Gelecek Üstüne

Gelecek Üstüne

              Varla yok arası Güneş. Bulanık bir gün. Sokaklar da ses yok ve hafif kuru ayazı yanaklarıma almış ellerim cepte etraftaki büyüklü küçüklü binalara bakarak yürüyorum. Yürürken haliyle bir şeyler düşünüyorsunuz. Orta yaş sınıfında olduğum için yaşadığım ülkenin tarihini, coğrafyasını, yaşayış sistemini de alıyorsunuz konularınıza tabi. Hayaller daha da katılaşıyor, ağırlaşıyor, zorlaşıyor. O hiç almak istemediğiniz sorumluluğu anlıyorsunuz. Büyüyorsunuz, büyüyorsunuz... Tuhaf olan, büyüdüğünüzü bazı değer yargılarını okuyunca veya hayatınızı elinize aldığınızda tutturduğunuz dikişte size çevrilen pozitif bakış açısından anlıyorsunuz. O zamana kadar bir mânâ göremiyorsunuz. Neyim ben, neden bu dünyanın içindeyim. Niçin şu adamın ve şu kadının oğlu / kızı oldum diyemeden 'Sınav' çatısı altında buluyorsunuz kendinizi. Çevrenizden, sağınızdan, arkanızdan birileri geçiyor, gidiyor, kayboluyor, diğeri merhaba günaydın diyor. Tüm bunlardan herkes nasibini alıyor derken birden gözümü göğe çevirdiğimde havanın biraz daha kapanmaya başladığına karar verip eve doğru adımlarımı çeviriyorum.

__ Eveeet, işte bu gördüğünüz benim yuvam. Nasıl derseniz biraz sıcak, biraz boğuk, biraz da eğlenceli yanı yok değil huzura dair. Şu gördüğünüz beyaz koltuk ve lacivert masa'da bazen geceleri yazılar yazarım işte. Büyük bir ev değil zaten. Bana yetiyor iki oda bir salon.

              Bu kaçıncı kendimle kalışım sayamadım doğrusu. Kadınsın, erkeksin, çocuksun, çalışansın, yalnızsın... Sonra başka başka kişilerle tanışıyorsun, hayatına alıyorsun, bazı durumlarını öteliyorsun, boşverdiğin bazılarını tekrar gündemine alıyorsun. Buna kısırdöngü mü denir yoksa monotonluk mu? Hayat böyle mi? Yani Allah'ın bizlere bahşettiği kader. O çok önemsediğimiz İbn-i Sinâ'lar, Mevlanâ'lar da mı aynı yollardan, çizgilerden geçmiştir acaba? Hepimiz sonuçta her birimize verilmiş olan yazgıyı oynamıyor muyuz?

-En önemlisi nereye gidiyoruz?-

              Kur'an-ı Kerim'de en sonunda yine Allah'a döndürüleceksiniz yazıyor. İslam'da, inancımızda hepimiz amennâ'yız. Senin, benim, onun yapmaya çalıştığı sadece bir tık üstüne geçebilmek bakış açımızın. Bana sorarsanız, ömür denilen kıstas basittir. Çünkü neyin ne olduğunu biliyoruz. Eskiler âlimlikleriyle, şimdiki nesil teknoloji ile dengeliyor zamanı. Aslına bakarsan velhasılkelâm aynı. Gelecek de bir gün gelecek. Gelecek geliyor hızla. Peki sorarım sizlere: Bizler hangi geleceği bekliyoruz?



Not : Uhrevi değil de, dünyevi kısımdan bakarsanız olaya sevinirim. 




Fırat Bal

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış