Demokrasi Adası

İnsanlık bu adaya uğrayana kadar hayvanların arasında yemek mücadelesi dışında, sakin , kafası rahat bir adaydı burası. Önce insanlardan bazıları burayı keşfetti. Derken buraya insan değil, insanlar akın etmeye başladı. Artık buraya gelip yerleşen o kadar çok insan vardı ki sakinliği bozulan adada kavgalar boy göstermeye başladı. Senin yerin benim yerim davaları vb. yüzünden. Bu çatışma sonunda bir lider arayışına dönüştü. İnsanların ihtiyacı olan güvenliğin oluşmasını sağlayacak ve herkesin isteyeceği ve reddedemeyeceği birine... Evet haklılardı yönetilme ihtiyaç vardı. Öyle böyle değil, diğerlerinden güçlü ve herkese sözü geçecek olan birine. İnsanlar bir karar verdiler ve bunun sonucunda birini seçme yoluna gittiler. Güçlü, düzeni sağlayıp, onu koruyacak birine! Seçim için birçok aday vardı. Seç beğen hesabı liderlercikler… Malum hepsi bir arada lider olamayacağına göre ve hep bir arada adayı yönetemeyeceklerine göre kim olacaktı erk! Sonunda bu kadar lidercik içinde ağzı iyi laf yapan, halka iyi vaatlerde bulunan biri yönetici seçildi. Diğerleriyse üzgün üzgün evlerine gittiler bir daha ki seçimi beklemek üzere. Dersinize evde iyi çalışın olur mu diyerek gönderildiler resmen lidercikler halk tarafından evlerine… Bizim lidere gelince önce halka bir konuşma yaptı ve sonra onu seçtikleri için teşekkür etti. Artık halkın gözü onun sayesinde geride kalmayacaktı. 

Günler geçti böylece seçim üzerinden belli kanunlar yapılmıştı. Mahkemeler kurulmuştu, emniyet güçleri de. Daha ne yapsındı lider. İnsanın insana karşı korunması kolay mesele değildi. Başlarda her şey iyiydi. Ama o, yönetici olmanın ona verdiği güvenle işlerinde boş vermişliğe gitti. Adanın elektrik, su, kanalizasyon ihtiyaçlarına duyarsız kaldı. Eee.. Malum masraflı ve zor işlerdi bunlar. Bütçe lazımdı, yasa lazımdı diyerek bu işleri bir kenara koydu. Siyasi meseleler önemliydi çünkü. Biran önce başkanlık sistemine geçilmeliydi. Anlayacağınız bu durumsa lidercik adaylarından biri için propaganda sebebi oldu. Bu adaycık halkı etrafına kısmen de olsa toplayabildi. Devrim diyordu, yeniden seçim diyordu, lider yerinden edilmeli diyordu, yöneticinin başı gitmeli diyordu, kendi ben erk olup her şeyi düzelteceğim diyordu… Ama unutuyordu adanın asıl lideri bu tarz şeyler olur diye önceden tedbirini almıştı. Adanın imkânları onun elindeydi ve bu yüzden onun kanunları, koruyucuları, askerleri, polisleri, vb vardı. O, ilk kuralı koyandı, erkti, güçlüydü. Bu yüzden adada olan ilk yöneticiye karşı olan girişim başarısız oldu. Bizimkine gelince biraz daha diktatör oldu. Hemen yerini kuvvetlendirmek için daha çok asker, polis ve kanun edindi. Bunlar yetmedi kendine ait olan koruma sayısını da maksimuma çıkardı. En basit iş için bile korumalarıyla mesela tuvalete bile onlarla gider oldu. Buna siz yaşam korkusu deyin ona göre halk onsuz ne yapardı meselesiydi. Halk içinde artık kendini öyle pazarlıyordu ki halk onsuz yapamaz, onun başarılarını çekemeyenler var, lidercikler arasında hain, terörist, anarşist, kötü olan ne varsa var, bunlar ki asıl liderin düşmanları olmalı, kim bilir ne kadar çok ezilmesi gereken lidercik başı var, var da var… Ona göre zamanı gelmişti her düşman olan lidercik adayının başının ezilmesinin. Bu nedenle seçim öncesi her lidercik için bir suç bulundu. Ee.. Malum suçluydular. Liderle aynı sandığa aday olmayı onlar zihinlerinde kurmuştular. Oh olsun onlara nasıl erkin karşısına dikilirdiler, küstahlar.. Tabi tek tek suçlu olan liderlercik adayları böyle böyle hapse atıldılar, ada dışı yapıldılar, hatta idam bile oldular. Öyle bu işte başarılı oldu ki adanın lideri yakında olacak ilk seçimde tek başına buranın yönetimini üstlendi. Halka gelince halkın büyük bir kısmı yuttuğu bu numara sonucunda ondan öte olmayan liderlerini tekrar kazandılar. Ee.. Malum adadaki teröristleri, anarşistler, vb temizlemişti yönetici sayesinde, halk için daha o ne yapabilirdi ki. Su mu, elektrik mi, kanalizasyon mu… onları da yapar, bu kadar iş yapan dedi halk kendi kendine. Bizimki yine seçimi kazandığı için bir konuşma daha patlattı. Bu sefer halka öylesine teşekkür etti. Çünkü o adanın hakim gücüydü ve o halk için daha fazlasını yapmıştı. Ki zaten yöneticiliği de hak etmişti. Böyle böyle liderin her işi ve icraatı halk tarafından alkışlanır oldu. Ama ona bu yeterli gelmiyordu, ileriye dönük seçime yönelik kaygıları vardı. Ona göre erk bir seçimle sınırlanmıştı ve bunu bir gün seçim yüzünden kaybedebilirdi. Bu yüzden halkın değil siyasetin meseleleri önemliydi. Bu nedenle de bizimki daha havalı bir yönetim şekli bulmalıydı. Tutturmuştu adım başbakan değil, direk başkan olmalıydı diye. Diğerinde sanki başka başkanlar varmış gibi…Öylede yaptı. Sonunda başkan oldu bizimkisi. Buna göre kanunlar yaptı. Anlayacağınız halka yine istediğini yutturdu. Ee.. Malum halk yine bunu yedi öncekiler gibi. Ne diyelim afiyet olsun ada halkına. Halk arasında vay be ne lidermiş sistem bile değiştirebiliyor dediler. O bizim için zaten en iyisini istiyor derlerken bir de bakmışlar kutsadıkları yöneticileri ölmüş. Seni gidi tanrı ne yaptın bu halka…Şimdi lidersiz ne yaparlar. Halk bu! Yeniden baş için seçime koşarlar eskinin defin işlemleri sonrasında. Yeni bir seçim olacaktı. Başkanın oğlu da lider bir babadan geldiği için seçimde aday oldu. Halksa onu seçti. Baba başkana vefalarından.. fakat bizimki babadan da daha fena çıktı. Ortalık kan revan, ölen ölene.. O başa gelir gelmez seçime onunla aday olanları hakkın rahmetine kavuşturdu. Bununla yetinmedi onlardan yana olanları da sebepli sebepsiz yere astı, kesti… Sebep mühim çünkü başkan öyle istemişti. Haklı gerekçede bence çok mühim... Bu sırada halk ikiye ayrıldı. Başkandan olanlar ve ondan olmayanlar diye. Ee malum zulüm altında yönetimin gücünü tutan, ondan yararlanmak isteyen çok fazla insan vardı. Bu da halkın yarısı kadardı. Halkın liderden olmayan tarafına göre bunlar kesinlikle yalakaydılar. Diğer yarısı mı liderden taraf olmayanlar mı? Başkana göre kesinlikle bunlar terörist, anarşist, vb. olan halkçıktılar. Böyle böyle halk arası çatışma üst boyuta çıktı. Eski lidercik adaylarının çocukları yönetimden baba intikamı almak istedikleri için halkı bu intikam için daha çok fişekliyorlardı. Sonunda bölünmüş halk başkanlık meselesinin yakasını bırakıp, birbirlerine hakaret edip, dövüp, vurup, öldüren oldular. Anlayacağınız eskiden komşu ve arkadaş olanlar birbirlerini düşman oldular. Sonraya gelince liderin durumu da vahimdi. Onu bu kargaşa sırasında yanında bulunan komutanlardan biri üst düzey güvenlik tedbirlerine rağmen tutukladı, yargıladı, astı ve yerine geçti. Bunu kanun namına, halk güvenliği için yapmıştı. Sonra yönetimi beğenmeyenler darbe yapmak için sıraya geçtiler. O kadar sık ve saçma sebeplerle liderler değişti ki artık koltukta hangi liderin oturduğunu halk unutur oldu ve hatta lider kim meselesini takip etmez oldular. Böyle böyle seçmece değil de geçmece usulü liderlik meselesi oldu. Bir de halk baktı ki içlerinden yeni bir lider çıktı. Bu her gelenden daha uyanıktı. Önce kanunlar yaptı, askerleri ihraç edip dağıttı. Şimdilerde adada bir sakinlik hakim. Malum yeni lider tam bir sinsi diktatördü. İşini sinsice ve gizlice hallediyordu. Halkta öncekiler gibi bunu da yutuyordu. Ha bu arada hala adada bir kanun boşluğu meselesi var. Kanalizasyon, su ve elektrik de yok. Artık lideri var ya bunların bir önemi de yok. Tanrı halkı lidersizlikten korusun. Ah o zamanlar ne kötü günlerdi, başsız günler...Öyle değil mi?

Zübeyde Yalçınkaya

Yorumlar (1)
  • Hayvanların hakim olduğu bir ada. Yine insan olarak o adaya hükmeden biz insanlar. Yetmedi lider olduk. Yetmedi başkan olduk. Yetmedi insanlar öldürdük. Her şeyi yaptık ama kendimiz için hiçbir şey yapamadık. Aslında çok şey anlatmışsın. Öyle değil mi? :)