Sessiz Çığlık

‘’Tabuttan can sızar mı?

Sızıyor işte! Bir kalemden mürekkep?

Karanlıktan ışık? Sızıyor!

Bir kadın sessiz diye çiçekten

Sensiz diye cennetten geçer mi? Geçiyor!

İşlediği yaşmaklardan siliyor parmak izlerini.

Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla

Güneş bir kez daha doğuyor ölümlü geceden.’’

(Ömer Erdoğan)

Zamanın mürşit tınısı,

Farkındalığa müsait elzem bir yaptırım:

Sessizliğin cürümü belki de o mihenk taşı

Issız tebaası muhalif güçlerin

Oysaki ben bir göçmen kuş olmaya ant içmiştim.

Miğferim, minderim:

Ehli beyit sevdam

Kazasını kılamadığım ölü iklim

Ne feveran yürekten sızan

Ne de tekmili yüzü suyu hürmetine

Günün

Başımı alamadığım hazan yüklü hezeyan

Üstelik her mevsimde serildiğim

Bir çiçek bahçesi

Muzdarip olduğum dikenlerim

Gülmeyi öğreten elbette Rabbim.

Zanlar iken firar eden

Cehennemden:

Geçit vermeyen her koza/lak

Yakalandığım zamansız yasım

İmsak’te saklı maruzatım

Sonlanmasam da sonlandırmaya az kaldı.

Üfüren aşk,

Üfleyen kuşlar

Her şafak vakti

Yığılıp da kaldığım soğuk mezar taşı:

Oysaki diriyim

Ah, bir de dinginliğe yelken açsam.

Zaaflarımdan arınıp da

Uçtuğum mavi gözlü dünyam

Masum kalmaya gönüllü

Mazlumluğum babamdan miras.

Gülüm Çamlısoy

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış