Son Ayak İzi

Ölümün kutsallığını tartışan üç yabancı:

Esrik gölgelerin muhatabı tek düze yakarış:

Aşka kükreyen bir düş cambazı gibi

Elleriyle ittiği gelecek ve mahzun gözyaşı.

Bedellerine yenik düşen özürler saklı gök kubbede

Sırat Köprüsünü geçmeye çeyrek kala

Sözleşen yer ve gök

Belki de kıyamet alameti idi bunca yoldan çıkmış

İnsan ve ihanet.

Teyakkuzda bir imleç:

Noksanlar pazarında küredikçe nefsini

Ne çok ihtimal bir içimde

Soyutlarken aşkı ve sevgiyi.

Gün müydü mimlenen?

Ve kükreyen gözyaşı?

Sorulara gebe evren,

Delik ceplerinden firar eden

Nice muhteva:

Hani söz birliği etmişçesine ay ve yıldızla

İç içe aşk;

Dip dine yalan ve gerçek.

İçtimada duygular

Sabaha ne gerek?

Yeter ki fıtrat ulaşsın huzura.

Ekseni kayık şarkılar

Yıldızlı gecelerde ötüşen çapkın kumrular:

Bir serenat kimi zaman yoldan çıkan

Belki de bir kıyım,

Yalanlara zemin hazırlayan timsah gözyaşı.

Ukde kalanla ufkunda karşıladı aşkı ve cefayı

Kimi zaman kindar zaman

Kılıksız bir hecede

Soyutladı nefsini

Aşka delalet o hasret

Çıkarken ayyuka

Sevdiği kadar yoksunlukta nöbet tutan bir şahika:

Pervasız gölgelerden alıp da hıncını

Tünediği akasya ağacında

Dillendirirken muradını.

Köhne bir lahit

Kulaklara küpe ölüm ve acı

Kılıktan kılığa giren zemheri

Tutuşan yasına kefen bildi özlemi kimi zaman

Tetiklenen hüznüne sahip çıkandı sadece Yaratan

Kumda kalan son ayak izi

Ölümü kovalayan bir ferman

Sağdıcı idi madem günahların

Hiç uğruna sustu yürekteki son çığlık

Devşiren güne feveran eden bir latif rüzgâr

Ölümlü fani ve bitimsiz imtihanı.

09 Şubat 2020 1508 şiiri var.
Beğenenler (1)
Yorumlar