Eski Zaman Rüzgarları

Ebruli bir eylülden kalan
Başımda eski zaman rüzgârları
Hüzzam rengiydi hayallerimiz.

Bengü badeli şiirlerle bezeli
Tarumar bir bahçede büyürdük.
Oysa ben, tenha bir akasyaydım.
Hırçın dalgalar ıslatırdı yüreğimizi
Susardım.

Usulca yüreğimi yoklardın,
Yalnızdı, yapayalnızdı sokaklarımız.
O zamanlar içli bir çocuktum,
Ellerim üşürdü,
İçim ürperirdi,
Sen Trabzon kokardın...

Ne zaman kendimle baş başa kalsam.
Günebakanlar gibi,
Yüreğim burkulurdu,
Saçların ekin tarlalarına benzerdi.

Gözbebeklerinde tenha bulutlar
Sızı güncesinde peşin acılarımız,
Ayakuçlarında gezerdi.

Kiraz bahçeleri, elma bahçeleri,
Soluverirdi erguvanlar,
Bir yağmur yağardı yanaklarımızdan,
Hayallerimiz düşerdi taşlara
Ben hicran üstüne hicran olurdum,
Sen Trabzon kokardın.

Kıraç toprakların şerha şerha alevi
Sen Karadeniz kadar güzel,
Ben bir Sivas türküsüydüm.
On yedi yaşımın şiiri,
Oysa ihtiyar bir çocuktum.

Lambaları sönerdi sokağının
Gölgeler, gölgelere sığınırdı.
Yüreğim ezilirdi bakamazdım
Mahzun bakışların alırdı aklımı,
Ben susardım,
Sen Trabzon kokardın.

Sonu yoktu uzun gecelerimin
Sen Sivasça bakardın uzaklara
Uzak yollardan gelen hülyaların
Gümüş rengi sensizliği gibi
Eskimiş öteki yalnızlıklarımız.

Nikotin dolu kadehlere dolardın.
Bu şehir sensiz bomboş
Kapıyı bir açsam, ben çıkacaktım.
Bir o kadar da ıssızlığımız.

Ben ıssız bir cadde dimdik,
Kızılırmak gibi yorgundum.
Saçlarında kuzey rüzgârları,
İçimde ormanlar yanardı
Sen Trabzon kokardın.

30 Ocak 2014 184 şiiri var.
Beğenenler (2)
Yorumlar