Methiye

Methiye




"İnsanlar uyurlar, ölünce uyanırlar"

Hz. Muhammed (S.A.V.)




"Şimdi yazıyoruz ya;

Namahrem bir geceye dem vuran nûr-u kelimelerin meczubudur şiir.

Bilinmezliğin divânında ifadeyi arayan divânedir şair.

Bu ikisinden bir varlık sahaya çıkar ki;

Dünya emsâl-i mesir.

Şiir, şair yazdığında candır, yazdıktan sonra da okurlara can.

Anla ki;

Keyfemâ yeşa olarak bulunuyordu rüzgâr.

Peşinden günce-i yahşi kuşları.

Etraf hâllice.

Susayan âlem esas nigâra el pençe.

Okunuyor şeceresi varlık sahasında.

Sanma anlamıyorlar seni.

Yalnız biraz elifsiz, biraz vavsız bulununca,

Olmuyor tamlık vakitlice."

Der Fırat;


Tüm bunları duyan Seyrânî atılır sohbete hemen;


Yâ Fırat der,

Meylettin edebiyata efâl-i mükellefin.

Bir yaşa erdin oldun kemâliyetin.

Pek güzel öter kuşlar failinde.

İçinde sanki ab-ı hayat var

Nigâra ettin mi selâm.

Hemide bilesin Allah dostlarını.

Kalmayasın sükûta taş gibi.

O vakit şehre sus gelmişti.

Meşrebine can-ı can meftun

Ermek marifet değil.

Uçmak da, yanmak da, biliyorsun.


Ey Fırat her şeyin bir sebebi var ya,

İşte mânâdır asıl olan.

Mânâdır marifet.

Ne geceden, ne günden.

Ne anneden, ne kardeşten.

Ne ilimden, ne meşkten.

Eğer şems gibi yakacaksa aşkın.

Sendeki hâl nice.


Bunun üzerine Fırat;

"Bâtınlık vûkû bulur âlem-i sırda Seyrânî,

Bâtıllık değil.

Sendeki göz; gören, anlayan, kanaat getiren göz değil.

Burasından tutulan kalp, şurana mesken değil.

Öyle bir Mevlâ var ki Arş'ta, mekândan, zamandan, noksanlıktan değil.

Seni seven can, inan ki can değil."


Mest olmuştu Fırat'ın dilinden Seyrânî.

Pirû paktı şehrin etekleri.

Kadını, erkeği...


Susulur gece onlarınsa; aya, şemse, yıldıza...

Susulur kalabalık varsa eğer; çeşit çeşit mahlukata.

Durma yolcu!

Ruhun bedeninden ayrılır.

Göçersin dünyadan.

Allah bilir seni.

Ötesi yalan.

Unutma.


Ve sadece aşk kalır her şeyin ardından...




Fırat Bal

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış