Cennete Mektuplar
Bu yazı, 03.07.2024 tarihinde günün seçkisi olarak öne çıkarılmıştır.
Sevgilim, sol yanım,
Nasılsın? Yine resmine bakıp hasretle yazıyorum bu satırları. Ellerim süzülerek okşuyor yüzünü. "Bir resim bu" deme sakın bana! Ne çıkar sadece bir resim kaldıysa ellerimin arasında.
5 yıl tam 5 yıl oldu. Seninle geçirdiğim muhteşem 5 yıla karşılık sensizlikle sınanan kocaman 5 yıl. Nasıl durdu zaman, sürünür gibi geçti, senle olduğunun aksine seni kaybettikten sonra. Kızma bana sevgilim. Arada kaptırıyorum işte..böyle konuşup seni de üzüyorum.
Seni kaybettiğim gün ahh o kara gün! Aklımdan çıkmıyor. Evren bize tuzak kurmuştu sanki. "Kozmik bir şaka!" gibiydi bana göre. Sana göre ise "Mucizeler senfonisi."
Dünyaya gelişin birilerini mutlu etmek, birilerine hayat vermekmiş meğer. Nasıl bir avuntudur bilmem ama tek tesellim bu oldu benim. Halen bir şekilde hayatta olduğunu bilmek. Keşke bende seninle o kazada ölseydim diyecem...bana çok kızacaksın. Çok üzüleceksin biliyorum. O günü, her şeyi, o incelikle hazırlanmış düzeneği düşünmeden edemiyorum. Halbuki nasıl da güzel başlamıştık güne. Sabah sen uyanmadan, doya doya izlemiştim güneşin tenindeki dansını. Yüzünü okşarken uyanmandan korkup nasıl telaşlandığımı hatırlıyorum da, halen tüylerim ürperiyor hissedince sıcaklığını...
Acelen vardı yine telaşla çıktık evden. Önce beni işe bırakacak sonra toplantıya yetişecektin. O kimsesiz çocuk için ne kadar uğramıştın... Nasıl savaşmıştın.
"Ne oldu o çocuk şimdi kim bilir?" deme, merak etme sevgilim bırakmadım peşini. Evlatlık verildiği aile çok iyi bakıyor, gözüm üzerlerinde.
Canim benim ölüm bile vazifelerine engel olamıyor değil mi?
Arabada en son şakalaşmalarımızı hatırlıyorum...sonra...sonrası, acı bir fren sesi ve karanlık. Uyandığımda hastane odası, uzaktan bir doktor sesi..."üzgünüm...kocanız...beyin...öldü...ama..organ...hayat...acil...kurtaracak..." anlamsız bir yığın kelimeler topağı...
Nasil çıldırmıştım hatırlasana.
Nasıl olur?
Nasil ölür?
Ne organı?
Hem de bize çarpan adamın oğlu mu?? Defolllll...
Acıdan bükülmüştü tüm kemiklerim. İlaç verip uyuttular, başka türlü dinmedi acım. Yine sen geldin rüyama, yine o kocaman yüreğinle " çocuğu kurtar, ben onunla yaşayacağım" dedin. İyi ki de uyardın beni, yoksa asla veremezdim böyle bir kararı.
Sayende tek başıma kalmadım. Sayende bir delikanlı tüm görkemiyle tutundu hayata. 18 yaşına girdi bugün Ahmet. Bir görsen gurur duyarsın, ayni senin gibi duyarlı, hayat dolu birisi. O kazada ben seni kaybettim, Ahmet onu hastaneye yetiştirmeye çalışan babasını. İkimiz tek başına kalmıştık sayende birleşti yaşamımız. Biraz uğraştım ama evlat edindim Ahmet'i. Sosyal hizmetlerdeki arkadaşların çok yardımcı oldular. Yaptığın her iyilik sen olmasan da etrafımı sarıyor bir tanem.
Çok özledim seni, hem de çokkk...
Ahhh!!! Kapı çaldı. Ahmet gelmiştir. Kapıda bekletmeyim oğlumuzu.
Yine yazacağım aşkım merak etme.
Şimdi oğlumuz ile ilgilenmem lazIm.
Kendine iyi bak, sol yanım
Hasretle kucaklarım seni...
Sonsuz yoldaşın...
Günsüzüme...