Aşk Üzerine

Biliyorum başlık biraz Montaigne Amca'ya özenir gibi oldu ama ne yapalım ilk denemem, benim felsefeme göre bir sanata birine özenmeden başlanılmaz zaten...

Aşk...

Yıllar boyunca çeşitli insanlar tarafından anlatılmış, genellikle nasıl hissettirdiği üzerine düşünülmüş, ve bundan öteye geçilememiştir çoğu zaman. Ben aşkın nasıl hissettirdiğini anlatmayacağım bu sefer. Aşkın mekaniğini anlatacağım. Bu anlattığım da en çok, zamanında benim de ağzımın ortasına okkalı bir şamar aşketmiş bu aşk denen mel'unu nasıl geberteceğinizi anlatacağım...

Ve baştan söyleyeyim, bu yazdıklarım dışında istisnalar olabilir, belki de ben kendi içimdeki mekanikleri anlatıyorumdur.

Önceleri kafamdaki şu idi: "Aşk ulvi, şehvet hayvani bir duygudur. O zaman şehvet aşkı öldürür." Kısmen doğru kısmen yanlış bir önerme. Evet aşkı hayvani bir duygu öldürür ama şehvet değil, öfke. Kin ile yoğurulmuş yoğun bir öfke.(lakin bu yazdıklarımı yanlış anlayıp da gidip birine zarar vermeyin içinizde yaşayın öfkenizi, benim de başımı yakmayın :D) Zaten aşk kendi sonunu kendi hazırlayan bir duygu, her şey gibi onun da bir ömrü var, lakin bazen aşk acısı umduğumuzdan da ağır, umduğumuzdan da uzun olabiliyor. Benim amacım hafifletmek ve kısaltmak. Devinim şiirimde de anlatmaya çalıştığım şeylerden biri bu idi. Her şeyin üst noktasına ulaştığı vakit tam tersine yahut daha az yoğun hallerine döndüğünü fark ettim. Duygularda da bu böyledir ama çoğumuz fark etmeyiz. Aşk zaten zamanla öfkeye, kine, nefrete döner (tam tersi olması durumu), ve o kin, öfke, nefret de yavaş yavaş yok olur gider ve içiniz tamamen soğumuş olur (daha az yoğun hale gelmesi durumu).

İkinci olarak kesinlik. Aşkı belirsizlik besler, kesinlik öldürür. Hani "evlilik aşkı öldürür" derler ya, aslında evlilik aşkı öldürmez, evlilikle beraber gelen kesinlik ve sorulacak sorunun olmayışı aşkı öldürür. Merak da aşkı besleyen duygulardan biridir, belirsizlik olmadı mı merak da kalmaz. Ve yavaş yavaş aşkı öldürür. Yerini muhtemelen sevgiye bırakır.

Üçüncü olarak uzaklık. Aşkı öldüren şeylerden biri de mesafedir, maddi yahut manevi uzaklık. Zaten burda da olay aşığın kafasında kesinliğe bağlanıp da umutsuzluk peydah oldu mu (dördüncü olarak umutsuzluğu anlatacağım) muhtemelen o insan aşktan kurtulmaya başlar ve içi öfkeye göre daha yavaş ama yine de soğur.

Dördüncü olarak umutsuzluk. Bence bu biraz tehlikeli bir durumdur, çünki  aşk umutsuzluğa bağlandı mı iki senaryo vardır, ya ölüm, ya kalım. Kızıl Ağır Hisler şiirimde de bunu anlatmaya çalıştım. Aşk gelgitli bir olaydır bir umuda, ordan da bir kesinliğe, yahut umutsuzluğa bağlanıp da ihtimaller kafada yok olursa yine yavaş yavaş ölmeye başlar.

Bir de bence şöyle bir şey var. Benzetme yapmak gerekirse, %99.99 aşk ile şehvet yan yana duramaz. Aşk şehveti imkansıza yakın kılar. İstediğiniz insanı arzulayabilirsiniz bu ihtimal vardır, lakin birine aşık olduysanız istediğiniz kadar çabalayın, o insanı görmekten başka, onunla bir ömür geçirmekten başka bir şey arzulamazsınız (en azından bende böyle oluyor). Hele ki karasevda denilen şeye düştüyseniz, bırakın bir gelecek kurmayı, aşık olduğunuz insanın yanında bile ona hasret kalırsınız...

26 Ekim 2022 3-4 dakika 1 denemesi var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (7)
  • 40 gün önce

    Şimdi tekrardan okudum da ne kadar amatör olduğumu gördüm bu konuda:)

  • 39 gün önce

    Her şeyin ilki zordur Rafet bey yazdıkça gelişip aşar kendini insan ve aşk yazdıklarınız aşk değil sevgi kavramına girer fikrimce ki aşk ,süreklilik arz etmez süreklilik isteyen sevgidir

  • 39 gün önce

    Sanırım dünyada, hakkında en çok düşünülen, en çok konuşulan, en çok yazılan olgu aşktır... Bir çok kişinin aşkı tarifi, aşk tanımı farklıdır... Doktor Erich Fromm yıllar önce aşk ve sevgi konusunda şu tespitleri yapmıştır. “Sevgi kusurları yok etmez, onları da kabul eder. Bir insanı, hiç sebep yokken yüreğinizde sıcacık hissediyorsanız, işte bu gerçek sevgidir.” Seviyorum demek sevmek değildir. Çiçekleri sevdiğini söyleyen bir kadının çiçekleri sulamayı unuttuğunu görürsek, onun çiçek sevgisine inanmayız.'' Zaman zaman aşk ve seks bile karıştırılır hatta ''Aşk yapalım.'' diye yanlış bir cümle kurulur. Desmond Morris ''Sevmek Dokunmaktır.'' der. Bizler de zaman zaman gözlerimiz ile sevdiklerimize dokunuruz, illa ki bunun içinde cinsellik olması gerekmez. Zaman zaman ellerimiz ile dokunuruz, zaman zaman ruhumuzla, kişiliğimizle birilerine dokunuruz, birileri de bize dokunur. Yeter ki kötülük olmasın ne duygularda, ne de ruhta işte o zaman insana dokunur. Evlilik aşkı öldürür, diye de düşünülür, evlilik aşkı daha da kuvvetlendirir diye de düşünülebilir zaman zaman, bu aslında kişinin mutluluğu ile ilgilidir. İnsan mutluysa, tek eşle kırk sene elli sene hem de birbirini aldatmadan hayatını geçirir. Güzel bir yazı ilk sefer için vaz geçmeyip devam etmesini dileriz Rafet Kardeşimizin yürekten kutlarım...

  • 39 gün önce

    Amatör veya alaylı olunmadan uzman kadroya doğrudan geçilmiyor kanısındayım , lütfen çokça yazınız , yazınız ki usta olasınız ... Saygılarımla efem .