Dünyanın Çivisi Çıkmıştı Eee Ben Ne Yapsaydım

Hesabımı veremeyeceğim kadar çok suçlama var içimde kendime yaptığım. 

Hesabını tutamayacağım kadar kabarık içimde tuttuğum çetele. 

Düşüncelerimin düşünce olmaktan çıktığı kuyular, inmeye korktuğum karanlıklar  yaratmışım kendi kendime.

Içimden çıkamadığım her bir hata, boş  vermişliğe götürdü yollarımı. Biliyordum içten içe -asla boş verememiştim- ama acıyordu hem de çok acıtıyordu çaresizlik.  

Seçim mi yapmıştım. Sanki mecburdum. Boşluğa verdim çoğu tepkimi.

Evrenin çivisi çıkmıştı ve ben tek başına kocaman çiviyi takamazdım. Çıkardım kendi beynimde olan çivileri,  özgür bıraktım düşünceleri. Bu bir zulümdü aslında aslıma. 

Ortalık karıştı toz duman, yitip gitti elimde ömür dediğim. Düşündüm, üzüldüm, kırgındım her şeye. Önce kendime.

Ânlar yaratırım dedim ben de. 

Küçük, minicik, kimsenin dikkatini çekmeyen, Tanrı'yı kızdırmayacak ufacık yaratımlar...saliselik duygular belki de. 

Gün batımı, bir tutam rüzgar,  bir melodi...

işte o kısacık ânı yaratıp, tutunurdum en azından ihtiyaç halinde. Hiç olmadı  içimdeki öfkeye biraz iyi gelirdi belki de. 

Takıldım ya çokça sırf bu yüzden aynı şarkıya günlerce, tek bir sahneyi başa sarıp defalarca izledim...bıkmadan usanmadan...

Ya da bıkıp usanana kadar....

Sömürdüm, içimde tek bir zerresi kalmayana kadar bu hissi, sömürdüm...

Sonra başka bir an yarattım kendim için. 

Başka başka ânların katili oldum bile isteye.

Yetmedi...

Büyük laflarla sınadım inadına kendimi . Kocaman, kocaman laflar kurdum, aslalar yarattım, zorladım her şeyi, herkesi. Bir elekti elimdeki. Aradım saf olan duyguları...kopyaları bulmalıydım..atmalıydım gönlümden. 

Ah ne yükseklerdeymiş gözüm, çok geç anladım.

 

Hasar aldım çoğunda,  elimde kum gibi dağıldı zorlamalarım, hani tükürüğüm olsa iyi s....mı yedim bazen de. 

Olsun dedim, olsun risk sonuçta...çok kısa bir süre...

Canımı öyle bir yaktım ki, aynı şeyi yeniden yapmayayım diye cezalandırdım durdum kendimi.

 

Bunu da beceremedim, zaman zaman yine yaptım. Yine aynı hatalara düştüm durdum. 

Içten içe ben bildim -o histi- beni aynı girdaba çeken. Bir anlık bir his. 

Değer dedim, ihtiyacım vardı çünkü. Ayakta kalmak için,  devam etmek için ihtiyacım vardı ona.

Kaçabildiğim, uzaklaşabildiğim birkaç saniye için ben tüm ömür denilen zıkkımdan vazgeçebilirdim.

Evet, yenildim. Yapmam dediklerime  bile.

Öğrenmedim de değil bazı şeyler. 

Benimle beraber aynı sahneyi, aynı ifadeyle 88 kere izleyecek birini aramıyorum artık. 

Kabullenmelerim de oldu. 

Ben; bendim 

Sen; sen...

Ben; böyleydim

Sen; öyle...

Farkı kabul edince biraz daha basitleşti insanları anlamak. 

Ben mutlak doğru değildim ki ben, sende benim gibi olamazdın. 

Ben elmaydım, sen armut ...elma gibi tadın olamazdı. Armut yemeyi öğrendim. 

Tüm bunları yaşadım da ne oldu...

Bir denge buldum desem zirrr yalan. Dengesizliğime saygı duymayı öğrendim. Yapabildiğim kadar başka dengesizlikleri anlamayı öğrendim. Anlayamadıklarıma yol oldum. 

Ama tüm  kusurlarımıza verdiğimiz genel isim var ya "insan"...insanım işte demesini öğrendim olabildiğince...hatta özellikle kaçmak istediğimde.

Zaaflarımı sorguluyorum halen...bahane üretmiyorum kendime...

nedenlerimi arıyorum...nedensizliklerimi saklamıyorum zaman tanıyorum dengeye gelmeme.

Bol bol yürüyorum,  kendi alanlarımda kendime özgürlükler yaratıyorum...

Yaratıyorum ama tanrıcılık oynamıyorum...

Belki de meydan okuyorum kendimce...

Ya da yine kendimi avutuyorum ve yeni bir yıkım daha bekliyorum...sessizce.

Kim bilir..

Ben değil...en azından bunu biliyorum.

( "neden bana söylemedin" dedi iç ses.)

( dedim ....utandım. ) 

Menekşe Ulcay

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış