Şarabi Düşler Ülkesi-Moldova-Roman-Bölüm 52

Aynı göğün kanatları altındaki biz

.....

...................

.................................

...........................................................

..........................................................................................


.....

...................

.................................

...........................................................

..........................................................................................


.....

...................

.................................

...........................................................

..........................................................................................


☆•.¸¸.•’☆’•.¸¸.•☆

27 Haziran 2020 30-60sn 1 öyküsü var.
Beğenenler (5)
Yorumlar (16)
  • Sevgili dostum, güzel bir paylaşımdı, keyif alarak ve bir çırpıda okundu bilgilerine sunuyorum, sağlıkla...

  • 17 gün önce

    Yazıya gelip de çok uzun olduğunu görünce biraz ön yargılıydım ama, okumaya başlayınca su gibi akıp gitti... Belki yaşanmış bir aşkın üstüne düşmüş hüzünlerin bileşkesiydi diyelim. Araya sıkıştırılmış Türk Edebiyatının devlerinin şiirlerini ise bir kez daha burada okumak nostaljik esintiler yarattı ruhumuzda... Bir çokları Medrese-i Yusufiye de geçirmişler hüzün dolu günlerini... Zamanında Ulucanlar Ceza evini de defalarca gezdim. Çok hüzünlü yerler gerçekten. Bizim bu dünya çapında ki değerlerimiz, oraları hiç görmemeli, hiç bilmemeli idi. Ama bir de şöyle düşünmek lazım, güzel şiirlerde acılar ve hüzünlerden, çiçeklenip filiz veriyor... Ulucanlarda Nazım ve Necip Fazıl yan yana aynı koğuşlarda yatmışlar, biri sağcı biri solcu ve sağlam dostluklar kurmuşlar... Hakeza Sabahattin Ali Aldırma Gönül'ü Sinop Ceza evinde yazmış... Sözlerin muhteşemliğine şapka çıkartılır gerçekten ''Görmek istersen denizi yukarıya çevir yüzü, deniz gibidir gökyüzü, aldırma gönül aldırma.'' Kutluyorum güzel yazını yürekten değerli dost...

  • 17 gün önce

    romanın bütünü görmeden değerlendirmek biraz güç olsa da, kendimce birkaç eleştiri yahut öneride bulunayım hoşgörünüze sığınarak,

    Bence, şiire çok yer vermişsiniz, romanda şiir daha az ve nadir olmalı, Vika'nın yazmasının etkileyici olduğuna bir kaç kez değinmişsiniz, bırakın okuyucu değerlendirsin bunu... bir de dialoğa biraz daha önem verseniz, mesala Ola ile daha fazla "günlük konuşma" olarak dertleşseniz, yediğiniz yemeği falan kısa geçmeseniz, anlatsanız, yaşatsanız vs.

    tebrikler

  • 17 gün önce

    bir de bilinen yazar ve şairleri bu kadar alıntılamak fazla geldi bence, onlar biliniyor zaten, her roman/öykü bilinmeyen olduğunda merak uyandırır bence

  • 17 gün önce

    asaf bey kahramanlarınız isimleri birbirine yakın en azından türkçe okuyacaklar için, vika, ola, biraz daha dikkat çekici olsalar