Biz İnsanlık Olarak Neyi Hak Ettiğimize İnanmıyoruz

Kendine neyi hak görmüyorsa insan, tam o şey gerçekleşirken, alakasız bir inançtan doğan bir düşünceyle bir davranış şekli sergiler.

Sonra da zaman zaman bunları yapıyorum der. Kendini onlarla bütünleştirir. Kendindeki sorunu bunlar zanneder.

Zaman zaman diğeri/diğerleri tarafından bu davranışlara maruz kalan ise, buna izin veriyorsa ya da anlam veremiyorsa, onun da hak ettiğine inanmadığı şey aynıdır.

Ne kendindeki asıl sorun budur, ne de sorun diğerinde/diğerlerindedir.

Asıl sorun atalardan taşıdığı inanç kalıpları sebebiyle o şeyi kendine hak görmemesidir.

Ve o inançtan kaynaklanan düşünceyle ortaya koyduğu davranış şekli hakikaten de o şeyi hak etmemesini sağlar.

Yani bozuk yemek yediği için midesi bozulmaz insanın. Midesi bozulsun diye bozuk yemek yer.

Midenin mesajı vardır zira.

Eşyalar bizimle konuşmaya başlarsa doktora gitmemizi öneren bir espri dolaşıyor bugünlerde ama aslında yalnızca eşyalar değil, organlarımız, ağaçlar, bitkiler, taşlar, hayvanlar her şey konuşur bizimle.

Kendi dillerinde...

Onların dilini öğrenmek de zor değildir.

Çünkü kökende tek bir dil vardır. Kökende her şey o dil vasıtasıyla iletişim içindedir.

Peki şimdi bu virüs insanlığı kasıp kavururken biz insanlara neyi göstermek istiyor?

Ne diyor?

Biz kendimize neleri hak görmüyoruz?

Neler bir zamanda olamamış diye, yine olamayacağına inanıyoruz?

Ve olamasın diye nasıl davranıyoruz?

Hak etmediğimize inandığımız için hangi inanç ve düşünce kalıplarına sığınıp hangi davranışları koyuyoruz ortaya?

O davranışları sergilediğimizde; kendimizi, insanlık olarak kendimize hak görmediklerimizi hakikaten de hak etmeyen kategorisine soktuğumuzu görebiliyor muyuz?

Görebilenlerimiz hiç de az değil.

Daha çokumuz görelim.

Bu sarmalı önce herkes kendisi, böylece de hep birlikte kırmış olalım.


1 Nisan 2020

01 Nisan 2020 1-2 dakika 15 denemesi var.
Beğenenler (2)
Yorumlar