Son Yolculuk

Yorgun bir sözcüğün entarisi karanlık

Belki de sehven yenik düştüğüm Aralık’ın uzantısı

Bir sema gösterisi yalnızlığın adeta:

Şerh düştüğü o kehanet zinciri

Ardışık yüreklerin de tapusunu mühürlediğim

Sefalet güdümlü zemheri.

Tansiyonu yüksek bu gün göğün

Gerçi kaç öğün atladığımı bilmediğim bir hüzün:

Lakin serili olduğum sözlükte

Kutup yıldızından alacaklı bir tebessüm

Saklı miadı dolmuş düşlerimde

Çatlayan sesinde evrenin

Uçuşan kuşların gövde gösterisi

Ve işte yenik düştüler yağan rahmete.

Ellerimde kırıntı

Hani olur da nasiplenir kuşlar

Vakti geçen bir ömrün son hazanı mıydı?

Mevsimin ç/ağrısı?

Aksarken zeminde

Elyaf üzünçlerle dolu şavkı rahmetin

Geceyi söndüren latif bir esintiden

Kaçıp kurtulan bir yaprak gibi

Dalına özlemi es geçti doğa

Aşkın tümlediği bir heyecanla

Yoldan çıkan renkler düştü nihayetinde

O devasa çukura

Nasıl ki yeltendi mavi tepesine çıkmaya

İçinde saklı tuttuğu yeis kadar da hâkimdi

Bitimsiz hüznüne sevdalı yüreğin de

Kozasında taşkın bir ırmak

Hürmet etti bilinmezin kaderine.

Gönül kuşundan arda kalan üç beş tüy

Kalıcı esintide asılı bir yafta

Demlendikçe mevsim

Çatısı uçtu aşkın ve evrenin:

Hurafeler sızdı teninden bulutun

Yancı bir düşün tefsiri ile

Bulamaca saplandı nefsi beşerin

Gözlerinde sağanak

Yüreğinde olsa olsa bir aralık

Geçişi mümkün olmayan sevincin ve güneşin

Akıbetine dolandı ayakları kuşun:

Yavruladığı kadar sefil olmasa da hüzün

Büyümeye kanat açtı acılar…

Şeklini unutan bir rüya

Gerçeklerden kaçan her misafir düş

Karıncalanırken aklın da basireti bağlandı

Bir gece vakit

Gözlerimde çakan şimşekle sözlendi bulutlar

Ve içre yolculuk başladı.

Faturası kime kesildiyse dünün

Yarından firar etti zemheri fırtınaları

Şekli şemaili kısık bir gözün de nazarına geldi ansızın.

Tabuları yıkan martılar

Sevdalı kumru ve ellerinden kayıp giden her renge

Duacıydı varlığı evrenin:

Ket vurandı madem matem

Sehven yok sayıldı koca âlem.

Başladıkça rahmetin doldurduğu her çukur taşmaya

Akın akın geldiler aşkın çağrısıyla

Sevdalı bir buse kondu alnına gecenin

Kehanet erbabı baykuş dahi ürktü gölgesinden

Sahibine ulaşmayı bekleyen her canlı

Sadece uzandı rahmete

Sabrını katık edip de düşlerine

Şükrünü ikram etti hece hece.

Latif rüzgâr dönerken kasırgaya

Sancılı mevsim ölürken, yeni bir mevsime

Gebe, şahika bile sözlendi acıyla

Kuş uçmaz kervan geçmez âlemin

Alametifarikası her renkten hücuma geçti

Aşkın efendisi yoldaş bir imge çatladı ortasından

Mehtabın hükmü sonlandı

Yıldızsız geceye acılar eklendi

Bir vahametin çağrısı

Serzenişin kutbunda yarıldı ortasından koca cihan

Aşkı katık eden özlemine her ölümlü

Kıvançla yürüdü Hak yolunda.

Turuncuya çalan şafağın rengini

Azığa alıp da geçmişin rehavetini

Sonlandı masal

Geçit vermeyen kötülüğe

Sadece martavaldı yoldan çıkana el uzatan

Hakkın ödenmeyecek gölgesine rest çeken

İklimle sırdaş bir efsunlu yolculuk

Geceden çalıntı bir ihlası konuk etti yüreğinde

Evrenin en müzmin dervişi kıyama durdu

Bir edimde saklı bir redif kadar kararlı

Sökün etti huşu

Sür- git coşku ile matemi sonlandı mazlumun

Eklemlerinde acılar

Son yolculuk ki huzura doğru.

Gülüm Çamlısoy

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış