Ayna

O sahipsiz bir sarayın en ücra odasında bir aynanın içine hapsedilmişti. Sebep mi? Ona dev bir adam aşık olmuştu, fakat kız onun aşkına karşılık vermediği için dev kızı bir aynanın içine özel bir büyüyle hapsettirmişti. Devin kızı kaybetme korkusu o kadar büyüktü ki, kendisi bu durum karşısında küçüldükçe küçülüyordu. Neden mi kız başkasını severse onu tamamen kaybedebilirdi. Bu yüzden ayna kızı hapsetmek için en ideal yerdi. Kimse kızın nerede olduğunu bilemez, bu yüzdende aynanın içine giremezdi. Dahası kız aynanın dışına istese de gidemezdi. Bu durum uzun yıllarca böyle sürdü.

Dev kızı sürekli aynaya bakarak seyretti ve kızı devden başka hiç kimse göremedi. Fakat her şey gibi devde zamanla yaşlandı. Kızsa aynada zaman olmadığı için hep aynı kaldı. Gel zaman git zaman oldu ve dev hayata gözlerini yumdu. Devin kocaman sarayı kocaman bir yalnızlığa gömüldü. Sonra mı? Bir gün o saraya genç ve yakışıklı olan, sıradan bir adam geldi. Şöyle bir sarayın içinde gezen adam sonunda devin odasına girdi. Burada ölmüş devin cesedini gördü. Bundan biraz ürkse de yine de o dada gezinmeye devam etti. Böylece odanın bir köşesine konmuş aynayı gördü ve ona yaklaşırken ayağı kaydı ve istem dışı dudakları aynanın camına kocaman bir öpücük kondurdu. Adam bu durumdan hoşnut olmaz bir şekilde dudaklarını sildi. Arkasını dönüp tam giderken omzunda bir eli hissetti. Arkasını dönüp baktığında adam kızı gördü ve kızın güzelliği karşısında şaşırdı. Kız adama teşekkür etti ve,

-Senin sayende ayna hapsim bitti, dedi. Adam,

-Ne hapsi? Sende kimsin? Ne işin var burada küçük hanım? Burası senin gibi bir bayan için çok tehlikeli. Bence biran önce buradan gitmelisin, dedi. Kız,

-Benim gidecek hiçbir yerim yok. Dev benim bütün ailemi ve akrabalarımı öldürdü. Ve ne yapacağımı bilmiyorum, dedi. Adam önce kızın üzüntüden aklını kaybettiğini düşündü. Fakat kız, adam inansın diye adamın elini tuttu ve aynanın içine doğru onu uzattı. Adam korktu. Çünkü eli aynanın içine girmişti. Dahası eli gözükmüyordu. Bu durumdan adam panikleyerek elini dışarı çekti. Kıza,

-Sana inandım, bu delilikte olsa. İstersen benimle gelebilirsin dedi. Kız başka alternatifi olmadığı için adamla gitti. Yeni bir hayat için. Adamla kız yol boyunca konuştular. Kız ile adamın çok ortak noktaları vardı. Dahası artık birbirlerinden bu iki kişi hoşlanıyordu. Ama bir sorun vardı. Kız hızla yaşlanıyordu. Çünkü kızın ayna öncesi hayatı ile bağı nasılsa aynadan çıktıktan sonra hızla bütünleşiyordu. Adam ve kız bu duruma üzülüyorlardı. Bir çare olmalıydı. Ama kim bulmuştu yaşlılıktan kurtulmanın çaresini. Beklenen oldu ve kız bir gün tamamen yaşlandı. Adam kızın öleceği korkusuyla hızla devin sarayına ve o aynaya gitti. Kızla birlikte aynanın içine girdi. Kız birden gençleşti ve adamsa ayna sayesinde sevdiği kızı kaybetmekten kurtuldu. İkisi de artık aynaya hapisti. Tek gördükleri manzara devin kocaman odası, devin yatağı ve kemikleri olsa da yine de mutluydular. Çünkü onlar için aşkla birlikte ayna seyran olmuştu. Şimdi sorarsınız adam nasıl aynaya girdi. Ayna büyüsünü bozan kimse onun aynaya girebilme yetkisi verilmişti o dev gibi büyüyle de ondan. Yaaa…

Zübeyde Yalçınkaya

Yorumlar
  • Henüz yorum yazılmamış