Her Şeyin Öyküsü / İnsanrı

Tarih Tanrıların belirsizliğini haykırmayı sever. Ne var ki o yıla kadar. Artık eski dönemlerdeki agnostik çağ yerini yeni yaşamcılık dönemine bırakmış, rönesanstan beri , böyle bir devrime tanık olunmamıştır. Peki ne mi değişti ? Onlar uzaylıları beklerken birileri göklerden inip hayallerini yıktı.  Buna en çok ateistlerin şaşıracağı pekte ilginç olmazdı. İmamlar ,rahipler ve diğer din mensupları tezahüratlarla sokaklara taşıp gövde gösterilerinde bulunuyor , bu onurlu kavuşma eski tarihin ve bilinen her şeyin kapanmasına , yerini yeni bir dünyanın , çok farklı bir medeniyetin başlamasına bırakıyordu.

Artık devletlere politikacılara ihtiyaç yoktu. Düzen en kusursuz varlıkla sağlanıyordu. Ekonomi kalkmıştı. Süper marketler ve diğer ticari kuruluşlar. Ve keza parada. Onun yerine "i" adında bir ölçü birimi ile insanlar iyilikleri kadar temel ihtiyaçlarını karşılayabiliyor , daha doğrusu  satın alıyorlardı tanrıdan. Bu da sürekli olarak iyiliklerde bulunmalarını zorunlu kılıyordu. Elbette her şey bu denli kusursuz değildi.  Tıpkı fazla basılan para değer kaybeder ilkesiyle iyilikler arttıkça iyilik yapılacak ham madde azalıyor , insanlar temel ihtiyaçlarını satın alamıyordu. İşleyiş bunun dışında kusursuzdu. Tabi yeni seçilen Tanrıya göre. (Bazı gereklilikler değişmez) İnsanlar eskiden olduğu gibi belli yıllarda kendi tanrılarını kendileri seçiyordu. Bu bazen Zeus , bazen Balder , bazen de Allahtı. O yıl seçilen tanrı diğer tanrılardan üstün yetkilere sahip oluyordu. Ancak temel kurallar belirlenilmişti. Hiç bir tanrı diğer tanrıları öldüremez. Hükmetme sınırları ölümlülerdi.

Bu yeni yaşamcılığın ilginç yanları da vardı. İlkel zamanlarda ateşin rehber olduğu , modern zamanda ise bu görevi teknolojinin üstlendiğini yazan tarih , artık olculukolojiyi yazıyordu. Geçmişteki gibi somutluk temel gerçeklik değildi. Soyutluğun somutluktan öte bir bilimsellik kazandığı altın ötesi bir çağdı. Çevreye zarar veren atıklar , ham madde sıkıntıları , doğal kaynakların azalması ve yok edilmesi önlenmişti. Zira olculukolojiye mensup çalışanlar kendilerine gelen dünya yararına bir fikri tanrı tarafından verilen yetkilerle ol diyerek üretebiliyordu. Tek fark artık bütün cihazlar holografik bir yansımaydı. Tıpkı sensörlü lambalar gibi ancak temas ya da etki alanlarına girildiğinde madde şeklini alıyordu. Ömrü dolan ya da bozulan cihazlar ise bir sanrı gibi silinip gidiyordu. 

Modern çağa ait zihninizde kalan resminizi şuan burada olsaydınız epey değiştirmeniz gerekecekti. Eskiden olduğu gibi tam olarak dünya da yaşanıldığı söylenemez. Cinayetlerin , hastalık ve savaşların yok olmasıyla nüfus tahmin edilenin ötesine ulaştı. Bu nedenle iki seçeneğimiz vardı. Ya başka gezegenlerde alışkın olmadığımız bir hayata başlayacaktık. Ya da bizler biraz sıkışacaktık. Ki sıkışmaktan kastım tam olarak gerçek anlamıyla. Mikronizm yaşam biçimiyle şuan da içinde oturduğunuz ev ve her şeyin maket boyutuna küçüldüğünü düşünün. Dünya da aynı anda her şeyin bu boyuta ulaştığını. Doğada epey yer açılacaktır ki öyle de oldu. Ancak bir sorun vardı. Çoğalma hiç bitmedi. Her nüfus çoğalımın da daha da mikrolaşıyorduk. Evrensel bir sorun halini alan bu konu ayaklanmalarla gündeme gelmişti. Herkes için yer yok ! Cenneti hak edenler buradan gitmeli ! tezahüratları dahi oluyordu. Toplumda oluşan zihniyet cennetin bir kilere benzetilmesine kadar küstahlaşmıştı. Dışlananların sığınma evine dönüşen cennet , dünyada yaşamayı daha da ululaştırmasına neden oldu. Dinin yapısında yozlaşmalar oluştu. Artık cehennem yoktu. Temel ihtiyaçlarını karşılamak, doğal olarak da yaşamak için iyiliklere ihtiyaçları olduklarından kötülük unutulmuştu. Özellikle yeni kuşaklar sizin bu yazıyı okuduğunuz döneme ait bazı kavramları bilmiyordu.  Hırsızlık , gasp , tecavüz , cinayet v.s ... 

Yeni yaşamcılığa ait ilginç diğer bir nokta ise şuan da kah evinizde kah bir yerlerde bulunan kutsal kitaplara yeni sayfalar eklendi. Hatta bazı yazılanlar artık geçersizleşti. Örneğin İslam dinine mensup müslüman için ibadet adına yaptığı namaz , oruç artık ibadet özelliğini yitirdi. Bunun yerine dünya yararına fiili davranışlar getirildi. Fidan dikmek , çevreyi temiz tutmak gibi. Artık bunlar dinler tarafından öneri değil şarttı. 

Bu dönem için biraz daha bilgi verecek olunursa tanrılar belirli günlerde insanlarıyla buluşup önerilerini dinliyor uygun olanları gerçekleştiriyordu. Yine böyle bir günde insanlardan biri mikronizm sorununu gündeme getirdi. Ve yine arkalardan din fanatiği eski din anlayışının bozulduğu için tepkiliydi. Bunları tanrılarına ilettiler. Tanrılar

-Peki öneriniz nedir ey inananlar, dedi. 

Bir süre sessizlik oldu. Çıkan tek ses bir annenin çocuğunu susturmaya çalıştığı hışırtılardı. 

-Tanrı: Dur bakalım çocuk ne diyor duyalım.

+Anne: Haşa kötü şeyler söylüyor  çocuk işte Tanrım.

-Tanrı: Ben o demeden ne dediğini zaten duyuyorum. Birde ondan duyayım.

Anne umutsuz ve endişe dolu bir gerginlikle ağzını kapadığı çocuğunu bıraktı.

+Çocuk: Anne bende Tanrı olmak istiyorum , dedi.

Annenin gözlerinden korku seli akıyordu. Toplum önce ürktü daha sonra aralarından tezahüratlar yükseldi. Bizde tanrı olmak istiyoruz artık. En azından bir günlük. Bu propagandalar gittikçe şiddetlendi.  Tanrı bir süre sessizliğini koruduktan sonra

Madem öyle yaşadığımız zorlukları yer değişirsek sanırım bu hepimiz için iyi bir gelişim olur. 

-Bizler ki Tanrılar bir günlüğüne insan , siz ölümlüler ise bizim yerimize tanrı olacaksınız. Bu karar gün doğumuyla uygulanacaktır, diyerek sözünü sonlandırdı.  Şafakla birlikte heyecanlı bekleyiş arttı. Bir süre sonra artık süreç gerçekleşmişti.  Tamı tamına bir dakika içinde milyarları aşkın tanrılardan yalnızda bir tanesi kalmıştı.  Eski tanrıların hükümü; bir tanrı diğer tanrıyı öldüremezcilik şafaktan önce insanlardan gizli kaldırılmıştı. Diğer eski tanrıların bu kurnazlığı yeni tanrıyı kızdırmayıp aksine sevindirse de kendisine yapılan hainlik onu huysuzlaştırıp bir günlük süreyi sonsuza kadar uzatmasına neden olmuştu. 

Dünya da kalan eski tanrılarsa insanlıklarına yenik düşüp her şeyi mahvetmişti. Cinayetler , tecavüz , hırsızlık artık dünya da yeniden vardı. Birbirinin katili olmaktan kurtulan son kişi şimdi dünya da ki son kişidir. Bir erkek. Ne teknoloji ne tarihi yapılar ne de geçmişe dair bir bulgu. Her şey yok olmuştu. Dünya ilk zamanlarına dönmüş idi adeta. 

FİNAL

Kalan son tanrı ona arkadaşlık etmesi için bir kadın bırakır. Sinsi bir gülüşle o gün bir daha dönmemek üzere ayrılır dünyadan. 

-Kadın kısırdır.



04 Kasım 2020 6-7 dakika 3 öyküsü var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (1)
  • 30 gün önce

    Güldürdü üzdü ve düşündürdü öykünüz Makrun bey