildi hazırlanacak olan. Çünkü insanın yüreğindekileri sığdırabileceği bir valizi henüz icat edememişti günümüz teknolojisi ama insanları geçmişe gönderebilen cihazların icadı neredeyse iki asır olmuştu. Evet evet bir fotoğraf bulmalıyım dedi koridorun lambasına dokunurken. Geçmişteki bana ait bir fotoğraf bulmalıyım.

Bilgisayarın başına oturduğunda saat gece yarısını vuralı tam tamına onbir dakika olmuştu. Onlarca disk taraması yaptı, ancak istediğini bulamadı. Bu sırada tam on dakika geçmişti. Günümüz teknolojisi işte dedi on dakikada onlarca yılı karşına çıkarıyor. Aklına kitaplığın bir köşesinde yıllardır açılmamış albüm geldi. Kitaplık evet kitaplık dedi kendine şaşarak, çünkü çok çok az insanın evinde kalmıştı. Yenilerse hayli ilkel buluyordu kitapları. Ergenlerden biri ki misafir çocuğuydu, dalga geçer gibi almıştı eline beşyüz sayfalık kitabı kaç günde okursunuz bunu demişti. Cevap verse bir türlü vermese bir, baktı ve sen anlamazsın dedi sadece. Öyle ya yeni nesil dinlemeye alışmıştı. Beşyüz sayfa birkaç saatte hem de. Canını sıksa da bu anı nihayet en eskilerden bir fotoğraf bulmuştu. Yine bilgisayarın başına oturdu. Çıkacağı yolculukta taşıyamazdı yanında. Fotoğrafın bir belleğe kaydedilmesi gerekiyordu. Bu sırada saat gece yarısını vuralı tam tamına otuzbeş dakika olmuştu.

Tamamdır dedi kendine artık hazırım. Bu öyle arabayla ya da uçakla çıkılan bir yolculuk değildi. Onlar bırakın fiziksel müzeyi internette bile görünmüyordu artık. Kendi gibi birkaç kişinin garajı hariç bulunmazdı olsa da çalışmazdı. Fosil yakıt biteli elli yıl olmuştur. Teknoloji minicik bir ilaçla sizi uykunuzda geçmişinize götürebiliyordu artık. Şanslı olanlar kendilerini bulup konuşabiliyordu. Elbette sakıncaları vardı. Deneyimleyenler en iyi saatin gece yarısı olduğunu söylemişlerdi. Bu sırada saat gece yarısını vuralı tam tamına kırküç dakika olmuştu. İki saatten biraz fazla zamanı kalmıştı. Önemli olan gece yarısı diliminde ilacı alıp uyuyabilmekti, geri kalan her şeyi ilaç hallediyordu. Hatta yeni araştırmalar geçmişe yolculukların kayıt altına alınabileceğini ama bunun bir on yıl kadar süreceğini söylüyordu.

Koridorun ışığına tekrar dokunduğunda saat gece yarısını vuralı tam tamına elliyedi dakika olmuştu. Kül tablasına baktı yarım sigarayı tekrar yaktı. Birkaç nefes çekti ve tekrar söndürdü. Kendince uyumadan yarım kalan her şeyi tam etmeliydi. Kalkıp bir bardak su ile ilacı içti.

Koridorun ışığını kapadığında saat gece yarısını vuralı tam tamına altmışbeş dakika olmuştu. Yatağına uzandı artık bakabilecek bir saat yoktu. Ne kadar zaman geçti bilmiyordu. Uyudu...

24 Şubat 2021 3-4 dakika 30 öyküsü var.
Beğenenler (5)
Yorumlar (2)
  • 42 gün önce

    Tebrik ederim Hüseyin şairim. Daha nice güzel öyküler okumak dileğiyle. 🧿