Tezahür

Orhan Pamuk’un yeni hayat adlı kitabının girizgahında geçen "Bir gün bir kitap okudum ve bütün hayatım değişti" sözünden ilham alan Burak, gözlemlerini kaleme aldığı yazısını en sevdiği iki arkadaşı olan Leyla ve Cevdet’e okumaya karar vermişti. Buyurun arkadaşlar şuraya oturun lütfen ve dinleyin dedi, okumaya başladı: "Hiçbir kelimenin, sözlerin tılsımının fayda sağlamayacağı bir anda önünden film şeridi gibi geçen hayatının tesiri olarak üzerinde bilinemeyen halsizlik, yenilmişlik, teslimiyet hissedersin. Gözlerinde uzaklara mest olmuş meczup bir tavır. Öyle bir güç ki bu, en masalsı hayalleri bile kabul etmeyen. Bedeninde savruk rüzgar izleri. Hepsinden vahimi de, evvelinde birikmiş onca çöp yığını. Ben ne ara böyle oldum dedim kendi kendime. Ne ara böylesi harap vaziyetlerin mümessili oldum. On - on beş dakika kadar içinden çıkamadığım durumdan ah Allah’ım diyerek çıkmıştım. Derin bir nefes alıp üstüne soğuk su içmiştim. Ne anladın dünyadan dersen; aşık Veysel’in dediği gibi: "Say ki koca bir pazar dolandım. Üç metre bez aldım, gidiyorum" işte bu kadar. İnsanlar vardır bir ışık görür o ışığa doğru yürür gider. Her şeyini o İlahi ışığa borçludur, şükran doludur, mutludur. İnsanlar vardır tüm yaşadıklarının sebebinin talihsiz kaderinden kaynaklandığını belirterek isyan içinde, sıkıntı içinde, dert içinde sürüklenir durur. Seviyorum dersin mesela, halbuki sevdiğini söylediğin kişinin umurunda değilsindir. Ancak onun sana olan tutumunu görmez, öyle çok seversin ki neredeyse mecnuna dönersin, sonra aklını yitirip can verirsin. Bazen, bazenler seni kuşlar kadar özgür kılar; bazen, bazenler seni hapishaneye atar." Burak, okuması bittikten sonra Cevdet ve Leyla’ya baktı. Cevdet ve Leyla’da birbirlerine. Ne garip değil mi dedi Cevdet? Evet dedi Leyla, rengini mavi sandığımız denizin gerçekte renginin mavi olmaması kadar garip. Derin bir sessizlik oluşmuştu aralarında.
Saatte epey bir geç olmuştu. Saatin geç olduğunun farkına varmıştı ki Burak saatine baktı. Ooo dedi saat 01:02 olmuş, bu saatte sizi hiçbir yere bırakmam, itiraz da istemiyorum bugün bende kalıyorsunuz dedi. Leyla ve Cevdet gülümseyerek tereddütsüz kabul ettiler. Çünkü biliyorlardı ki Burak’tan zarar gelmeyeceğini, ona güveniyorlardı. Burak, iki arkadaşının da yerlerini hazırlamış, iyi geceler dileklerinde bulunduktan sonra uyuma numarası yapmış yarım saat sonra gizlice yatağından doğrularak balkona çıkıp bir sigara yakmıştı. Kafasında binbir tilki geziyordu. Yo yo dedi, şu yaşadığım hayatımı değiştireceğim, göreceksin! Kanı deli deli akıyordu genç Burak’ın ama çizeceği yolu bilmiyordu, nereye doğru kürek çekeceğini bilmiyordu, bilgisizdi, hiç yaşayamamıştı...

Günler geceyi, gece günleri kovalarken işten erken ayrıldığı bir gün havanın da güzelliğine aldanarak eve gitmemiş, dışarıda avare gibi gezip dolaşmaya vermişti kendini. Mağazanın vitrinlerine bakıyor, caddelerin o kalabalık ışıltısında kayboluyor, yorulduğunda bankın birine oturup yakıyordu bir sigara daha. Eylül vari bir halet-i ruhiyenin tam ortasında bulunurken ağacın birine yapıştırılan afiş dikkatini çekmişti. Afişe yakınlaştı, yakınlaştı, yakınlaştı. Afişte Almanya’da dolgun maaşla işçi olmak ister misiniz yazıyordu. Bu afişi görmesi tesadüf müydü, yoksa düşünce yapısı bu afişi kendine doğru mu çekmişti? Hemen afişte yazan numarayı aradı ve yaklaşık bir hafta sonra dönüş yaptıklarında Almanya’ya kabul edildiğini öğrenmişti. Velhasıl kelam değiştirmişti hayatını. Pılını pırtını toplayıp arkadaşlarına haber vermeden ilk uçakla Almanya’ya uçmuş, bir daha Türkiye’ye dönmeksizin orada düzen kurmuştu. Artık benim için geçmiş yok diyordu, Cevdet yok, Leyla yok, Türkiye yok, amelelik yok... Aradan altı yıl geçmiş, yoğun iş temposunun ardından evine giderken ırkçı bir Alman’ın silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetmişti Burak. Mezar taşına Burak Kaygusuz yerine gurbetçi işçimiz yazılmıştı. Her ne kadar şans Burak’tan yana olmasa da, en azından mutluluğu bulmak için çareler aramış, aradığını bulmuş ve altı yıl mutlu yaşamıştı.


21 Haziran 2021 3-4 dakika 19 öyküsü var.
Beğenenler (4)
Yorumlar (1)
  • 34 gün önce

    Kutlarım Fırat Bey, kaleminize sağlık.