Bay Suç

Kız bilmiyordu. Ona önceden demiş olsalardı bile inanmazdı. Çünkü ona göre hayat insanların eli değse bile kirlenmeyecek kadar masumdu onların yaptıklarından ve yapabileceklerinden. Ah tanrım neden bir hayvan için bu sözleri sarf edemiyorum. Ki hayvana bizler utanmadan vahşi diyebilirken. Vahşi doğaymış, vahşi hayvanmış. Vahşi, vahşi…

Kız ağlıyordu. Sebep diyeceksiniz, biliyorum. Sebep havadan ağır, sudan hafifti sizin için belki. Ama onun için öyle değildi. Tıpkı tuz ve şekerin aynı renkte farklı olması gibi… Kızı ağlatan sebep bir arabanın hızlıca yoldan geçerken köpeği çarpması ve çapma sonucu tekerlekler altında ezilen hayvanı yolda bırakıp kaçmasıydı. İşte tüm ağlama sebebi buydu. Çünkü o çarpma etkisiyle yaralanan köpekten de insan gibi kan akıyordu. Kız hayvanın yanına gitti. Yolun kenarına kucaklayarak onu taşıdı. Fakat hayvan için hayat neredeyse bitmişti. Köpek kızın gözlerine son kez baktıktan sonra öldü. İşte artık kız etrafında dönen hayatı sorgulamaya başladı. Ne yöne dönse insanların birbirine yaptığı kötülükleri görmeye başladı. Bazen kız insanlara bakınca dua ederdi.

-Tanrım kötülerin elinden kötülüğü al. Böylece kötülük yapacak sebepleri bulamasınlar, diye. Ya da,

- Tanrım kötüleri iyi yap. Onlar o zaman kötülüğün ne kadar kıymetsiz olduğunu anlarlar belki. Zaten öyle değil mi? Kötü olmaktan daha kötü bir şey yok. Kötü kötü olmakla cezalandırılmıştır. Bu yüzdende nedense iyi olmanın ne demek olduğunu anlamıyor olmalı, diye.

Kız her gün kötü olmamak için çok özen gösteriyordu. Fakat bilmediği gerçekler vardı. İnsan çamurda yürürse o çamur ona muhakkak sıçrardı. Evet, doğru duydunuz. Kız kötü olmazdı belki. Ama kötü gözükmek için kötünün yanında durmak yeterliydi. Mesela içki içmiş sarhoş biriyle dolaşıyorsanız, muhakkak sizi de sarhoş sanırlar. İstediğiniz kadar içmedim deseniz de, içmiş ama sarhoş olmamıştır derler. İşte kızın hatası da böyle bir şeydi. Belki niyeti arkadaşını sarhoşluktan korumak ya da sarhoşken ona bekçilik yapmak olabilir. Fakat görünen resim işte tam da bakanlar için böyle değildir.

Gelelim kızın doğru sandığı yanlışına. Kız köpek olayından sonra trafik polisi olmuştu. Maksadı belliydi. Fakat polis trafik aracındaki arkadaşın maksadı ondan tamamen farklıydı. Evet, o rüşvet alıyordu. Fakat bu sadece trafik kurallarına uymayanlardan değil, kötü adamlardan da alıyordu. Hatta bazen polis aracında uyuşturucu, silah gibi maddeleri mafya adına barındırıyor, bazense onların araçlarının geçişini kolaylaştırıyordu. Kız olanları görüyordu. Fakat kötüye kötülük yapmakta bir kötülük olduğundan arkadaşının düzeleceği zamanı bekliyordu. Ama nedense o gün hiç gelmiyordu. Polis arkadaşı sonunda yapacağını yapmıştı. Mafyayı dolandırmış ve ortadan kaybolmuştu. Bunun üzerine mafya kızın peşine takıldı. Kıza,

-Sen onun tek arkadaşısın. Söyle o nerede dediler. Kız bilmediğini söylese de o adamlar ona inanmıyordu. Gece ve gündüz sürekli kızı takip ediyorlardı. Sonunda kıza inanmadıkları için ona birkaç el silahla ateş ettiler.

- O bilmem ne çocuğu gelsin de seni kurtarsın dedi, kötü adamlardan biri. Fakat kız olanlara değil de bir insanın kötü olsa da kötülük yapmasına sebep olduğu için hıçkırarak ağladı. Bu acı yarasından daha ağırdı onun için. Suçladı kendini. Neden kötüye kötülük yaptırdım diye… Ve sonra birden gülmeye başladı. En azından arkadaşına zarar verememişlerdi. Tıpkı o köpek gibi…

01 Ocak 2020 3-4 dakika 102 öyküsü var.
Yorumlar