Göğüs Kafesi Mahkumu

Göğüs Kafesi Mahkumu

"Yokluğunun bir ağırlığı var sevgilim.

Tam göğsümün üstünde.

Tam gönlümün içinde.

Yokluğunun bir acısı var sevgilim.

Tam göğsümün üstünde.

Tam gönlümün içinde."

Daha güneş doğmamışken açtı gözlerini ve selamladı karanlık gökyüzünü. Uyumak istiyordu aslında ama aklında dönüp dolaşan sesler yüzünden uyku bile haram oluyordu ona. Aklındaki sesler.. Sadece sesler değildi engel olan. Yüreğinin acısı da katılıyordu uykusuz gecelere.

Nefes alırken genişlemesi gereken göğüs kafesi, içinde bulunan mahkumdan dolayı sıkışıp daralıyor ve her nefes cehenneme dönüyordu.

Daha gün doğmamış etraf aydınlanmamıştı. Tıpkı içinde yetiştirdiği umutların karanlıkta kalması gibi. Bir gün umutlarına gün doğacak ve aydınlığa kavuşacaklar diye bekliyordu. Belki de bu yüzden gün doğumlarını izlemeyi seviyordu.

"Aydınlığa kavuşur mu bir gün karanlıklar?"

Karanlığın içinde, göğüs kafesinde umuttan yarattığı mahkum ile gün doğumunu bekliyordu. Ağır ağır yükselen güneşin aydınlığı ile göz bebekleri küçülüyor, her nefes aldığında daralan göğsü yavaş yavaş genişliyordu.

Güneş, gökyüzünü eşsiz renklerle dolduruyor ve her karanlıkta tükenen inancı yeniden doğuruyordu.

Derin bir ah çekerek, göğsündeki mahkumun karanlıkta duran umutlarının yeniden aydınlığa kavuşacağı günleri bekliyordu...

04 Haziran 2021 1-2 dakika 3 öyküsü var.
Yorumlar (2)
  • 12 gün önce

    Kalemin akıcılığı o kadar kuvvetli ki her yazı keyifle okunuyor sayfanızda. Kutluyorum, sevgiyle kalın.