Suskun ve Siyah 6

Bugün fazlasıyla yoğundu. Mesai bitimi gelmek üzereydi. Sanki saatlerce koşmuş gibi yorgun ve halsizdim. Bir an önce eve gidip kendimi yatağıma bırakıp tavandaki rastgele fırça darbeleri ile vurulmuş rengarenk boyalara göz gezdirmek istiyordum.

   İşten çıkmış, evin önüne gelmiştim neredeyse. Kapıya vardığımda başım döndü. Duvara yaslanıp bir süre kendime gelmemi bekledim. Eve girip biraz su içtim ve üstümü değiştirdim. Gece lambasını açık bırakıp yatağa uzandım. Gözlerimle tavandaki fırça darbelerini süzüyorum. Kah beyaz rengin siyah rengin üzerine vurulup dağıtmışlığını kah kırmızı ile mavinin kavga eder gibi birbirine karışmış çizgilerini, insanların birbirine yaptıklarıyla özdeşliriyordum.

  İstemesem de aklıma Janset düşüyordu. Denizi andıran gözlerinin derinliği, hüzün ve yorgunluk dolu bakışları, ufak tebesümlerindeki neşelenmeyi bekleyen dudakları, gecenin soğuğunu dindirmek isteyen ses tonu... Aklıma her düştüğünde cümlelerim devrikleşiyor, düşlerim titriyor yahut hayallerim kar tanesi gibi ruhumdan dökülüyordu. Sanki onu olduğu çukurdan çekip almam için sıkıştırıyordu. Üzerimde kendisinin de farkında olmadığı bir etki bırakıyor. Sonra kendimi alıyorum onu düşünmekten çünkü önce kendim bulunduğum çukurdan çıkmam gerekiyor. Başka türlü yardım etmeye çabalayamazdım. Kollarımı sıvadım ve ayağa kalktım. Vakit geç olmasına rağmen balkondaki sandalyeme oturdum. Elimde Janset'in bıraktığı not vardı. Notu balkonun kenarına koydum. Karanlığa meydan okumaya çalışan balkon lambasına bakıp, mermerin üzerindeki papatyaya çevirdim gözlerimi ve solmak üzere gibiydi. Bakımsız bırakmışım. Umutlarını bir kenara atıp, sevgiden mahrum bırakmışım. Haliyle o da yaşantısından vazgeçmiş. İnsanlar da böyle değil miydi zaten...

23 Şubat 2021 1-2 dakika 8 denemesi var.
Beğenenler (1)
Yorumlar