Yalnızlık

Doğru insanı bulabilmek adına hayatınıza onlarca insanı alırsınız. (Ama bu her zaman hayatıma giren ikinci kişisin dememize engel değildir, karşı taraf bunu yutmasa bile) Yorulana kadar içimizde sevgi namına yaşatabileceklerimizi tüketene kadar, yalnız kaldığınızda hissizleştiğinizi hissedene kadar, hayatımıza birilerinin tutunmasına ya da birilerinin hayatına tutunmayı sürdürürüz. Başlarda hayatınızın vazgeçilmezi olarak gördüğünüz ve şimdi geçmişinizin bir parçası haline gelmiş bu insanlar sizin denekleriniz aslında. Denek deyince minik beyaz hamsterlar aklınıza gelmesin, çünkü hayat zevk aldıklarımızın yanında, bizi büyütüp olgunlaştıran acı tecrübelerden de ibaret.
Etrafınızda belki de sayamayacağınız kadar çok insan var. Dostlar, akrabalar, arkadaşlar ama yine hiçbiri içinizdeki yalnız olduğunuz duygusunun üzerini örtemez. Birileri için özel olma isteği, var olduğunu hissetmek, vazgeçilmez olmayı arzulamak, kendini yenileme çabası, kim bilir belki de birilerini sevmek adına yaptığımız yanlışlardır yalnızlığın diğer adı. İçindeki ıssızlığı, kimsesizliği, her ne kadar istemeseniz de birilerine muhtaç olduğunu hissetmek, kimseye sığınamama duygusunu hissettiğinizde yanında var olacak birilerini aramaktır yalnızlık. İnsan zanneder ki yalnızlık ile kimsesizlik aynıdır, zanneder ki mutlu olmadığı halde mutluymuş gibi davranmaktır yalnızlık, zanneder ki aşktır yalnızlığın tek ilacı. Bana göre yalnızlık güçlü bir hortum gibidir, çekim gücüne karşı konulamaz şiddetle dönen bir hava kolonundan farksızdır. Nasıl bir hortum büyük bir elektrik süpürgesi gibi çalışıp etrafındaki her şeyi şiddetli bir güçle emiyorsa, bilinçaltınız yalnızlığınızın üzerini örtebilmek için ne bulursa içine çekmeye başlıyor.
Müzik dinlemek, kitap okumak, televizyon seyretmek, arkadaşlarla buluşup bir takım aktiviteler yapmak, vizyondaki tüm filmleri seyretmek, birilerinin tüm benliğinize, bedeninize hayatınıza girip sizi mahvetmesine izin vermek, yalnızlığınızın içini doldurabilmek adına yaptığınız eylemler bütünüdür. Ne bulursa içine çeken içinizdeki hortum, hızını kaybettiğinde içindekileri dışarı teker teker fırlattığında başlar asıl yalnızlığınız. Çözüm bulmaya çalışmayın, kabul edin ki yalnızlıkla başa çıkmanın yolu yoktur.
Hataların başlangıcı da böyle başlar, yalnızlığı farklı duygu yahut ihtiyaçlarla karıştırmaya başladığınızda. En çok yapılan hata ise sadece hayatınızda sevgili adı altında bulundurulması zorunlu olduğu düşünülen şahsiyettir. Bir sevgiliniz varsa yalnız değilsinizdir, bir sevgiliniz varsa mutlusunuzdur, bir sevgiliniz varsa hayat sizin için mükemmeldir, bir sevgiliniz varsa seviliyor ve seviyorsunuzdur, bir sevgiliniz varsa hiçbir davete yalnız gitmek zorunda kalmıyorsunuzdur, bir sevgiliniz varsa sevişmek için duvarları tırmalamak zorunluluğu ortadan kalkıyordur. Toplum tarafından dışlanmamak ve acınası bir insan olmamak adına bir sevgili bulmanız şarttır. Bir sevgili insanın ruh halini gerçekten bu kadar güzelleştirebilir mi? Ruh eşinizi bulduğunuz da evet güzelleştirebilir lakin insanoğlu her yaşadığı ilişkinin başlangıcında bu mükemmel duyguları yaşar daha sonra tüm güzellikler yok olur gider. Birlikte olduğunuz herkes sizin arayıp bulmaya çalıştığınız eksik kalan parçanız öyle değil mi? Bu durumda başlangıçtaki ruh eşinizin zamanla karakteri mi değişiyor yoksa sizin ona yüklediğiniz anlamlar mı değişen? Eğer her seferinde kayıp parçanızı buluyorsanız haddinden fazla kaybolmuş parçanız yok mu? Sizce yeryüzünde ruh eşinizin bu kadar çok olması garip değil mi?

12 Ocak 2015 3-4 dakika 9 denemesi var.
Yorumlar