Havuçları Kim Yedi / Aslanın Kral Oluş Öyküsü

Vaktiyle torlak ormanı adında keşfedilmemiş bir orman varmış. Buraya daha önce hiçbir insan ayak basmadığından hayvanlar kendilerinden ve ormandaki diğer canlılardan başka bir tür olduğundan habersizlermiş. Ormanın sakinlerinden baykuşlar düzenin işlemesi için bazı kurallar hazırlar aslanlarsa alınan kararları uygular ve karşı çıkan olursa ormandan sürgün ederlermiş.

Günlerden bir gün aslanların en yaşlısı ormanı kolaçan etmek için gezintiye çıkar. Yüzünde mutlu bir ifadeyle önce tavşanlara rastlar: Hızla giden tavşanlardan en yavaşını durdurarak merakla sorar:

“Nereye böyle”

Suratın da endişeli bir tavırla Zıp zıp cevap verir:

Sorma Bilge Aslan keçiler bölgemize girdi ve kış için sakladığımız tüm havuçları aldılar. Neymiş sözde onların hakkıymış. Oysa biz ektik onları. Bütün bir mevsim emek verdik. Ama şu zorbaların yaptıklarına bak. Lütfen bize yardım et bilge aslan.

“Tamam yardım edeceğim ama bu yaşlı ayaklarım beni yavaşlatıyor sen git ve onlara benim geleceğimi söyle. Ben hemen arkanızdayım”

“Sağ olun bilge aslan derhal gidiyorum.”

Bilge aslan yoluna devam ederken miskinlerin bölgesinden geçer. Miskinlerin ağaçlarında olmadığını fark eden yaşlı aslan arkasını döndüğünde şaşkınlıktan kalakalır. Yerlerde yatan miskinlerin kulaklarını kapadığını fark eder. Büyük bir merakla ilk miskine seslenir:

“Hey aç bakalım kulaklarını , neler oluyor burada neden kulaklarınızı kapatıyorsunuz ?”

Sorma bilge aslan bu kışı geçireceğimizi sanmıyorum. Her birimiz çok açız ve yiyecek bir hiçbir şeyimiz yok. Karnımızın gurultusu öyle gürültülü ki kulaklarımızı sağır edecek neredeyse”

Yaşlı aslan biraz düşünür ve sorar:

+ Yaz boyu Erzak biriktirmediniz mi?

-Hayır

+Peki yemek aramaya çıkmadınız mı?

-Hayır, çok yorucuydu ağaçlardan besleniyoruz genelde uyuduğumuz dallardan çıkan meyvelerden ancak bu mevsim aşırı kurak geçti ve ormanda ki herkes endişeli durumda. Tek umudumuz vardı tavşanların ektiği havuçlar ancak onlarda bizim hakkımız olan havuçları vermiyorlar.

Bilge aslan şaşırır:

+Neden sizin hakkınız olsun onları tavşanlar ekti doğru değil mi ?

-Doğru ama havuçların ekin vermesi bizim sayemizde oldu. Biz dua ettik. Bereketli ve sağlıklı havuçlar oldu böylece.

Yaşlı aslanın kafası karışır ve yoluna devam eder. Biraz ilerledikten sonra çalılıklarda karşısına Sinsi yılan çıkar. Yılanların en bencili sinsi yılan bilge aslana:

“Ey yaşlı aslan olanları duydum açlık kapıdaymış. Tüm hayvanlar aralarında bunu konuşuyorlar. Ağaçlar meyve vermiyor ekinlerse uzun süredir yağmur yağmadığından hasat veremez durumda. Ancak ikimizde biliyoruz ki en son yağmur yağdığında tavşanların ektiği o havuçlar filizlendi. Ve bu bizi açlıktan kurtarabilir.”

Yaşlı aslan kaşlarını çatarak:

“Ne demeye çalışıyorsun sen?”

Sinsi yılan gözlerini kısıp dilini sallayarak konuşmaya başlar:

O havuçların bütün ormana yetmeyeceğini ikimizde biliyoruz. Ancak senin gibi güçlüler ve benim gibi kurnazlar bir şekilde ona sahip olabilir. Böylece karnımız doyar. Daha da güçleniriz. Açlıktan güçsüz düşen diğerlerine de hükmedebiliriz. Bana kalırsa ormanı senin gibi güçlü ve benim gibi akıllı birisi yönetmeli. Yoksa bu gidişle açlıktan hepimiz öleceğiz. Baykuşlar doğru kuralları koyamıyorlar. Yeterince zeki değiller. Ve sadece kendilerini düşünüyorlar. Neden onların sözünü dinliyorsunuz ki aslanlar olarak. Özellikle de senin gibi bilge bir aslan. Bunu bir düşün diyen sinsi yılan çalılıkların arasından kaybolur.

Kafası daha çok karışan aslan nihayet keçilerin yanına varır. Filizlenmiş havuçların etrafını saran keçiler yaşlı aslanı görünce yanına giderler. Keçilerin en yaşlısı bir adım öne çıkarak seslenir:

+Ey bilge aslan şükür geldin. Bu çok bilmiş tavşanlar havuçların kendilerine ait olduğunu söylüyorlar. Ama bunların hepsi bizim. Ve kesinlikle onları vermeyeceğiz.

Zıp zıp yaşlı keçinin lafını keserek :

“Hayır bilge aslan sana söylediğim gibi onları biz ektik ve havuçlar bizim hakkımız.”

Yaşlı aslan keçilere sert bir sesle sorar:

“Havuçlar neden sizinmiş ve buna neden inanayım ?”

+Çünkü biz olmasak bu havuçlar olmazdı. Onlara gübremizi bıraktık. Gübremizle beslendiler. Eğer biz bunu yapmasaydık verimsiz olurlardı ve filizlenmezlerdi öyle değil mi ?

Yaşlı aslan düşünür. Gözleri bir tavşanlara birde keçilere çevrilir. O sıra da miskinlerde aklına gelir ve Tam bir sonuca varmak için göl kenarına iner.

Susadığını fark eden aslan su içmek için eğildiğinde suda ki yansımadan güneşi görür.

Güneş:

Ne tavşanlar ne keçiler ne de miskinler ben olmasam toprak ekinlerin köklerini besleyemezdi. O yüzden havuçlar benim sayemde oldular.

Aklı daha da karışan yaşlı aslan sinirlenip suya vurduğunda bu sefer yağmur yağmaya başlar. Sağanağa dönüşen yağmur sert bir sesle

bilge aslana:

Ne tavşanlar ne keçiler ne miskinler ne de güneş asıl ben olmasam toprak beslenemezdi. Bunu kanıtlamak için uzun zamandır yağmıyorum. Bu yüzden aç kaldınız ve ağaçlar meyve vermedi.

Kararını açıklamak için geri dönen aslan herkesi toplar Tavşanlar – miskinler-keçiler – güneş ve yağmur kararı duymak için bilge aslanı dinlerler

Yaşlı aslan:

Hepiniz havuçlarda hakkınız olduğunu iddia ediyorsunuz. Önce tavşanları ardından miskinleri ve şimdi keçiler güneş ve yağmuru dinledim. Tam sözüne devam edecekken birden araya giren diğer hayvanlar:

Hayır bizi dinlemedin. Bizlerde bu ormanda yaşıyoruz ve açlıktan ölmek üzereyiz. Havuçlarda hiçbir emeğimiz olmasa da bizlerde bu ormanın sakinleriyiz ve bizde en az onlar kadar o havuçları hak ediyoruz.

İşin içinden çıkamayan bilge aslan durumu baykuşa iletir. Durumu duyan baykuş gece herkesi ağacının altına çağırır. Gece olduğunda ormanda ki herkes oraya toplanır. Kendinden emin bir ses tonuyla baykuş :

Evet biliyorsunuz ki ortada büyük bir sorun var. Bilge aslan bana her şeyi anlattı. Önümüz kurak ve açlık orta da elimizde ise sadece bazılarımıza yetecek kadar havuç var. Ancak tek kuralımızı hatırlatmak isterim. Emek verdiğin senindir. Bu göz önüne alındığında ne benim ne bilge aslanın ne de bir çok kişinin o havuçları yemesi mümkün. Durum böyle olunca da bir çok kişi açlıktan ölecek. O yüzden bir karar aldım. Hepimizin soyunun devam etmesi için yalnız yavrular havuçları yiyecektir.

Bunun üzerine havuçlara yönelen orman halkı oraya vardıklarında dehşete kapılırlar. Birbirlerine bakan hayvanlar havuçların orada olmadıklarını fark ederler yerde ise kendi ayak izlerinin 10 katı büyüklüğünde izler vardır. Ayaklanan diğer hayvanlar baykuşa doğru yürürler o sırada yaşlı aslan sinsi yılanın söylediklerini düşünür baykuşun sadece kendini düşündüğü sözünü anımsar. Bunun üzerine düşünürken baykuş bağırmaya başlar: havuçları kim yedi ? derhal ortaya çıksın ! Öfkelerinden kulakları duymayan hayvanlar baykuşa yürümeye devam ederlerken yaşlı aslan diğer hayvanlara seslenir:

Ey halkım. Hepimiz biliyoruz ki baykuşlar yalnızca kendilerini düşünüyorlar ve doğru kuralları koyamıyorlar. Burada hepimizi açlıktan öldürecek gördüğünüz gibi. Eminim havuçları da kendisi çalmıştır. Artık bu durumu değiştirmeliyiz. Bundan sonra bu ormanı baykuşlar yönetemeyecektir. Yeterince akıllı ve güçlü değiller. Artık bu ormanda tek söz sahibi ben olmalıyım kabul ediyor musunuz diye bağıran bilge aslan yükselen seslerin

“Yeni liderimiz bilge aslan”

“Yeni liderimiz aslan”

“Bilge aslan”

Olduğunu duyduğunda baykuşu ormandan sürgün eder.

Ertesi gün açlıktan kıvranan hayvanları çevresine toplar ve :

Ey orman sakinleri yeni lideriniz olarak tüm sorunlarınıza çözüm bulacağım.

Tavşanlar ve diğer hayvanlar :

Açız ve artık dayanamıyoruz. Yardım et bilge aslan.

Yaşlı aslan net bir ses tonuyla

+ bu sorun üzerinde yeterince düşündüm ve bir karara vardım. Biliyorsunuz tek bir kuralımız vardı Emek verdiğin senindir. Bende bu kural üzerinde düşündüm ve tek kuralımızı başka bir kuralla değiştirmeye

karar verdim. Emek verdiğin senindir yerine artık Elde ettiğin senindir kuralı olacak. ve bundan sonra sadece güçlüler ayakta kalacak.

Tüm hayvanlar bu karar karşısında endişeye kapılır ancak kısa süre sonra sırtlanlar geyikleri tavşanlar böcekleri , kurtlar kuzuları yemeye başlayarak ormanda bir çok kişinin karnının doyduğunu fark ederler.

Verdiği karar karşısında övgüler alan aslan ormanın geleceğini kurtardığı için artık kral olarak anılır. Ancak aklında hâlâ merak ettiği tek bir soru vardır havuçları kim yedi ? İzleri takip ederek yola koyulur uzun süren bir yolda sazlıklardan bir ses duyan kral kendisine yönelen maymun benzeri bir canlı görür büyük şaşkınlıkla yanına yaklaşan kral kendisine doğrulan uzun bir çubuk görür. Duyduğu son sesle birlikte yere yığılan aslan olduğu yerde hayata gözlerini kapar. Duyulan ikinci ses ormanda yankılanır. Adam havucu ısırır.

Ve Son.

04 Mayıs 2020 8-9 dakika 1 öyküsü var.
Beğenenler (1)
Yorumlar (2)
  • 3 ay önce

    Alınacak ne çok ders var İnsanın doğaya ve diğer canlılara yaptığı acılar bu kadarla bile değil çok güzeldi paylaşım için teşekkürler