Umut Kuşu
This piece was featured as the selection of the day on 23.10.2015.
Benim kendime ait bir aşkım olmamıştı hiç. Hep, başkalarına yazılan şarkıların başrolü olmayı istemiştim. Alın yazıma yazılan yalnızlıktan korkarak sevilmek ihtiyacı duymuştum. Bir bir gidiyordu bana ait olmayanlar; kiminin parmağında nişan yüzüğü, kiminin esaslı bir evlilik yüzüğü; kiminde de bensiz Mutlu olduğunu ifade eden yakışıklı bir tebessümü vardı. Kanamıştım; yine en çok kendime. Dirilmek ihtiyacı doğmuyordu ömrümde yeniden, her gün yeni bir yalnızlığa doğuyordum Nasıl olsa. Gözlerimle suladım yalnızlığımı, yağmurlar da eşlik ettiler. Kanıyordum kendime; ağlıyordum bu hâlime. Kimi sevdiysem yalnızlık kavalyem oluyordu; evcilik oyunlarının bile yalnızca yalnızlıkla soluduğu havaydım ben. İzim kalmıyordu birinin kalbinde, ömürlük arzularının telaşsız sevda çiçeği olmuyordum. Çok canım acıyordu; mürvetimi kuşlar mı görecekti yalnızca ıslıklı yalnızlığıma kaldığımda? Çok acıyordu.
Kalbimden sevda teğetleri geçti; yine yalnızca acı dolu bir şarkının nakaratındaki son kelime oldum. Notamdan çalmadı hayat büyüsüne kanmış sevda yeminlileri; her yeni güne yalnızca yalnızlığa doğmak için geliyordum sanki. İçimden içime akan gözyaşlarım sel oldukça içimdeki umut kuşları sele kapılıyordu.
Şimdi bir kez daha kendime kaldım; sevilmeye layık değil miydim, çabucak mı unutulurdum? Bir sokak lambası, bir sokak tabelası, kimsesiz bir şarkı da mı beni hatırlatmazdı? Öyleyse ben ölmeye gidiyorum; yarın yeni bir yalnızlığa doğmak Hakkım varsa eğer. Kalbimde acılarıma bastığınız o yerler çok acıyor şimdi. İzninizle ölebilir miyim? Bugünler de geçer diyor son nefesini veren umut kuşum; geçer elbet, bugünleri de atlatır kader, o vakit doğdukça ben; kabrimde ötüşüverir sözümü bile etmeyen yalnız kuşlar...