Mezar Taşı Sohbetleri

Merhaba, Baba

Evet, evet geç kaldım biliyorum. Kalabalığın dağılmasını bekledim. Seninle başbaşa sohbet etmek istedim. Ne komik degil mi? Sen ve ben "sohbet" etmek! En son ne zaman konuşmuştuk hatırlamıyorum. Seninle ilgili anılarımı hatırlamaya çalışmak; gece gördüğüm bir rüyayı hatırlamaya çalışmak gibi. Sanki her şey kafamın içinde anlatmaya çalışınca bir şeyler eksikmiş gibi içimi tırmalayan gıcık bir his. Rüyanın genel hali iyi olsa bile "o" his yok mu "o" his seni bütün gün delirten...ışte seni hatırlamaya çalışmak böyle bir şey baba...

"Sen ve ben en son ne zaman konuştuk hatırlamıyorum" dedim ya. Aslında biz seninle hiç konuşmadık. Sanki sadece 5 harften oluşan bir dille zorla anlaşmaya çalışan 2 kişiydik. Bizim dilimizde; merhaba, iyi, sağol... dışında başka pek kelime yoktu zaten. Eldekilerle ne konuşabileceksek onu konuştuk.

Yani koca bir hiç...

Bir ömrü harcadık ama bak sohbet ediyoruz sonunda.

Ne kadar çok konuşacak şey varmış ne kadar içimde birikip kalmış sohbetçikler sıkışmışlar boğazıma...

Şimdi nerden başlasam, nasıl toparlasam ve kırıp dökmeden nasıl anlatsam bilemiyorum...

Fiziksel olarak anlatılacak şeyler; onları zaten unutturdum kendime...

Ondan sonrası sadece bir his olarak kaldın geriye. Önce sevdiğim ve hayran olduğum sonra beni kırıp döken, sonra kaçmak istediğim, şimdi ise...neyse...artık onemi yok.

"Hiç mi bir sey ögretmedin bana?"

Aaaa evet tabi ki öğrettin birçok şey var inkar edemem. Görünmez olabileceğimi öğrettin mesela, kaç kere kırılıp yine ayağa kalkabileceğimi, dayanıklılığı öğrettin, devrimciliği....isyanı öğrettin bana her canımı yaktığında.

Ben özgürlük için amansız bir savaşa girince seninle; tüm şehirlerimi yıkıp, içindeki tüm doğru ve yanlışları öldürüp, harap kalmış binalarimin kalıntılari uzerime yıkılınca, iyi tarafindan bakıp "Başardım! Senden kurtuldum" demeyi bile öğrettin bana. Hepsi hayatta kalmamı sağladı bu arada. Bu yüzden geç olsa bile teşekkürler.

Tüm bunları konuşmak için birimizin ölmesi gerekti ama başardık "Baba".

Ben konuşuyorum ve sen dinliyorsun. Seninle ilk defa ölüyken konuşuyorum ve insanlar bana deli bile diyemiyor. Düşünsene aynı konuşmayı bir kaldırıma oturmuş seni düşünerek yapsam; ya deli diye benden korkarlar, ya da yine deli diye bana acırlar. "Acımak" ve "Korkmak" çok iyi bilirsin sen bu duyguları...şimdi mezarının başında oturmuş 40 sene gecikmiş bir sohbeti hakkıyla yapıyoruz görenler "deli" "korku" ve "acıma" gibi ukalaca düşüncelerini kafalarından bile geçirmeye utanıyorlar. Bana bakıp "Saygı" duyabilirler ancak. Bu hissi pek bilmessin ama insana kendini iyi hissettirir inan bana.

Her şeye rağmen senden nefret etmiyorum baba. Tuhaf gelicek belki ama özlüyorum sadece. Aslinda hep özledim. Beni 5 yaşında kucağına alıp deli gibi döndüren o adamı özlüyorum. Benden aldığı tüm olası hatıraları özlüyorum, tüm o olası sohbetleri özlüyorum...çünkü hepsini her gece hayal ettim...

Nefret mi?

Malesef hayır...

Sadece özlüyorum....

Giden gençliği yitirilen her şeyi özlüyorum...

Artık sık sık gelirim. Nasılsa sohbet etmeyi öğrendik bir ömür sürdü ama becerdik sonunda.

Şimdilik hoşçakal

Huzurla dinle baba...

Menekşe Ulcay

Yorumlar (3)